Yunus Suresi - Ayet 90
Sure 10: Yunus/Yunus
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ve cevaz* verdik İsrâîloğullarına197 bahri236**; öyle ki tabi oldu onlara firavun ve ordusu bir taşkınlık (-la) ve düşmanlık (-la); ta ki idrak657 ettiği zaman o*** boğulmayı; dedi: "İman47 ettim ki O'dur****; yoktur ilâh74 İsrâîloğullarının197 kendisine iman4 ettiği dışında; ve ben de müslimdenim45.
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve cavezna | ve cevaz verdik | وَجَاوَزْنَا | جوز |
| 2 | bibeni | oğullarına | بِبَنِي | بني |
| 3 | israile | İsrail | إِسْرَائِيلَ | - |
| 4 | l-behra | bahri | الْبَحْرَ | بحر |
| 5 | fe etbeahum | öyle ki tabi oldu onlara | فَأَتْبَعَهُمْ | تبع |
| 6 | fir'avnu | firavun | فِرْعَوْنُ | - |
| 7 | ve cunuduhu | ve orduları onun | وَجُنُودُهُ | جند |
| 8 | begyen | bir taşkınlık (-la) | بَغْيًا | بغي |
| 9 | ve adve n | ve düşmanlık (-la) | وَعَدْوًا | عدو |
| 10 | hatta | ta ki | حَتَّىٰ | - |
| 11 | iza | zaman | إِذَا | - |
| 12 | edrakehu | idrak etti o | أَدْرَكَهُ | درك |
| 13 | l-garaku | boğulmayı | الْغَرَقُ | غرق |
| 14 | kale | dedi | قَالَ | قول |
| 15 | amentu | iman ettim | امَنْتُ | امن |
| 16 | ennehu | ki o | أَنَّهُ | - |
| 17 | la | yoktur | لَا | - |
| 18 | ilahe | ilah | إِلَٰهَ | اله |
| 19 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 20 | llezi | الَّذِي | - | |
| 21 | amenet | iman ettiği | امَنَتْ | امن |
| 22 | bihi | kendisine | بِهِ | - |
| 23 | benu | oğullarının | بَنُو | بني |
| 24 | israile | İsrail | إِسْرَائِيلَ | - |
| 25 | ve ena | ve ben de | وَأَنَا | - |
| 26 | mine | مِنَ | - | |
| 27 | l-muslimine | müslümanlardanım | الْمُسْلِمِينَ | سلم |
Notlar
Not 1
*İzin verdik.**Bol su onların geçişine izin verdi.***Firavun.****Allah'tır.
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Rab
Kısa Açıklama: 4 Efendi, komuta eden.
Detaylı Açıklama: Rab kelimesi kökü (ربب) ‘rbb’ olup efendi/patron olmak (to be master), kumanda etmek/komuta etmek (command) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 370 (of 1303) Alem kelimesi kökü (علم) olup dünya (world), evren (universe), kâinat/düzen (cosmos) anlamındadır. Ayette çoğul isim kelimesi olarak gelmiştir. Anlarız ki Yüce Allah’ın Rab sıfatı yaratılmış olan tüm alemleri komuta etmektedir. Yüce Allah bu alemlerdeki işlerin ve oluşların; her şeyin Rab sıfatıyla efendisidir, komutanıdır.
Müslim
Kısa Açıklama: 45 Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.
iman
Kısa Açıklama: 47 Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
ilâh
Kısa Açıklama: 74 Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.
İsrâîloğulları
Kısa Açıklama: 197 İsrâîl Yakûb peygamberin diğer ismidir. İsrâîloğulları da Yakûb oğulları yani Yakûb soyundan gelenler demektir. Yûsuf peygamberin Mısır'da yetkin bir yönetici olmasıyla birlikte 11 kardeşi, babası Yakûb ve annesi Mısır'a girmiştir. Bu girişin Hiksosluların da Mısır'a giriş tarihleri olan MÖ 1900 yıllarında gerçekleşmiş olduğuna yönelik kanıtlar vardır. Yakûb'un soyu 300-400 yıl içinde katlanarak artmıştır. Mısır'da hür bir şekilde yaşayan Yakûb soyu firavunlar tarafından sonradan köleleştirilmiştir. Kendisi de Yakûb soyundan olan Musa peygamberin mücadelesi de aslında köleliğe bir baş kaldırma mücadelesidir (Mısır'dan çıkış: MÖ 1640 yılı).
Bol su, bahr, bihâr.
Kısa Açıklama: 236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.
İdrak, idrak etmek.
Kısa Açıklama: 657 Akıl erdirmek, anlamak, kavramak, algılamak. Bir olguya erişmek, kavuşmak, ulaşmak.