Yazdır

Ahiret evreninde yapılan hesap görme sonucunda kurtuluşa hak kazanan erkekler ve kadınlar Yüce Allah tarafından cennet evrenlerine sokulacaktır. Bu evrenlerin nasıl yerler olduğu konusunda Kuran’da kısa bilgiler veriliyor.

Cennet evrenlerinin nasıl olacağı konusunda birçok uydurma hadis olması nedeni ile insanların aklı karışmıştır. Oysa Kuran bizlere yeterli bilgi vermektedir. Bu makalenin ana amacı cennet evrenlerinin nasıl bir yer olduğunu incelemek değildir. Bu makalenin ana amacı “huri” kavramı, “gılmân” ve “vildân” kavramlarını incelemektir.

Aşağıdaki ayette açık ve net olarak görülebileceği gibi cennet evrenlerine girmeyi hak kazanmış olan kadınların ve erkeklerin tüm arzuları, tüm istekleri, tüm umdukları, tüm dua ettikleri, tüm çağırdıkları her şey ama her şey gerçekleşecektir. Arzulayıp da gerçekleşmeyecek hiçbir şey olmayacaktır. 

Yüce Allah aşağıdaki 41:31 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4247|41|31|نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ

Nahnu evliyâukum fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhireti, ve lekum fîhâ mâ teştehî enfusukum ve lekum fîhâ mâ teddeûne.

Bizleriz sizlerin yakın koruyucuları/himaye edenleri dünya hayatında ve ahirette; ve sizleredir orada nefislerinizi istediği/şehvet duyduğu/arzuladığı/umduğu; ve sizleredir orada çağırdığınız/dua ettiğiniz.

 

Cennet evrenlerinde cinsiyet ve cinsellik var mı?

Cennet evrenlerinde cinselliğin olup olmayacağı konusunu Kuran'a bakarak anlayabiliriz. Kuran bizlere bazı işaretler veriyor. Kuran'ı dikkatli bir şekilde incelediğimizde ahiret evreninde cinsiyetin (dişi ve erkek) olduğunu kesin olarak anlıyoruz. Lütfen aşağıdaki makaleyi okuyunuz.

Ahiret evreninde cinsiyet var mı? Kadın ve erkeklerden oluşan 3 grup.

Ahiret evreninde cinsiyetimiz ile yaratılacağımıza göre cennet evrenlerinde de kendi cinsiyetimiz ile (dişil veya eril-erkek) var olmamız gereklidir. Kendi cinsiyetimiz ne ise cennette de o cinsiyet ile yaratılacağız. Kadınlar kadın olarak erkekler de erkek olarak yaratılacaktır. 

Bir ortamda kadın ve erkek cinsiyeti var ise mutlaktır ki Yüce Allah’ın sünnetine göre (iş ve oluşları yapma yöntemine göre) bu cinsiyetler arasında çekimaşk, sevgi, bağlılık ve cinsel ilişki olmalıdır. Yüce Allah bu duyguları bize dünya hayatında verdiğine göre cennet evrenlerinde vermemesi düşünülemez. Böylece anlarız ki cennet evrenlerinde kadın erkek ilişkileri (aşk, bağlılık, tutku, sevgi, cinsel ilişki) olacaktır.

Kuran’da cennette yaşanacak olaylardan çok kısa kesitler verilmektedir. Açıktır ki cennetteki nimetlerin tamamının zikredilmesi gereksizdir. Kısa kesitler vermek, oradaki hayat hakkında kısa bilgiler vermek bizlere cennet evrenleri hakkında ipucu verir. Mutlaktır ki Kuran’da zikredilmeyen sayısız nimet cennet evrenlerinde verilecektir. Kuran'da yer almıyor diye cennette yoktur asla denilemez. 

Huriler kimlerdir?

