Fâtır Suresi - Ayet 18
Sure 35: Fâtır/Yaran
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ve üstlenmez/yüklenmez bir yüklenici başkasının yükünü; ve eğer çağırsa bir ağır yük yüklenen, yüklenmeye onu (yükü); yüklenmez (çağrılan) ondan (yükten) bir şey; kaldı ki olsa (bile) yakınlık sahibi; ancak uyarırsın kimseleri; haşyet53 duyarlar Rablerinden4 gaybla62*; ve ikame572 ederler salâtı5; ve kim zekâtlanırsa10 (verirse zekâtı) ; öyle ki ancak zekâtlanmış10 olur (vermiş olur zekâtı) kendi nefsin için; ve Allah'a doğrudur dönüş yeri.
Ahmed Samira Çevirisi
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve la | ve | وَلَا | - |
| 2 | teziru | üstlenmez/yüklenmez | تَزِرُ | وزر |
| 3 | vaziratun | bir yüklenici | وَازِرَةٌ | وزر |
| 4 | vizra | yükünü | وِزْرَ | وزر |
| 5 | uhra | başkasının | أُخْرَىٰ | اخر |
| 6 | ve in | ve eğer | وَإِنْ | - |
| 7 | ted'u | çağırsa | تَدْعُ | دعو |
| 8 | muskaletun | bir ağır yük yüklenen | مُثْقَلَةٌ | ثقل |
| 9 | ila | إِلَىٰ | - | |
| 10 | himliha | yüklenmeye onu (yükü) | حِمْلِهَا | حمل |
| 11 | la | لَا | - | |
| 12 | yuhmel | yüklenmez | يُحْمَلْ | حمل |
| 13 | minhu | ondan (yükten) | مِنْهُ | - |
| 14 | şey'un | bir şey | شَيْءٌ | شيا |
| 15 | velev | kaldı ki (bile) | وَلَوْ | - |
| 16 | kane | olsa | كَانَ | كون |
| 17 | za | sahibi | ذَا | - |
| 18 | kurba | yakınlık | قُرْبَىٰ | قرب |
| 19 | innema | ancak | إِنَّمَا | - |
| 20 | tunziru | uyarırsın | تُنْذِرُ | نذر |
| 21 | ellezine | kimseleri | الَّذِينَ | - |
| 22 | yehşevne | haşyet duyarlar/korkarlar | يَخْشَوْنَ | خشي |
| 23 | rabbehum | Rablerinden | رَبَّهُمْ | ربب |
| 24 | bil-gaybi | gaybla/görünmezle/bilinmezle (gözleriyle görmedikleri halde) | بِالْغَيْبِ | غيب |
| 25 | ve ekamu | ve dikerler/ayağa kaldırırlar | وَأَقَامُوا | قوم |
| 26 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 27 | ve men | ve kim | وَمَنْ | - |
| 28 | tezekka | zekâtlanırsa/arınırsa (verirse zekâtı) | تَزَكَّىٰ | زكو |
| 29 | feinnema | öyle ki ancak | فَإِنَّمَا | - |
| 30 | yetezekka | zekâtlanmış/arınmış olur (vermiş olur zekâtı) | يَتَزَكَّىٰ | زكو |
| 31 | linefsihi | kendi nefsin için | لِنَفْسِهِ | نفس |
| 32 | ve ila | ve | وَإِلَى | - |
| 33 | llahi | Allah'a doğrudur | اللَّهِ | - |
| 34 | l-mesiru | dönüş yeri | الْمَصِيرُ | صير |
Notlar
Not 1
*Gözleriyle görmedikleri halde.
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Rab
Kısa Açıklama: 4 Efendi, komuta eden.
Detaylı Açıklama: Rab kelimesi kökü (ربب) ‘rbb’ olup efendi/patron olmak (to be master), kumanda etmek/komuta etmek (command) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 370 (of 1303) Alem kelimesi kökü (علم) olup dünya (world), evren (universe), kâinat/düzen (cosmos) anlamındadır. Ayette çoğul isim kelimesi olarak gelmiştir. Anlarız ki Yüce Allah’ın Rab sıfatı yaratılmış olan tüm alemleri komuta etmektedir. Yüce Allah bu alemlerdeki işlerin ve oluşların; her şeyin Rab sıfatıyla efendisidir, komutanıdır.
Müminlerin günlük vakitli salâtı.
Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
Zekât
Kısa Açıklama: 10 Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür.
Haşyet/huşu
Kısa Açıklama: 53 Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
Gayb
Kısa Açıklama: 62 Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.
İkame etmek.
Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.