{"id":"2862","kuran_ayet_no":"1656","sure_no":"12","ayet_no":"62","ayet_arapca":"1656|12|62|وَقَالَ لِفِتْيَٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ","ayet_ie":"<p>Ve dedi fetânlarına<sup>936</sup>: \"Koyun emtialarına<sup>*</sup> onların; eyer&nbsp;heybesine<sup>**</sup> içine; belki onlar arif olurlar<sup>***</sup> ona<sup>****</sup> döndükleri zaman ahalilerine<sup>568</sup>; belki onlar geri dönerler.</p>","ayet_ahmed_samira":"","ayet_not":"","date_ceviri":null,"date_revizyon":null,"versiyon":null,"not_1":"<p><sup>*</sup>Ticaret malı. Anlarız ki Yûsuf'un kardeşleri ticaret yapmaktadır. Mısır'dan aldıkları emtiaları memleketlerinde satmaktadırlar.<sup>**</sup>Hayvanların taşıdığı eyer üzerine iki taraflı geçirilen heybe, torba, çanta. İki taraflı yüklendiği için hayvanın dengesi&nbsp;bozulmaz.&nbsp;&nbsp;<sup>***</sup>Anlarlar, bilirler.<sup>****</sup>Koyduğumuza.</p>","not_2":"","not_3":"","arapca_metin":"1656|12|62|وَقَالَ لِفِتْيَٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ","latin_literal":"62. Ve kâle li fityânihic’alû bidâatehum fî rihâlihim leallehum ya’rifûnehâ izenkalebû ilâ ehlihim leallehum yerci’ûn(yerci’ûne).","arapca_harekesiz":"","ayet_latin_tablo":"","kavramlar":[]}