Nûr Suresi - Ayet 56
Türkçe Meal: Ve ikame 572 edin salâtı 5 ; ve verin zekâtı 10 ; ve itaat edin resûle 76 ; belki sizler merhamet 829 edilirsiniz.
Arapça: 2845|24|56|واقيموا الصلوه واتوا الزكوه واطيعوا الرسول لعلكم ترحمون
Arama Operatörleri:
Ayet 56
Ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve itaat edin resûle76; belki sizler merhamet829 edilirsiniz.
24:56. Salâtı ikame edin, zekâtı yapın.1 Ve Resûl’e itaat edin. Umulur ki merhamet edilirsiniz.1- Bkz: 22:41. ayetin dipnotu.24:56. And keep up the prayers, and give/bring the charity/purification , and obey the messenger, maybe/perhaps you attain mercy.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ekimu | ve dikin/ayağa kaldırın | وَأَقِيمُوا | قوم |
| 2 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 3 | ve atu | ve verin | وَاتُوا | اتي |
| 4 | z-zekate | zekâtı | الزَّكَاةَ | زكو |
| 5 | ve etiu | ve itaat edin | وَأَطِيعُوا | طوع |
| 6 | r-rasule | resule/elçiye | الرَّسُولَ | رسل |
| 7 | leallekum | belki sizler | لَعَلَّكُمْ | - |
| 8 | turhamune | merhamet edilirsiniz | تُرْحَمُونَ | رحم |
Ayet 29
Muhammed resûlüdür418 Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler şiddetlidirler kâfirlere25 karşı; merhametlidirler829 kendi aralarında; görürsün onları rükû11 edenler; secde12 edenler; ararlar bir fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların eserindendir secdelerin12; işte bu; misalleridir onların Tevrât'ta; ve misalleridir onların İncîl’de; bir zer/bir tohum (ki) çıkardı filizini; öyle ki kaplayarak güçlendirdi (filiz) onu (tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva etti/seviyeledi gövdesinin üstüne; hayranlıkla zevk alır zer/tohum ekenler; kızması için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin25; vaat etti Allah kimselere; iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 onlardan (iman edenlerden); bir mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir820.
48:29. Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, Kâfirlere1 karşı sert, birbirlerine çok merhametlidirler. Onları; rükû ederken2, secde ederken3 ve Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde izleridir.4 İşte bunlar, onların Tevrat’taki örnekleridir. İncil’deki örnekleri de filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah, Kâfirlere onlarla üzüntü vermektedir. Allah, inanıp salihatı5 yapan kimselere bağışlanma ve büyük bir ödül sözü vermiştir.1- Bkz. 48:25. Ayetin dipnotu. 2- Şirk koşmaksızın Allah’a bağlılığı ortaya koymak, buyruklarına içtenlikle teslim olmak. 3- Şirk koşmaksızın Allah’a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. 4- Secde; tam bir teslimiyet içinde Allah’a bağlılık göstermek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek ve içtenlikle boyun eğmek demektir. Bütün bir varlığın Allah’ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olması, boyun bükmesidir. 5- Bkz. 45:21. Ayetin dipnotu.48:29. Mohammad (is) God’s messenger, and those who with him (are) strong over the disbelievers, merciful between them, you see them bowing, prostrating wishing/desiring grace/favour from God, and an acceptance/approval , their marks/identifications/expressions (are) in their faces/fronts from the prostration’s trace/sign , that (is) their example in the Torah, and their example in the Bible/New Testament , as/like a plant/crop, it brought out/emerged its sprout/shoot , so it surrounded and strengthened it, so it hardened/thickened , so it straightened/leveled on its stem, it pleases/marvels the sowers/seeders/planters to anger/enrage with it the disbelievers, God promised those who believed and made/did the correct/righteous deeds from them, forgiveness and a great reward.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | muhammedun | Muhammed | مُحَمَّدٌ | - |
| 2 | rasulu | resulüdür/elçisidir | رَسُولُ | رسل |
| 3 | llahi | Allah'ın | اللَّهِ | - |
| 4 | vellezine | ve kimseler | وَالَّذِينَ | - |
| 5 | meahu | birlikte onunla | مَعَهُ | - |
| 6 | eşidda'u | şiddetlidirler | أَشِدَّاءُ | شدد |
| 7 | ala | karşı | عَلَى | - |
| 8 | l-kuffari | kâfirlere/gerçeği örtüp gizleyenlere | الْكُفَّارِ | كفر |
| 9 | ruhama'u | merhametlidirler | رُحَمَاءُ | رحم |
| 10 | beynehum | kendi aralarında | بَيْنَهُمْ | بين |
| 11 | terahum | görürsün onları | تَرَاهُمْ | راي |
| 12 | rukkean | rükû edenler/eğilenler/dize gelenler/baş eğenler | رُكَّعًا | ركع |
