kuran mucizeler logo

Kuran’da insanın fiziksel yaratılışı ile ilgili işaretler vardır.

Bu konu ile ilgili detaylı inceleme aşağıdaki makaleden yapılabilir.

https://kuranmucizeler.com/nutfe-alak-tutunup-asili-duran-mudga-bir-isirilmis-et-parcasi-kavramlari-ve-kemiklere-et-giydirilmesi

Özetlediğimizde;

Nutfe: Kadın vajinasına dökülen meninin sıvılaşması (‘liquefaction’) ve akışkan hale gelmesi ile rahim içine süzülebilen az bir sıvı damlacığıdır. Karma yapısı vardır. Sperm hücreleri, prostat ve seminal bezlerden salgılanan içerikleri kapsar. (Kadın oositi ile fertilizasyon daha gerçekleşmemiştir.)

Alak: Döllenmiş ve rahmin iç zarına mikrovillüslar ile yapışıp asılı kalmış, yapışmış-tutunmuş embriyo

Mudğa: Çiğnenmiş bir et gibi, üstünde ısırık-diş izleri varmış gibi görünen belirli belirsiz bir et parçası. Diş izleri gibi görünen yapılar somitler olarak isimlendiriliyor modern embriyolojide.

Kemiklerin oluşması ve sonrası onlara et (kas) giydirilmesi: Somitlerden kemik ve kas gelişimi anlatılmış. Önce kemikler oluşmakta sonra kaslar göç ile kemiklerin yanına gelip onları sarmakta.    

Sonra başka bir yaratılış ile insan haline getirilmesi.

 

Kuran bu sırayı çok güzel anlatırken bazı ateistler Galen’in ceninleri incelemiş olduğunu ve Kuran’dan önce bunları yazdığını söyler ve aşağıda göreceğiniz metni Kuran’a karşı delil gösterir. Ama bu ateistler getirdikleri delili tam olarak incelemedikleri için kuru gürültü çıkarıp insanları yanıltmaya, Kuran'daki embriyoloji mucizesini saptırmaya ve küçültmeye çalışırlar.

Bir insan hiç bir şeye körü körüne inanmamalıdır. İnanma konusunda kararını vermeden önce konuyu iyice araştırmalıdır. Bu bağlamda biz de ateistlerin iddialarını detaylı inceledik.

 

Değerlendirme;

Galen ile Kuran’ın benzemediği hemen söylenebilir.  Kuran modern embriyoloji ile paralel bilgiler verirken Galen’in incelemeleri antik dönemde yaşamış ve modern bilim imkânı olmayan bir kişinin çıplak gözle yapabileceği gözlemlerdir. (Herkes bunu yapabilir.)

Galen hayvan ve insan düşüklerini (cenin) incelemiş olabilir. Onlara otopsi yapmış olabilir. Ama çıplak gözle ancak aşağıdaki metin çıkabiliir. Modern embriyolojinin teknoloji ile tespit ettiği bilgilere ulaşması mümkün değildir. Zaten aşağıda metin okunduğunda metnin çok basit ve bilimsellikten uzak olduğunu görülür. Zaten adamcağızın elinde 2 gözünden başka bir şey de yoktur.

Kuran'da ise çıplak göz ile tespit edilemeyecek bilgiler vardır. Kuran'da nutfenin karma bir yapıda olduğunun işaret edilmesi, alak'ın (embriyo) yapışkan, tutunan, asılı duran bir şey olduğunun işaret edilmesi, somitlerin işaret edilmesi (ısırmaya bağlı diş izleri gibi görünür), onların belirli belirsiz olmaları (çok net görünmemekle birlikte görünür olmaları) ve hemen sonrasında kemikleri oluşturduk ve onlara sonra et giydirdik denmesi insan gözü incelemeleri ile bilinmesi mümkün olamayan şeylerdir.

 

Metnin incelenmesi;

1. evre

Galen: Meni evresi olarak tanımlıyor. ‘İlk evrede, hem düşükte hem de otopside görüldüğü gibi, meni formları hakimdir’

Yorum: Tamamen yanlış. Meni formları artık ortada bile yok bu evrede. Sperm oosit ile döllenince artık meniden söz edilemez. Kuran'daki nutfe için yukarıdaki tanımı okuyunuz. Nutfe koruması sağlam olan bir yere (rahme) yerleştiriliyor. 

 

2. evre:

Galen: ‘fetus bir et formuna sahip olup artık meni formdan çıkmıştır’

Yorum: Et demesinden başka bir ek bilgi vermiyor. Kuran ise et demekle birlikte üstünde ısırık izlerine benzer izler olduğunu bildiriyor. Ayrıca Kuran belirli belirsiz demektedir. Yani yapılar çok net olarak görülmemekle birlikte hafif farklılaşma izlenir.

 

3. evre

Galen: Bu evrede önde gelen 3 parçanın şeklini (3 parçanın ne olduğu belirtilmemiş) de açık seçik görebileceğiniz gibi mideyi oluşturan parçaların bunlardan daha koyu, hele hele dış uzuvların ise hepsinden de daha koyu olduğunu izleyebilirsiniz. Dallara benzerlik gösterdiği için Hipokrat’ın da tanımladığı ifade ile bu kısımlar daha sonra “dalları” oluşturacaktır.

Yorum: Embriyoloji konusunda hiçbir ek katkı yok. Kuran’da ise kemiklerin önce oluştuğu, daha sonra onlara et giydirildiği bildirilerek sadece modern embriyolojinin bilebileceği bir bilgiyi sunmaktadır.

 

4. evre:

Etin kemikler tarafından büyütüldüğü yazılmıştır.

