{"id":"1862","kuran_ayet_no":"1104","sure_no":"7","ayet_no":"150","ayet_arapca":"1104|7|150|وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ","ayet_ie":"<p>Ve ne zaman döndü Mûsâ kavmine gazab (-la) ve bir üzgünlük (-le); dedi (Mûsâ): \"Ne kötü oldu ardımdan halifeliğiniz<sup>65</sup> bana; acele mi ettiniz Rabbinizin<sup>4</sup> emrine?\"; ve attı/fırlattı levhaları; ve tuttu başını kardeşinin; çekiyordu onu kendine doğru; dedi (Mûsâ'nın kardeşi): \"Anamın oğlu; doğrusu (o) kavim/toplum zaaflı bıraktılar beni; ve neredeyse katlediyorlardı beni; öyle ki sevindirme bana (karşı) düşmanları; asla koyma beni&nbsp; zalimler kavmiyle birlikte.\"</p>","ayet_ahmed_samira":"","ayet_not":"","date_ceviri":null,"date_revizyon":null,"versiyon":null,"not_1":"","not_2":"","not_3":"","arapca_metin":"1104|7|150|وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ","latin_literal":"150. Ve lemmâ recea mûsâ ilâ kavmihî gadbâne esifen kâle bi’semâ haleftumûnî min ba’dî, e aciltum emre rabbikum, ve elkal elvâha ve ehaze bi re’si ahîhi yecurruhû ileyh(ileyhi), kâlebne umme innel kavmestad’afûnî ve kâdû yaktulûnenî fe lâ tuşmit biyel a’dâe ve lâ tec’alnî meal kavmiz zâlimîn(zâlimîne).","arapca_harekesiz":"","ayet_latin_tablo":"","kavramlar":[]}