Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
16. Sûre · Ayet 97
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin

16. Nahl Suresi

Ayet 97

Arapça Metin (Harekeli)

1996|16|97|مَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Latin Literal

97. Men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe le nuhyiyennehu hayâten tayyibeh(tayyibeten), ve le necziyennehum ecrehum bi ahseni mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

Türkçe Çeviri

Kim yaptı bir sâlihât18 erkekten veya kadından; ve o (ki) bir mümindir27; öyle ki mutlak hayat veririz ona* güzel bir hayat; ve mutlak cezalandırırız63 onları ecirlerine820 (karşı); yapar olduklarının daha güzeliyle**.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 amile yaptı عَمِلَ عمل
3 salihen bir sâlihât صَالِحًا صلح
4 min مِنْ -
5 zekerin erkekten ذَكَرٍ ذكر
6 ev veya أَوْ -
7 unsa kadından أُنْثَىٰ انث
8 vehuve ve o وَهُوَ -
9 mu'minun bir mümindir مُؤْمِنٌ امن
10 felenuhyiyennehu öyle ki mutlak hayat veririz ona فَلَنُحْيِيَنَّهُ حيي
11 hayaten bir hayat حَيَاةً حيي
12 tayyibeten bir güzel طَيِّبَةً طيب
13 velenecziyennehum ve mutlak cezalandırırız onları وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ جزي
14 ecrahum ecirlerini أَجْرَهُمْ اجر
15 biehseni en güzeliyle بِأَحْسَنِ حسن
16 ma مَا -
17 kanu olduklarına كَانُوا كون
18 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1

*O kimseye.**Rabbimiz hak edenlere hak ettiği ecirden daha güzelini verecektir.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim

Nahl Suresi - Ayet 97

Sure 16 Ayet 97 - Nahl/Dişi Bal Arısı

Sure 16: Nahl/Dişi Bal Arısı

Ayet No: 97 | Kur'an Ayet No: 1996 | ٱلنَّحْل

Arapça Metin (Harekeli)

1996|16|97|مَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Latin Literal

97. Men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe le nuhyiyennehu hayâten tayyibeh(tayyibeten), ve le necziyennehum ecrehum bi ahseni mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

Türkçe Çeviri

Kim yaptı bir sâlihât18 erkekten veya kadından; ve o (ki) bir mümindir27; öyle ki mutlak hayat veririz ona* güzel bir hayat; ve mutlak cezalandırırız63 onları ecirlerine820 (karşı); yapar olduklarının daha güzeliyle**.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 amile yaptı عَمِلَ عمل
3 salihen bir sâlihât صَالِحًا صلح
4 min مِنْ -
5 zekerin erkekten ذَكَرٍ ذكر
6 ev veya أَوْ -
7 unsa kadından أُنْثَىٰ انث
8 vehuve ve o وَهُوَ -
9 mu'minun bir mümindir مُؤْمِنٌ امن
10 felenuhyiyennehu öyle ki mutlak hayat veririz ona فَلَنُحْيِيَنَّهُ حيي
11 hayaten bir hayat حَيَاةً حيي
12 tayyibeten bir güzel طَيِّبَةً طيب
13 velenecziyennehum ve mutlak cezalandırırız onları وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ جزي
14 ecrahum ecirlerini أَجْرَهُمْ اجر
15 biehseni en güzeliyle بِأَحْسَنِ حسن
16 ma مَا -
17 kanu olduklarına كَانُوا كون
18 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1

*O kimseye.**Rabbimiz hak edenlere hak ettiği ecirden daha güzelini verecektir.

Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kavram 18:

Sâlihât


Kısa Açıklama: 18 Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.
Kavram 27:

Mümin


Kısa Açıklama: 27 İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.   
Kavram 63:

Ceza


Kısa Açıklama: 63 Karşılık, hak edilen.
Kavram 820:

Ecir


Kısa Açıklama: 820 Ödül, mükafat.