Mustafa Kılavuzoğlu, Ocak 2021

NUH’UN GEMİSİNİ BULMAK

Bir süredir insanlığın Afrika kıtasında ortaya çıktığı tahmin ediliyor fakat kesin bir nokta gösterilemiyordu. Avustralyalı araştırmacıların 2019’da insan DNA’sı üzerinde yapmış oldukları bilimsel çalışmalar ile anneden çocuğa aktarılan mitokondriyal DNA’nın izi sürülerek günümüz modern insan ırklarının yaklaşık 200.000 yıl önce tek bir noktadan bütün dünyaya yayıldığı bulunmuştur: O zamanlar verimli bir vaha ve büyük bir göl olan, şimdi ise Afrika ülkesi Bostwana’nın Makgadikgadi adıyla bilinen 30 bin km2 alanı ile resimlerde görülen dünyanın en büyük tuz düzlüğü (karşılaştırma için, Van gölü 3bin755 km2).

Konuyla ilgili çalışmaların Türkçe’si BBC-Türkçe’de yer alıyor; hem onu hem BBC ve National Geographic’in İngilizce haber linkini buraya kopyalıyorum.         

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50234792
https://www.nationalgeographic.com/science/2019/10/controversial-study-pinpoints-birthplace-modern-humans/ ;  https://www.bbc.com/news/science-environment-50210701

image001Yaklaşık iki yüz bin yıl öncesinde bu tuz düzlüğü çok büyük bir göl iken kuraklık nedeniyle buharlaşıp “eski dönem ıslak topraklar” diye anılan bir coğrafya olarak tam da tufan sonrasına uygun bir benzetmeyle karşımıza çıkıyor. Aynı dili konuşan bir toplum, bir noktadan dünyaya yayılıp farklı coğrafya ve iklim şartlarına göre değişerek bugünkü farklı ırk ve dillere evrilmiştir.


Hiç şüphesiz, Kuran’da bu durumu betimleyen net bir ayet mutlaka mevcuttur.

30 Rum 22. O'nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır

image002Nuh tufanından sonra aynı toplumdan, aynı dili konuşan ve muhtemelen aynı ırktan olan bir gemi dolusu insan dışında kimse kalmadığına göre bu dil ve renk değişimi çok uzun bir süre zarfında gerçekleşmiş olmalıdır ve bu açıdan 200bin yıl da oldukça normaldir.          İnsanlığı çok dar bir döneme sıkıştırmaya çalışan klasik tarihçilerin, eğer ki Yüce Allah tamamen yok etmediyse, yakında çok daha eski dönemlere ait medeniyet kalıntıları bulacağından şüphem yok.Semavi dinler olarak adlandırdığımız toplumsal yaşam sistemleri de Yüce Allah tarafından insanlığın gelişmesine paralel olarak bu süreçte evrime tabi tutulmuş ve nihai olarak “barışa ve hayra yönelik işler yapanların Yüce Allah katındaki en değerli insanlar oldukları bildirilerek” Kuran ile dinlerin evrimi de tamamlanmıştır. Dinlerin evrimi konusunu da inşallah ayrı bir yazıda kısaca açıklamaya çalışacağım.

 

image003Bilimsel olarak ispatlandığı şekilde, Kuran’da da insanların tek bir toplum olduğu bir dönem anlatılır. Bu dönemin son evresinde iyice yozlaşmış olan insanlığı uyarmak üzere Nuh görevlendirilmiş, o da toplumunu sadece tek yaratıcı olan Allah’a iman etmeye ve ölümden sonra tekrar yaratılarak yargılanacaklarını haber verip bu dünyada iyilik yapan, barış ve güzellik yolunda ilerleyen insanlar olarak yaşamaya davet etmiştir. Sonucunu biliyoruz, çok az insan bunlara inanmış, çoğunluk ve toplumun ileri gelenleri Nuh’u deli olmakla suçlamışlardır. Bunun üzerine de iman edenler dışındaki herkes yok edilmiştir.

Rum suresi 22. ayette bildirildiği şekilde Nuh’un soyundan gelenler de zamanla değişik renk ve ırklara evrilerek farklı inançlara yönelmişlerdir. Bir gemiye sığacak kadar az sayıdaki insanın çoğalıp dünyaya yayılması elbette ki çok uzun bir süreçte olmak zorundadır.

image004Yeni bilimsel bulgulara baktığımızda Nuh’un yaşadığı zamanı ve gemisinin karaya oturduğu yeri tahmin etmek de kolaylaşıyor çünkü çeşitli yazılarımda göstermiş olduğum gibi Kuran ve bilim tamamen uyum içindedir. Böylece Nuh tufanı da yaklaşık 200bin yıl önce meydana gelmiş ve gemisi de Bostwana’da karaya oturmuş olmalı ki Kuran ve bilim ilişkisinde herhangi bir çelişki ortaya çıkmasın. Ayrıca geminin karaya oturduğu yer bu düzlükteki tümsek, tepelik ve kayalık bir yer olmalıdır ki çamurun içine saplanmasın ve insanlar da batağa girmeden kolayca gemiden çıkabilsinler.

Kuran’da bu geminin bir kanıt olarak geride bırakıldığı bildirilerek insanlara bir öğüt olmak üzere araştırılıp bulunması Yüce Allah tarafından teşvik edilmiştir. Böyle bir geminin kalıntılarını bulmak elbette ki Kuran’ın Yüce Allah katından gelmiş olduğuna en açık kanıtlarından birini oluşturacaktır.

54 Kamer 15. Andolsun ki biz, onu (ibret alınması gereken) bir ayet, delil olarak bıraktık. Öğüt alan var mıdır?

Bu açıdan gemi kalıntılarının bahsedilen bölgede araştırılması ilahi bir misyon gibi duruyor.

Mustafa Kılavuzoğlu, Ocak 2021