Yazdır

Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

980|7|26|يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşâen ve libâsut takvâ zâlike hayrun, zâlike min âyâtillâhi leallehum yezzekkerûn.

Ey Adem çocukları! Mutlak indirdik size bir elbise, örter ayıp olan cinsel organ bölgelerinizi; ve bir süs; ve takva elbisesi; bu daha hayırlıdır; bu ayetlerindendir Allah'ın; belki onlar düşünüp öğüt alırlar.

981|7|27|يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ كَمَآ أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَٰتِهِمَآ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrace ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealnâş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn.

Ey Adem çocukları! Baştan çıkarmasın sizi şeytan, çıkardığı gibi ebeveynlerinizi cennetten, soyarak onların her ikisinin elbisesini, göstermek için onlara ayıp olan cinsel organ bölgelerini; doğrusu o (şeytan) görür sizi -o ve kabilesi- görmediğiniz yerden onları; doğrusu yaptık şeytanları inanmayan kimselerin evliyası (velileri).

982|7|28|وَإِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً قَالُوا۟ وَجَدْنَا عَلَيْهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Ve izâ faalû fâhişeten kâlû vecednâ aleyhâ âbâenâ vallâhu emerenâ bihâ, kul innallâhe lâ ye’muru bilfahşâi, e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn.

Ve yaptıkları zaman çirkin/kötü bir aşırılık, dediler: “Bulduk babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde ve Allah emretti bize bunu”; De ki: “Doğrusu Allah emretmez çirkin/kötü aşırılıkla; Allah üzerine bilmediklerinizi mi söylersiniz?”

983|7|29|قُلْ أَمَرَ رَبِّى بِٱلْقِسْطِ وَأَقِيمُوا۟ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ

Kul emere rabbî bil kısti ve ekîmû vucûhekum inde kulli mescidin ved’ûhu muhlisîne lehud dîne, kemâ bedeekum teûdûn.

De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her mescitte; ve çağırın O’nu, O'na halis/saf/katıksız kılarak dini; meydana getirdiği gibi sizleri geri dönersiniz.

984|7|30|فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

Ferîkan hadâ ve ferîkan hakka aleyhimud dalâletu, innehumuttehazûş şeyâtîne evliyâe min dûnillâhi ve yahsebûne ennehum muhtedûn.

Bir grup; kılavuzladı (Allah) doğru yola; ve bir grup; hak oldu üzerlerine delalet/sapkınlık; doğrusu onlar tuttular/edindiler şeytanları evliya (veliler) Allah'ın astından; ve hesap ederler ki onlar doğru yola kılavuzlu.

 

(فَٰحِشَةًfâhişeten ve (فَحْشَآءِfahşâi kelimesi kökü (فحش) aşırılık (excessive), fahiş (exorbitant), fuhuş (fornication), ölçüsüz (immoderate), kötü bir şeyin aşırı hale gelmesi (any evil thing became excessive, immoderate), uygunsuz şekilde davranmak (act as in an indecent way), kurallara aykırı hareket (foul), şeytani-fenalık-kötülük (evil), çirkin-kötü (bad), uygun sınır ve limitleri aşmak (transgression of limits and proper bounds) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 818 (of 1303) ve Lane's Lexicon, page 2399 (of 3039) ve Brill, page 696 (of 1063)

(مُخْلِصِينَmuhlisîne kelimesi kökü (خلص) saf (pure, clear), karışık olmayan (unmixed), katkısız (unadulterated), dolaysız-dolamaçsız (unequivocal) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 294 (of 1303)

Bu 4 ayeti çok çok iyi okumalıyız. Yüce Allah bu ayetlerde tüm insanları uyarıyorşeytanın insanoğlunu nasıl müşrik (Yüce Allah’a şirk koşan) yaptığı konusunda bizi eğitiyor. Bu ayetler kıyametin kopmasına kadar yaşayacak olan tüm insanları direkt olarak ilgilendirmektedir.

Yüce Allah'ın izni ile ayetleri inceleyelim;

Takva elbisesi giyilecektir. Bu daha hayırlıdır;

7:26 Ey Adem çocukları! Mutlak indirdik size bir elbise, örter ayıp olan cinsel organ bölgelerinizi; ve bir süs; ve takva elbisesi; bu daha hayırlıdır; bu ayetlerindendir Allah'ın; belki onlar düşünüp öğüt alırlar.

Takva kelimesi sakınmak demektir. Yüce Allah’ın razı olmayacağı eylemlerden sakınmaktır. Yüce Allah’ın emirlerine uymak demektir.