| 13 | succeden | secde edenler/diz çöküp boyun eğenler | سُجَّدًا | سجد |
| 14 | yebtegune | aranırlar | يَبْتَغُونَ | بغي |
| 15 | fedlen | bir fazıl/lütuf | فَضْلًا | فضل |
| 16 | mine | مِنَ | - | |
| 17 | llahi | Allah’tan | اللَّهِ | - |
| 18 | ve ridvanen | ve bir rıza | وَرِضْوَانًا | رضو |
| 19 | simahum | simaları onların | سِيمَاهُمْ | سوم |
| 20 | fi | فِي | - | |
| 21 | vucuhihim | yüzlerindeki | وُجُوهِهِمْ | وجه |
| 22 | min | مِنْ | - | |
| 23 | eseri | eserindendir | أَثَرِ | اثر |
| 24 | s-sucudi | secdelerin/teslim olmaların | السُّجُودِ | سجد |
| 25 | zalike | işte bu | ذَٰلِكَ | - |
| 26 | meseluhum | misalleridir onların | مَثَلُهُمْ | مثل |
| 27 | fi | فِي | - | |
| 28 | t-tevrati | Tevrat'ta | التَّوْرَاةِ | - |
| 29 | ve meseluhum | ve misalleridir onların | وَمَثَلُهُمْ | مثل |
| 30 | fi | فِي | - | |
| 31 | l-incili | İncil’de | الْإِنْجِيلِ | - |
| 32 | kezer'in | bir zer/bir tohum | كَزَرْعٍ | زرع |
| 33 | ehrace | çıkardı | أَخْرَجَ | خرج |
| 34 | şetehu | filizini | شَطْأَهُ | شطا |
| 35 | fe azerahu | öyle ki kaplayarak güçlendirdi (filiz) onu (tohumu) | فَازَرَهُ | ازر |
| 36 | festegleze | öyle ki kalınlaştı/sertleşti | فَاسْتَغْلَظَ | غلظ |
| 37 | festeva | öyle ki istiva etti/seviyelendi | فَاسْتَوَىٰ | سوي |
| 38 | ala | üstüne | عَلَىٰ | - |
| 39 | sukihi | gövdesinin | سُوقِهِ | سوق |
| 40 | yua'cibu | hayranlıkla keyf alır | يُعْجِبُ | عجب |
| 41 | z-zurraa | zer/tohum ekenler | الزُّرَّاعَ | زرع |
| 42 | liyegiyze | kızması için/öfkelenmesi için | لِيَغِيظَ | غيظ |
| 43 | bihimu | onlara | بِهِمُ | - |
| 44 | l-kuffara | kafirlerin/gerçeği örtüp gizleyenlerin | الْكُفَّارَ | كفر |
| 45 | veade | vaat etti | وَعَدَ | وعد |
| 46 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 47 | ellezine | kimselere | الَّذِينَ | - |
| 48 | amenu | iman ettiler | امَنُوا | امن |
| 49 | ve amilu | ve yaptılar | وَعَمِلُوا | عمل |
| 50 | s-salihati | düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler | الصَّالِحَاتِ | صلح |
| 51 | minhum | onlardan (iman edenlerden) | مِنْهُمْ | - |
| 52 | megfiraten | bir mağfiret/bir bağışlanma | مَغْفِرَةً | غفر |
| 53 | ve ecran | ve bir ecir/karşılık | وَأَجْرًا | اجر |
| 54 | azimen | büyük | عَظِيمًا | عظم |
Ayet 17
Sonra oldu (o) kimselerden (ki) iman47 ettiler; ve tavsiye ettiler sabrı51; ve tavsiye ettiler merhameti829.
Merhamet.
Kavram Adı:
Merhamet.
Kavram No: 829
Kısa Açıklama: 829 Anne rahminin içinde büyüttüğü bebeğe göstermiş olduğu her şey merhametin tecelli etmiş halidir. Bebeğin tüm ihtiyaçlarını gidermesi, ona koruma sağlaması merhametin ete kemiğe bürünmesidir. Merhametli olan da bir anne rahmi gibi olandır. İhtiyacı olanları bir anne rahmini şefkati gibi sarıp sarmalı ve tüm ihtiyaçlarını gözetmelidir.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 3
Türkçe Meal: Ve ikame 572 edin salâtı 5 ; ve verin zekâtı 10 ; ve itaat edin resûle 76 ; belki sizler merhamet 829 edilirsiniz.
Arapça: 2845|24|56|واقيموا الصلوه واتوا الزكوه واطيعوا الرسول لعلكم ترحمون
Türkçe Meal: Muhammed resûlüdür 418 Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler şiddetlidirler kâfirlere 25 karşı; merhametlidirler 829 kendi aralarında; görürsün onları rükû 11 edenler; secde 12 edenler; ararlar bir fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların eserindendir secdelerin 12 ; işte bu; misalleridir onların Tevrât'ta; ve misalleridir onların İncîl’de; bir zer/bir tohum (ki) çıkardı filizini; öyle ki kaplayarak güçlendirdi (filiz) onu (tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva etti/seviyeledi gövdesinin üstüne; hayranlıkla zevk alır zer/tohum ekenler; kızması için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin 25 ; vaat etti Allah kimselere; iman 47 ettiler; ve yaptılar sâlihât 18 onlardan (iman edenlerden); bir mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir 820 .
Arapça: 4610|48|29|محمد رسول الله والذين معه اشدا علي الكفار رحما بينهم تريهم ركعا سجدا يبتغون فضلا من الله ورضونا سيماهم في وجوههم من اثر السجود ذلك مثلهم في التوريه ومثلهم في الانجيل كزرع اخرج شطه فازره فاستغلظ فاستوي علي سوقه يعجب الزراع ليغيظ بهم الكفار وعد الله الذين امنوا وعملوا الصلحت منهم مغفره واجرا عظيما
Türkçe Meal: Sonra oldu (o) kimselerden (ki) iman 47 ettiler; ve tavsiye ettiler sabrı 51 ; ve tavsiye ettiler merhameti 829 .
Arapça: 6038|90|17|ثم كان من الذين امنوا وتواصوا بالصبر وتواصوا بالمرحمه