Huri” konusu birçok tartışmaya neden olmuştur. “Bunlar nasıl varlıklardır?”, “Cinsiyetleri var mıdır?” gibi birçok soru akla gelmektedir. Yüce Allah’ın izni ile aklımızı kullanarak ve Yüce Allah’ın Kuran’ını kılavuz olarak alarak cevap vermeye çalışalım.

Ayetleri incelemeye başlayalım;             

Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4466|44|54|كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

Kezâlike, ve zevvecnâhum bi hurin înin.

Bu böyledir; eşleştirdik onları hurilerle, iri güzel gözlü.

4753|52|20|مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

Muttekiîne alâ sururin masfûfeh, ve zevvecnâhum bi hûrin înin.

Yaslananlar koltuklar/tahtlar üzerine, sıralanmış/dizilmiş; eşleştirdik onları hurilerle, iri güzel gözlü.

 

(حُورٍ) hurin kelimesi kökü (حور) gözün siyahı ile beyazı arasında belirgin bir kontrast farkının olması (having eyes with a marked contrast of White and black), gözün siyahının koyu/yoğun siyah olması ve gözün beyazının yoğun beyaz olması (intensely white and deep black) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 247 (of 1303)

(عِينٍ) înin kelimesi kökü (عين) göz (eye), iri-güzel göz (large beautiful eyes) anlamındadır.  Brill, page 658 (of 1063)

Ayetlerin bizlere verdiği bilgilerden anlarız ki bu varlıklar iri gözlü, güzel gözlü, gözlerinin siyah kısmı belirgin (göz pupilleri büyük), gözlerinin beyaz kısmı da belirgin olan varlıklardır. Siyah ile beyaz arasında güzel bir kontrast vardır. Özetle; bu yaratıklar çok güzel gözlere sahiptir. Çok güzel gözlere sahip olmaları onların sağın arkadaşları/yoldaşları için çekici/etkileyici olmaları için kasıtlı yaratıldıklarını düşündürür. Yüce Allah’ın sünneti düşünüldüğünde mutlaktır ki bu yaratıkların mükemmel güzellikte bedenlerde yaratılmış oldukları anlaşılır.

Bu güzel bedenli yaratıkların cenneti hak etmiş olan insanlarla eşleştirildiği görülüyor. Bu eşleşmenin tek bir huri ile mi yoksa daha fazla huri ile mi olduğu ayetlerden anlaşılamıyor. Yani bir insanın tek bir hurisi olabileceği gibi birden fazla hurisi de olabilir. Ancak bir huri ancak tek bir insanla eşleşebiliyor. Bunu 56:36, 56:37 ve 55:74 ayetlerinden anlıyoruz.

Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

5013|56|36|فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

Fe cealnâhunne ebkâren.

Öyle ki, yaptık onları ilk doğanlar/bâkireler.

5014|56|37|عُرُبًا أَتْرَابًا

Uruben etrâben.

Tutkuyla sevip bağlananlar; eşitler yaşta.

4971|55|72|حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ

Hûrun maksûrâtun fîl hiyâm.

Huriler, sınırlanmış/kontrol edilmiş; köşkler içinde.

4973|55|74|لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ

Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânnun.

Asla temas etmez onlara bir insan ve de bir cin, onlardan önce.

 

Açık ve nettir ki bu huriler başka hiçbir şeyle daha önceden eşleşmemiştir. Sadece ve sadece Yüce Allah’ın ödül olarak cenneti nasip ettiği kimselere bağlanacaklardır. Bir huri sadece bir kişi ile eşleşecektir, bir kişiye bağlanacaktır. Ancak bir kişinin kendisine bağlı birden fazla hurisi olabilir. Bunu tam olarak bilmiyoruz.

Hurilerin cinsiyetleri nedir?