Soru şudur; bu takva elbisesi nerededir ve nasıl giyilir?

Yüce Allah bu takva elbisesini indirdiğini bildiriyor. Bu da bize açıkça gösterir ki bu takva elbisesi Kuran’ın ta kendisidir. Kuran’ın emir ve yasaklarına uyan bir kimse takva elbisesini giymiş olur.

Kuran üzerinde düşünen kimselerin öğüt alma şansının olduğu ayette bildiriliyor. Bir kitaptan öğüt alabilmek için onu anlamak için okumak gerektiği evrensel bir gerçektir. Demek ki Kuran’ı anlayarak okuyacağız ve üzerinde düşüneceğiz. Bu düşünme bize bir öğüt olacaktır. Takva elbisesini giymemize neden olacaktır.

Takva elbisesi her şeyden daha hayırlıdır. Daha faydalıdır. Çünkü Yüce Allah’ın rızasını almaktan daha büyük ve daha değerli hiçbir şey olamaz.

Şeytanın tuzağı hakkında bilgi veriliyor;

7:27 Ey Adem çocukları! Baştan çıkarmasın sizi şeytan, çıkardığı gibi ebeveynlerinizi cennetten, soyarak onların her ikisinin elbisesini, göstermek için onlara ayıp olan cinsel organ bölgelerini; doğrusu o (şeytan) görür sizi -o ve kabilesi- görmediğiniz yerden onları; doğrusu yaptık şeytanları inanmayan kimselerin evliyası (velileri).

Şeytan kelimesi doğru yoldan saptıran her şey için kullanılır. Psikoanalizden bildiğimiz ‘iddüşünce yetisi bir şeytandır. İnsanın kendi içindeki, beynindeki şeytanıdır. Bu şeytan insana sürekli olarak doğru yoldan saptıracak şeyler fısıldar. Telkin eder. Bizler onu ve onun gibi şeytani dürtüleri göremeyiz. Çünkü beynimizin içinde oluşurlar. Atalarımız olan Adem peygamber ve Havva annemiz bu ‘id’ düşüncesinin telkinlerine, dürtülerine, fısıldamalarına kandılar. Yüce Allah’ın uyarısına rağmen bu şeytana yani beyinlerindeki ‘iddüşünce yetisine yenildiler. Süperego olan diğer düşünce gücünü kullanmadılar. Süperego düşünce gücü şeytani fikirler üreten ‘id’ düşünce yetisinin panzehridir. Ancak bunu yapmadılar ve aldananlardan oldular. Kendilerine zulmettiler. Böylece Yüce Allah onlara hata yaptıklarını giysilerini soyarak gösterdi.

Kendi şeytanı ile yani ‘id’ düşünce yetisi ile hareket eden insanlar da tanım olarak birer şeytandır. Doğru yoldan saptıran her şey bir şeytan olur.

Ayette kendi şeytanımız olan ‘id’ düşünme yetisinin ve şeytanlaşmış insanların bizler için de bir tehdit olduğu bildiriliyor.     

Veli kelimesi ‘koruyan, himaye eden yakın arkadaş’ anlamındadır. Çoğulu ise evliyadır. Yüce Allah gerçek anlamda imana sahip olmayan kimseleri şeytanlar ile karşılaştıracağını ve o şeytanları o kimselere veliler yani yakın, himaye eden arkadaşlar, hamiler yapacağını bildiriyor. Kısacası; gerçek imana sahip olmayan kimselerin yakın dostları, hamileri Yüce Allah’ın gerçek dininden saptıran kimseler/şeyler olacaktır.    

Şeytanın en büyük kandırmacası olan şirk koşma yöntemi; Allah ile aldatmak

7:28 Ve yaptıkları zaman çirkin/kötü bir aşırılık, dediler: “Bulduk babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde ve Allah emretti bize bunu”; De ki: “Doğrusu Allah emretmez çirkin/kötü aşırılıkla; Allah üzerine bilmediklerinizi mi söylersiniz?”

7:28 ayeti bizlere çok önemli işaretler veriyor. Kesin olarak anlıyoruz ki 7:28 ayetinde işaret edilen insanlar Yüce Allah'a iman etmeyen ateistler ve deistler değildir. Nereden anlıyoruz? Ayette geçen kimselerin özelliklerinden anlıyoruz.  Ayette işaret edilen bu kimseler Yüce Allah’a inanmaktadırlar, iman etmektedirler. Ancak bu imanları gerçek ve sağlıklı bir iman değildir. Sözde bir imandır. ‘fâhişeten’ kelimesinin anlamı her türlü çirkinlikte/kötülükte aşırılıktır. Bu kimseler yaptıkları kötü/çirkin aşırılıkları babaları/ataları yapmış diye yapmaktadır. Kısacası ataları/babaları hangi yolda ise onlar da aynı yolu izlemektedirler. Yaptıklarına delil olarak da yaptıklarını kendi başlarına değil de Yüce Allah’ın emrettiğini söylemektedirler.

