{"id":"1873","kuran_ayet_no":"1117","sure_no":"7","ayet_no":"163","ayet_arapca":"1117|7|163|وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتِيهِمْ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ","ayet_ie":"<p>Ve sor<sup>*</sup> onlara kentten; öyle ki olmuştu (o) denize sunuşlu<sup>**</sup>; taşıyorlardı/sınırı aşıyorlardı o zaman (onlar)&nbsp;sebte<sup>272</sup>; geliyordu o zaman balıkları onların sebt<sup>272</sup> günü belirginleşenler<sup>***</sup> (olarak); ve sebt<sup>272</sup> olmayan gün gelmiyorlardı; işte böyledir; belalandırıyorduk<sup>256</sup> onları fâsıklık<sup>38</sup> eder olduklarıyla.</p>","ayet_ahmed_samira":"","ayet_not":"","date_ceviri":null,"date_revizyon":null,"versiyon":null,"not_1":"<p><sup>*</sup>Resûl Muhammed.<sup>**</sup>Deniz kenarında.<sup>***</sup>Görünürler.&nbsp;</p>","not_2":"","not_3":"","arapca_metin":"1117|7|163|وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتِيهِمْ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ","latin_literal":"163. Ves’elhum anil karyetilletî kânet hâdıratel bahri iz ya’dûne fîs sebti iz te’tîhim hîtânuhum yevme sebtihim şurre’an ve yevme lâ yesbitune lâ te’tîhim, kezâlike neblûhum bi mâ kânû yefsukûn(yefsukûne).","arapca_harekesiz":"","ayet_latin_tablo":"","kavramlar":[]}