Bu konuyu incelemeden önce kısaca Arapça gramer hakkında bilgi verelim. Arapçada İngilizcedeki gibi dişil ve eril şahıslar ayrı ayrı işaret edilir. İngilizcede dişi bir kişinin kitabı derken ‘her book’ denir. Eril bir kişinin kitabı işaret edilirken ‘his book’ denir. Arapçada kelimeler de dişil ve eril olabilir. Bunlar gerçek cinsiyetleri her zaman yansıtmaz. Ancak zamir olarak geldiğinde, cinsiyet sahibi olabilen varlıklar işaret edildiğinde gerçek anlamda cinsiyeti işaret eder.

55:74 ayetinde ‘lem yatmishunne’, ‘لَمْ يَطْمِثْهُنَّ’, ‘temas etmez onlara’ kelimesindeki ‘hunne’ zamiri dişil varlıkları işaret eder. Ayrıca 56:36 ayetindeki ‘جَعَلْنَٰهُنَّ’,  ‘cealnâhunne’, ‘yaptık onları’ kelimesi de aynı şekilde 'hunne’ zamiri ile gelmiş olup dişil varlıkları işaret eder.

Böylece anlarız ki Kuran’da işaret edildiğine göre huriler dişil varlıklardır. Ancak önemli bir nokta unutulmamalıdır. Bu dişil, güzel bedenli, güzel gözlü, muhteşem güzellikle yaratılmış olan bu varlıklar cennete girmeye hak kazanmış, sağın arkadaşları/yoldaşları olan erkek kimseler içindir. Ayetler bunu söylüyor. Ancak bu demek değildir ki cennete girmeye hak kazanmış, sağın arkadaşları/yoldaşları olan kadın kimseler için de dişi huriler olacak. Ayette kadınlar ile eşleşecek olan varlıkların cinsiyeti direkt olarak işaret edilmemiştir.

Yüce Allah neden erkeklere seslenmiş de kadınlara seslenmemiş?

Arapçada bir topluma seslenilirken şu gramer kullanılır; toplum kadın ve erkekli karışık ise gramer olarak eril kullanılır. Toplum sadece ve sadece dişilerden oluşuyorsa ancak dişil kullanılır. Ayetlerde eril çoğul kişilerin kullanılması sadece erkeklere seslenildiğini değil kadın ve erkek karışık bir topluma seslenildiğini gösterir. Bu Arapça gramerinin bir özelliğidir. Yoksa haşa Yüce Allah kadınlara muhatap almamış değildir.

Kadın ve erkek karışık bir topluma eril olarak seslenildiğine göre, onlara verilecek olan hurilerin cinsiyetleri de erilin zıttı ve eşi olan dişil olarak işaret edildiğine göre, bu toplumun bireylerine huriler mutlaka verileceğine göre, hurilerin cinsiyetlerinin o toplumdaki kişilerin cinsiyetlerinin zıttı olması gerektiği anlaşılır. Böylece anlaşılır ki erkeklere dişi huriler, kadınlara da erkek huriler verilecektir. Kadınlara da erkeklere verildiği gibi dişi huriler verilmesi düşünülemez.  Yüce Allah'ın sünnetine ters bir düşünce olur. En doğrusunu elbet Yüce Allah bilir. 

56:35 ayetinin farklı yorumlarına karşı argümanlarımız şunlardır;

Aşağıdaki ayetleri lütfen dikkatlice okuyunuz.

Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4999|56|22|وَحُورٌ عِينٌ

Ve hûrun înun.

Ve huriler; iri güzel gözlü.

5000|56|23|كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

Ke emsâlil lu’luil meknûn.

Emsali/benzeri gibi inciler; gizli/saklı.

5001|56|24|جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Cezâen bi mâ kânû ya’melûne.

Bir karşılık; yapar olduklarına.

5002|56|25|لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ te’sîmen.

İşitmezler orada anlamsız söz ve de günah/suç.

5003|56|26|إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا

İllâ kîlen selâmen selâmen.

Dışında bir söz; “Selam, Selam”

5004|56|27|وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemîni.

Ve arkadaşları/yoldaşları sağın; nedir arkadaşları/yoldaşları sağın?