Ancak Yüce Allah bu kimselerin tabi oldukları dinin yanlış olduğunu açıkça bildiriyor. ‘De ki: “Doğrusu Allah emretmez çirkin/kötü aşırılıkla; Allah üzerine bilmediklerinizi mi söylersiniz?”‘ buyurarak bu kimselerin Yüce Allah ile ilgili kesin olarak bilmedikleri şeyleri dinde kaynak edindiklerini bildiriyor. Bu kimseler Yüce Allah ve O’nun emirleri açısından kesin olmayan bilgilere sahiptir. Bu kesin olmayan bilgileri de dinde kaynak edinmişlerdir. Bu kesin olmayan bilgilerle elde edilmiş olan uydurulmuş din akılla değil nakil ile gelmektedir. Babalardan/atalardan aktarılarak gelmiş bir dindir.

Bu noktada 7:28 ayetinde müşriklerin işaret edildiği kesin olarak anlarız.

Müşrikler din adına yaptıkları çirkin/kötü aşırılıklara karşı ne diyorlardı?

Bu sözler tanıdık geldi mi? 

Mutlak ki gelmiştir. Günümüzde Yüce Allah'ın emri olmadığı halde, Kuran'da yer almadığı halde çirkin/kötü aşırılıkları Yüce Allah'ın emri diye topluma dayatanlar kimler? Atalarımız/babalarımız bize bu dini öğretti, bunlar Allah'ın emridir diyenler kimler?

İşte bu müşrikler Kuran haricinde kendilerine hadis kitaplarını dinde kaynak edinmiş olan kişiler, Hristiyanlar ve Yahudiler gibi kendi ilahi kitapları dışında kendilerine başka kitapları din edinmiş kimselerdir. 

Şeytan insanları Allah ile kandırır, peygamber ile kandırır. Şeytan Yüce Allah’ın biricik kitabı Kuran ortada iken nasıl olup da Kuran’ın emir ve yasaklarını göz ardı ettirecekti? Elbette resûllerin ve Allah’ın adını kullanarak. Şeytan ve kabilesi (doğru yoldan saptıran her şey) Muhammed peygamberimiz vefat ettikten sonra birçok çirkin/kötü aşırılığı ona ve Yüce Allah’a iftira atarak, hadisler aracılığı ile dine sokmayı başardı.

Kuran ile tamamen ters olan hadislere örnekler;

Türlü türü yalanlar;

Örnekler o kadar fazladır ki lütfen kendiniz 'Riyazüs Salihin' gibi kitaplardan araştırma yapınız.

Görüldüğü üzere şeytan ve kabilesi insanların çoğunluğunu kandırmayı başarmış ve Yüce Allah’ın ‘’s-sırâtel mustakîm” olan Kuran’ından saptırmıştır.

7:29 ayetinde müşriklikten kurtulma reçetesi veriliyor;

7:29 De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her mescitte; ve çağırın O’nu, O'na halis/saf/katıksız kılarak dini; meydana getirdiği gibi sizleri geri dönersiniz. Buyrulmuştur.

Ayete göre her yerde sadece Yüce Allah’a yöneleceğiz ve dini sadece O’na has kılarak O’na dua edeceğiz. Dini sadece O’na özgüleyeceğiz, dini sadece ve sadece O’na has kılacağız, O’na yönelmiş olan dini katıksız yapacağız. Bir zerre tanesi kadar bile bir ekleme yapmayacağız.

Yüce Allah’ın halis olan, katıksız olan dini nedir?

Hiç şüphe yoktur ki kutsal kitabımız Kuran’dır. Kuran Yüce Allah’ın indirdiği takva elbisesidir. Sadece bu elbiseyi giyersek başka hiçbir şeye ihtiyacımız kalmaz.

Kuran'ın astlarından hiçbir kitabı dinde hüküm koyucu olarak kabul etmeyeceğiz. 

Gelecekten haber veriliyor; Yüce Allah'ın ayeti tecelli etti.