Yorum: Bu da doğru değildir. Kasların somitlerden gelişimini kontrol eden mekanizma nöral tüpten salgılanan proteindir.  Nöral tüp arka kısmından salgılanan WNT proteinleri PAX3 ekspresyonunu yapar ve bu da somitlerin arka-iç ve ön-dış kısımlarındaki hücrelerin kas hücrelerinin öncüsü olan hücrelere dönüşmesine sebep olur.

 

Sonuç:

Galen iyi niyetli olarak hayvan ve insan ceninlerini incelemiş olabilir. Modern teknolojiden yoksun olduğu için sadece gözleri ile görebildiklerini not etmiştir. Galen’den başka antik çağ adamları da bunları yapmış olabilir.

Ama Kuran’da farklı bir durum vardır. Çıplak gözle görülemeyecek olan bulguları bize sunmaktadır.

Nutfenin karma bir yapıya sahip olduğu;

Meninin sıvılaşmasına bağlı nutfenin oluşması

Nutfenin rahim içine (korunaklı bir yere) süzülerek yerleştirilmesi

Alak (embriyonun) rahim içi duvarına asılıp duran-tutunan bir şey olması

Mudğanın belirli belirsiz bir çiğnemlik et parçası olması ile somitlerin işaret edilmesi.

Kemiklerin önce oluşturulması. Sonra kasların göç edip edip kemikleri sarması ve ona bağlanması (giydirilmesi)

 

Aşağıda Galen’in metni verilmiştir. 

Metinin Yunanca, İngilizce ve Türkçe anlamı;

Galen: De Semine in Greek

galen embriyolojisi

English translation:

But let us take the account back again to the first conformation of the animal, and in order to make our account orderly and clear, let us divide the creation of the foetus overall into four periods of time. The first is that in which. as is seen both in abortions and in dissection, the form of the semen prevails (Arabic nutfah). At this time, Hippocrates too, the all-marvelous, does not yet call the conformation of the animal a foetus; as we heard just now in the case of semen voided in the sixth day, he still calls it semen. But when it has been filled with blood (Arabic alaqa), and heart, brain and liver are still unarticulated and unshaped yet have by now a certain solidarity and considerable size, this is the second period; the substance of the foetus has the form of flesh and no longer the form of semen. Accordingly you would find that Hippocrates too no longer calls such a form semen but, as was said, foetus. The third period follows on this, when, as was said, it is possible to see the three ruling parts clearly and a kind of outline, a silhouette, as it were, of all the other parts (Arabic mudghah). You will see the conformation of the three ruling parts more clearly, that of the parts of the stomach more dimly, and much more still, that of the limbs. Later on they form "twigs", as Hippocrates expressed it, indicating by the term their similarity to branches. The fourth and final period is at the stage when all the parts in the limbs have been differentiated; and at this part Hippocrates the marvelous no longer calls the foetus an embryo only, but already a child, too when he says that it jerks and moves as an animal now fully formed (Arabic ‘a new creation’) ...

... The time has come for nature to articulate the organs precisely and to bring all the parts to completion. Thus it caused flesh to grow on and around all the bones, and at the same time ... it made at the ends of the bones ligaments that bind them to each other, and along their entire length it placed around them on all sides thin membranes, called periosteal, on which it caused flesh to grow [19].

 

Türkçe çevirisi:

Hesaplarımızı temiz ve düzenli hale getirmek için bir hayvanın ilk biçimlendiği döneme geri dönelim ve fetusun oluştuğu bu dönemi dört farklı devreye ayıralım. İlk evrede, hem düşükte hem de otopside görüldüğü gibi, meni formları hakimdir. Bu noktada, muhteşem Hipokrat da, hayvanın şeklini henüz fetus olarak tanımlamayıp meni formu aşamasının 6. günde sona erdiğini duyduğumuz halde bu formu hala meni olarak tanımlar. Ama eğer bu oluşum kan ile doluysa ve kalp, beyin ve karaciğer henüz tam olarak belirginleşip şekillenmediği halde belli bir dayanışma gösteriyor ve önemli bir boyuta ulaşmışsa bu da ikinci evredir ve fetus bir et formuna sahip olup artık meni formdan çıkmıştır. Buna göre, siz de Hipokrat’ın böyle bir formu artık meni olarak tanımlamadığını ama bahsettiği gibi fetus olarak tanımlayacağını düşünebilirsiniz. Anlatıldığı gibi, eğer önde gelen bu 3 parça diğer parçalardan açıkça, bir siluet şeklinde ayrılmaya ve belirgin bir biçimde görünmeye başladığında da bu dönemi üçüncü evre takip eder. Bu evrede önde gelen 3 parçanın şeklini de açık seçik görebileceğiniz gibi mideyi oluşturan parçaların bunlardan daha koyu, hele hele dış uzuvların ise hepsinden de daha koyu olduğunu izleyebilirsiniz. Dallara benzerlik gösterdiği için Hipokrat’ın da tanımladığı ifade ile bu kısımlar daha sonra “dalları” oluşturacaktır. Dördüncü ve son evre ise, bacak ve kol gibi dış uzuvların tüm parçalarının ayırt edilebildiği aşamadır. Bu evrede muhteşem Hipokrat, fetusu artık embriyo olarak da tanımlamaz, bilakis artık kasılma hareketleri gösterdiği ve ana rahminde canlı bir hayvan gibi hareket ettiği için bu tamamlanmış oluşuma “çocuk” der…
… Bu aşamada doğanın organları tam olarak belirleme ve tüm parçaları tamamlama zamanı gelmiştir. Bu da etin kemikler etrafında büyümesine sebep olur, ve aynı zamanda … kemik uçlarını birbirine bağlayan bantları meydana getirir ve tüm uzunluğu boyunca periost denilen ince membranların yerleşmesine ve burada etin gelişmesine neden olur.

    

En doğrusunu Allah bilir.