5005|56|28|فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Fî sidrin mahdûdin.

İçinde sedir ağaçları; dikensiz.

5006|56|29|وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Ve talhın mendûdin.

Ve akasya/muz ağaçları; sıralı/dizili.

5007|56|30|وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Ve zıllin memdûdin.

Ve gölge; genişletilmiş.

5008|56|31|وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

Ve mâin meskûbin.

Ve su; fışkıran.

5009|56|32|وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Ve fâkihetin kesîretin.

Ve meyve; pek çok.

5010|56|33|لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

Lâ maktûatin ve lâ memnûatin.

Kesilmeyen ve de engellenmeyen/yasaklanmayan.

5011|56|34|وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Ve furuşin merfûatin.

Ve döşemeler; yükseltilmiş.

5012|56|35|إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً

İnnâ enşe’nâhunne inşâen.

Doğrusu biz inşa ettik onları bir inşa ile.

5013|56|36|فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

Fe cealnâhunne ebkâren.

Öyle ki, yaptık onları ilk doğanlar/bâkireler.

5014|56|37|عُرُبًا أَتْرَابًا

Uruben etrâben.

Tutkuyla sevip bağlananlar; eşitler yaşta.

5015|56|38|لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

Li ashâbil yemîni.

Sağın arkadaşları/yoldaşları için.

 

56:35 ayetinde işaret edilen ‘Doğrusu biz inşa ettik onları bir inşa ile.’ ayetindeki ‘enşe’nâhunne’, ‘inşa ettik onları’ ve 56:36 ayetindeki ‘cealnâhunne’, ‘yaptık onları’ kelimelerindeki ‘hunne’ dişil zamirini cennete girmeye hak etmiş olan kadınlar olarak alan mealciler vardır (Edip Yüksel). Böylece iddia ederler ki cennete girmeye hak etmiş kadınlar yeniden bir yaratılış ile yaratılacak, yeni bedenlerle yaratılacak, hatta el değmemiş, ilk kez doğan, bâkire olarak yaratılacak. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü bu şekilde kabul edilirse cennete girmeye hak kazanmış kadınlar 56:38 ayetine göre ‘Sağın arkadaşları/yoldaşları için.’ yani cennete girmeye hak kazanmış erkekler için yaratılmış olur. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Cennete girmeye hak kazanmış kadınlar neden oraya girmeye hak kazanmış erkekler için tekrar yaratılsın? Kuran’ın mantığına terstir bu. Bu nedenle yukarıda işaret edilen dişil zamirlerin dişil huriler için olması gereklidir. 

56:37 ayetini Erhan Aktaş’ın ‘sahibini yadırgamayan’ olarak çevirdiğini ve bunu 56:34 ayetindeki döşemelere/döşeklere bağladığını görüyoruz. Bu çevirinin de zorlama olduğunu düşünüyorum. 

Mehmet Okuyan gibi mealciler de yukarıdaki 56:35 ve 56:36 ayetlerindeki ‘hunne’ zamirinin cennette yaratılan şeyleri işaret ettiğini, hurileri işaret etmediğini iddia etmektedir. Ancak bu ayetler öncesi dişil kelimelerden sadece bir tanesi dişildir, o da ‘meyve’ kelimesidir. Açık ve nettir ki bu da zorlama bir anlam vermektir.

Huriler ile ilgili sonuç;

Huriler siyah-beyaz kontrastlı, siyahı belirgin ve büyük olan güzel gözlere sahip olan, muhtemelen kusursuz bedenlerde yaratılan varlıklardır. Bu varlıklar cennete girmeye hak kazanmış, Yüce Allah’ın lütfuna nail olmuş kimseler ile eşleşeceklerdir. Daha önce hiçbir şey ile eşleşmemiş olan bu varlıklar eşleştikleri kimselere karşı tutku ve sevgiyle bağlanacaklardır. Muhtemelen karşılıklı bir sevgi, bir aşk olacaktır. Bu bağ asla kopmayacak bir bağ olacaktır. Eşleştikleri kişi ile aynı yaşta olacaklardır. Bedenleri eşleştikleri kişilerin bedenlerine uygun olacaktır. Cennete girmeye hak kazanmış sağın arkadaşları/yoldaşları olan erkeklere dişi cinsiyetli huriler verilecektir. Cennete girmeye hak kazanmış sağın arkadaşları/yoldaşları olan kadınlara eril cinsiyetli huriler verilecektir.

