Bu ayetlerde Yüce Allah mümin kimselere zorluklara karşı kendisinden sabırla ve salatla yardım istenmesini buyuruyor.

‘stainû’ kelimesi fiildir yani bir eylemdir. ‘Yardım için aranmak’, ‘yardım için yol aramak’, ‘yardım istemek-talep etmek’ gibi bir eylemi içerir. Bu eylemin nasıl yapılması gerektiği hemen sonrasında gelen ‘bis-sabri’, ‘sabırla’ ve ‘s-salâti’, ‘salatla’ kelimeleri ile bildiriliyor. Yardım sadece Yüce Allah’tan istenecekse, bu eylemi her müminin bireysel olarak yapması gerektiği anlaşılıyor. Her birey bireysel olarak sabır gösterecektir. Öyleyse salat eylemi de bireysel yapılacaktır.

Bu şekilde olunca bir birey sabırla ve salatla bu yardımı isteyecektir Yüce Allah’tan.

Böylece anlarız ki; bu ayetlerde geçen salat kelimesi bir bireyin Yüce Allah’tan kendisi için destek istemesidir. Bu da yoğunlaşmış dua ile olur. Bu salatın sabah namazı (‘Salatul Fecr’, Güneş doğmadan önce) ve akşam namazı (‘Salatul Işa’, Güneş’in batmasından gecenin tam karanlık zamanına kadar uzayan bir vakitte kılınan) olmak üzere günde 2 kez yapılması gerektiğini Kuran’dan öğreniyoruz.

Salatın ağır/bunaltıcı olması;

Salat için bir kişi sıcak yatağından kalkacaktır. Abdestini alacaktır. Yüce Allah’ına yoğunlaşmış bir şekilde, kısık bir ses ile dua edecektir. O’ndan destek isteyecektir. Yine Güneş batınca aynı işlemi tekrarlayacaktır. Açıktır ki gerçek teslim olmayanlara bu süreç mutlak şekilde zor/zahmetli/ağır ve bunaltıcı gelecektir. Ancak gönülden tam teslim olmuş kimseler için bu durum farklıdır. Onlar salatı dört gözle beklerler. Yüce Allah ile bir bağlantı kurma ‘connection’ fırsatı olarak görürler.

En doğrusunu Allah bilir.

 

Kur'an Mucizeleri — Prof. Dr. İbrahim Esinler