7:30 Bir grup; kılavuzladı (Allah) doğru yola; ve bir grup; hak oldu üzerlerine delalet/sapkınlık; doğrusu onlar tuttular/edindiler şeytanları evliya (veliler) Allah'ın astından; ve hesap ederler ki onlar doğru yola kılavuzlu.

7:30 ayetinden açıkça anlarız ki bir grup insanoğlunu Yüce Allah doğru yola kılavuzlayarak kurtaracaktır. Bir grup ise şeytanın ve kabilesinin kılavuzluğuna girecektir. Sapkın bir yola gireceklerdir. 

Yüce Allah'ın yukarıdaki ayetlerde işaret ettikleri tecelli etmiştir. Yeryüzünde yaşayan insanların çoğunluğu müşriktir. Kendilerini müslüman sanan milyarlarca insan, milyarlarca Hristiyan, çok sayıda Yahudi müşriktir. Neden müşriktirler? Çünkü yukarıda anlattığımız üzere şeytanın oyununa gelmişlerdir. Şeytan Allah ile, peygamber ile kandırmıştır. Bu kimseler kendilerini Yüce Allah'ın dosdoğru yolu olan Kuran'dan, orjinal Tevrat'tan ve orjinal İncil'den saptıran şeytanları kendilerine hami seçmişlerdir, kendilerine veliler edinmişlerdir. 

Bilerek veya bilmeyerek olsun, iyi niyetli veya kötü niyetli olsun Kuran'ın yolundan saptıran her şey şeytanidir. Şeytana hizmet etmiş olur. Doğru yoldan saptıran bir şeytan olur. Bu nedenle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Kuran indikten sonra Kuran’ın mesajını Muhammed peygamberin sünneti diyerek saptıran yani şeytanların etkisinde olan kimselerin şeytana hizmet ettikleri (bilerek veya bilmeyerek, iyi niyetli veya kötü) ortadadır. Adem peygamber ve Havva annemiz nasıl ki şeytan tarafından kandırıldı, şeytana uydular, Kuran'ın mesajının etkisizleşmesine neden olan bu kimseler de aynı günahı işlemişlerdir. Bunlar hadis imamları, mezhep imamları, tarikat imamlarıdır. Bu gruba din konusunda sadece Kuran demeyen herkes dahil edilir. Günümüzde yeryüzünde yaşayan çoğu kimsenin Kuran’ın mesajından saptıran, Kuran dışında dini hükümlere çağıran bu kimseleri veliler edindiklerini görmekteyiz.

İmam Buhari örneği verilebilir. Ehli sünnet inancına tabi kimseler İmam Buhari’yi o kadar yüceltmişlerdir ki Yüce Allah’ın astı olmasına rağmen onun kitabını Yüce Allah’ın Kuran’ından daha üstün yapmışlardır. Buhari’de geçen bir hadis açıkça Kuran’a aykırı olsa bile Kuran'ın bir ayetinin hükmünü düşürebilmektedir. Ne büyük bir şirk!

Kendilerini doğru yolda sanan müşrikler;

7:30 ayetinden açık olarak anlarız ki atalardan/babalardan nakil yoluyla gelen bu uydurulmuş dinlere tabi olan müşrikler kendilerinin doğru yola kılavuzlandığını düşünmektedirler. Ayette geçen 'yahsebûne' kelimesi 'hesap ederler' anlamındadır. Bu kimselerin sözde değil gerçekten kendilerini doğru yolda sandıklarına bir işarettir. Bir hesaplama sonrası bu fikri benimsemişlerdir.       

Ey ehli sünnet inancında olan güzel kardeşim!

Lütfen ayetleri dikkatli oku. Rabbimiz bizden katıksız/halis/öz bir din ile O’na yönelmemizi istiyor. Kuran ortada dururken başka kaynak arayışı neden? Yüce Allah sadece Kuran’dan sorulacaksınız derken başka kitaplara çalışmak neden? Çok güzel yapılmış Kuran mealleri ortada. 2022 yılındayız. Bilim gelişti. Yüce Allah sana da Buhari kadar akıl verdi. Lütfen aklını kullan. Kuran’ı anlamak için oku. Sorgula. Nakledilene değil de aklınla gördüğüne inan. Yüce Allah’ın izni ile göreceksin ki sana anlatılan din Kuran dini değil. Yüce Allah'ın halis dini değil. Hadisleri elinin tersi ile terk ettiğinde ve sadece Kuran dediğinde göreceksin ki gerçek iman sadece Kuran’ın emir ve yasaklarına uymaktır.

En doğrusunu Allah bilir.