Gılmânlar kimlerdir?

Gılmânlar hurilerden farklı yaratıklardır.

Yüce Allah aşağıdaki 52:24 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4757|52|24|وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ

Ve yetûfu aleyhim gılmânun lehum ke ennehum lû’luun meknûnun.

Ve dolaşır/tavaf eder onlar üzerine; gılmânlar onlara; onlar inci gibi; gizlenmiş/saklanmış.

 

(غِلْم) gılmâ kelimesi kökü (غلم) oğlan (boy), genç (youth), delikanlı (lad), köle (slave), hizmetçi (servant), garson (waiter) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 798 (of 1303)

Kelimenin anlamından anlaşılır ki bu varlıkların görevleri hizmet etmektir. Bu yaratıkların da huriler gibi gizlendiğini/saklandığını ayetlerden anlıyoruz. Böylece anlarız ki bu hizmetçiler de kişiye özel. Cennete girmeye hak kazanmış kadın ve erkek kimselere, kendilerine özel hizmetçiler verilecektir. ‘gılmâ’ kelimesinin özellikle gençliği/oğlanları işaret etmesi anlamlıdır. Bu da bize bu hizmetçilerin genç, güçlü, aktif ve dinamik olduğunu gösterir. Kendilerine verilen görevleri hızlı ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdikleri düşünülebilir. Kuran’da gılmânlar ile hurilerdeki gibi eşleşilebileceği anlamına gelen en ufak bir ima yoktur. Bu gençler sadece hizmet amaçlı varlıklardır. Bu durumu görmeyip Kuran’ı haşa oğlancılık gibi bir şey ile itham etmek büyük haksızlıktır. Ayetler ortadadır. Bu genç hizmetçi oğlanlar sadece hizmet amacı ile verilir. Hurilerden farkı budur. Eşleşme yoktur. Eşleşme sadece huriler ile olacaktır.   

Vildânlar kimlerdir?

Yüce Allah aşağıdaki 56:17 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4994|56|17|يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

Yetûfu aleyhim vildânun muhalledûne.

Dolaşır/tavaf eder onlar üzerine; küçük çocuklar; ölümsüzler.  

 

(وِلْدَٰنٌ) vildânun kelimesi kökü (ولد) yeni doğan çocuk (newborn), bebek (baby), çocuk (child) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 1285 (of 1303)

Ayetten anlarız ki cennete girmeyi hak eden kadın ve erkeklere küçük çocuklar da verilecektir. Bu çocuklar ölümsüz olacaktır. Ölümsüzlüğe ayrıca bir vurgu yapıldığı için bu çocukların hiç büyümeyeceği düşünülür. Sadece kız çocukları, sadece erkek çocukları ya da kız erkek karışık olarak bir kişiye verilebilirler. Bu çocukların verilme nedeni insanlardaki çocuk sevgisinin çok kuvvetli ve yoğun olmasıdır. İnsanlar için evlatları dünya hayatındaki en değerli varlıklardır. Özellikle küçük oldukları dönemde onları oynarlarken seyretmek bile insana büyük mutluluk ve huzur verir. Yüce Rabbimiz bunu bildiği için cennete girmeye hak kazananlara bu mutluluğu da yaşatabilir. Bu çocuklar ile de eşleşme yoktur. Eşleşme sadece huriler ile olacaktır.    

En doğrusunu Allah bilir.