Nisâ Suresi - Ayet 77
Sure 4: Nisâ/Kadınlar
Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Hiç görmez misin kimseleri (ki) denildi onlara: "Çekin ellerinizi; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10"; öyle ki ne zaman yazıldı onlara savaş; o zaman bir fırka/bir bölük onlardan haşyet53 duyar insanlara; haşyet53 duyar gibi Allah'a; ya da daha şiddetli bir haşyet53 duyma; ve dediler: “Rabbimiz4! Niçin yazdın bize savaş? Keşke tehir etseydin/erteleseydin bizi yakın bir ecele/bir süreye”; de ki: “Dünya metası54 azdır; ve ahiret hayırlıdır; kimse için; takvalı21 oldu; ve zulmedilmez sizlere bir fitil/bir sicim137 (kadar).
Ahmed Samira Çevirisi
4:77. Kendilerine, ellerinizi çekin1, salâtı ikâme edin, zekâtı yapın2 denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca3, içlerinden bir kısmı Allah’ın haşyeti gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet4 duyarlar. Ve “Ey Rabb’imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?” dediler. De ki: “Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır.” Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık edilmez.1- Kimseye dokunmayın. 2 - Namazı kılın, zekâtı verin” şeklinde anlam verilen bu terkipteki “vermek” sözcüğünün kök harfleri أَتي (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Âta, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte,” vermek” anlamına gelen “Âtû” yer alsa da (اتى) âtû sözcüğüne, “yapmak” anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan “zekât”, verilen bir şey değil, “yapılan” bir şeydir. Kur’an, zekât sözcüğünü “arınmak” anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekât, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah’a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, “şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. 3- Gerekli görülünce, zorunlu kılınınca. 4- Derin saygı ve içten sevgi besleyerek; onları Allah’tan üstün ve yüce görürler. Bu sözcüğe korkma anlamı vermek doğru değildir. Sözcük, “huşu” (içtenlik) samimiyet anlamındadır.4:77. Did you not see to those who were said to them: "Prevent/stop your hands and keep up the prayers, and give the charity." So when the fighting/killing was written/decreed on them, then a group from them fear the people, as God’s fear, or stronger fear, and they said: "Our Lord, for what (did) You write/decree on us the fighting/killing, if only You delayed us to (a) near term/time." Say: "The present world’s enjoyment (is) little, and the end (other life) (is) best to who feared and obeyed, and you do (will) not be caused injustice to/oppressed (as little as) a cleft in a seed ."
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | elem | أَلَمْ | - | |
| 2 | tera | görmez misin | تَرَ | راي |
| 3 | ila | إِلَى | - | |
| 4 | ellezine | kimseleri | الَّذِينَ | - |
| 5 | kile | denildi | قِيلَ | قول |
| 6 | lehum | onlara | لَهُمْ | - |
| 7 | kuffu | çekin | كُفُّوا | كفف |
| 8 | eydiyekum | ellerinizi | أَيْدِيَكُمْ | يدي |
| 9 | ve ekimu | ve dikin/ayağa kaldırın | وَأَقِيمُوا | قوم |
| 10 | s-salate | salatı | الصَّلَاةَ | صلو |
| 11 | ve atu | ve verin | وَاتُوا | اتي |
| 12 | z-zekate | zekâtı | الزَّكَاةَ | زكو |
| 13 | felemma | öyle ki ne zaman | فَلَمَّا | - |
| 14 | kutibe | yazıldı | كُتِبَ | كتب |
| 15 | aleyhimu | onlara | عَلَيْهِمُ | - |
| 16 | l-kitalu | savaş | الْقِتَالُ | قتل |
| 17 | iza | o zaman | إِذَا | - |
| 18 | ferikun | bir fırka/bir grup | فَرِيقٌ | فرق |
| 19 | minhum | onlardan | مِنْهُمْ | - |
| 20 | yehşevne | haşyet duyar/derin saygı duyar | يَخْشَوْنَ | خشي |
| 21 | n-nase | insanlara | النَّاسَ | نوس |
| 22 | kehaşyeti | haşyet duyar/derin saygı duyar gibi | كَخَشْيَةِ | خشي |
| 23 | llahi | Allah'a | اللَّهِ | - |
| 24 | ev | ya da | أَوْ | - |
| 25 | eşedde | daha şiddetli | أَشَدَّ | شدد |
| 26 | haşyeten | bir haşyet duyma/derin saygı duyma | خَشْيَةً | خشي |
| 27 | ve kalu | ve dediler | وَقَالُوا | قول |
| 28 | rabbena | Rabbimiz | رَبَّنَا | ربب |
| 29 | lime | niçin | لِمَ | - |
| 30 | ketebte | yazdın | كَتَبْتَ | كتب |
| 31 | aleyna | bize | عَلَيْنَا | - |
| 32 | l-kitale | savaş | الْقِتَالَ | قتل |
| 33 | levla | keşke | لَوْلَا | - |
| 34 | ehhartena | tehir etseydin/erteleseydin bizi | أَخَّرْتَنَا | اخر |
| 35 | ila | إِلَىٰ | - | |
| 36 | ecelin | bir ecele/bir süreye | أَجَلٍ | اجل |
| 37 | karibin | yakın | قَرِيبٍ | قرب |
| 38 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 39 | metau | metası/yararlanması | مَتَاعُ | متع |
| 40 | d-dunya | dünya | الدُّنْيَا | دنو |
| 41 | kalilun | azdır | قَلِيلٌ | قلل |
| 42 | vel'ahiratu | ve ahiret | وَالْاخِرَةُ | اخر |
| 43 | hayrun | hayırlıdır | خَيْرٌ | خير |
| 44 | limeni | kimse için | لِمَنِ | - |
| 45 | tteka | takvalı oldu/sakındı | اتَّقَىٰ | وقي |
| 46 | ve la | ve | وَلَا | - |
| 47 | tuzlemune | zulmedilmez sizlere | تُظْلَمُونَ | ظلم |
| 48 | fetilen | bir fitil/bir sicim (kadar) | فَتِيلًا | فتل |
Bu Ayette Geçen Kavramlar:
Rab
Kısa Açıklama: 4 Efendi, komuta eden.
Detaylı Açıklama: Rab kelimesi kökü (ربب) ‘rbb’ olup efendi/patron olmak (to be master), kumanda etmek/komuta etmek (command) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 370 (of 1303) Alem kelimesi kökü (علم) olup dünya (world), evren (universe), kâinat/düzen (cosmos) anlamındadır. Ayette çoğul isim kelimesi olarak gelmiştir. Anlarız ki Yüce Allah’ın Rab sıfatı yaratılmış olan tüm alemleri komuta etmektedir. Yüce Allah bu alemlerdeki işlerin ve oluşların; her şeyin Rab sıfatıyla efendisidir, komutanıdır.
Müminlerin günlük vakitli salâtı.
Kısa Açıklama: 5 Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
Zekât
Kısa Açıklama: 10 Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür.
Takva
Kısa Açıklama: 21 Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.
Haşyet/huşu
Kısa Açıklama: 53 Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
Meta
Kısa Açıklama: 54 Sermaye. Yararlanma.
Bir fitil/bir sicim
Kısa Açıklama: 137 Evrenimizin en küçük yapıtaşı 1.6x10 -35 metre uzunluğunda, ipliksi, fitil benzeri titreşen bir sicimdir. İpliksi, fitil benzeri yapılardır.Kur'an’da yüce Allah evrendeki en küçük yapının sicim (kıvrılmış-fitil, ‘string’) olduğunu işaret etmektedir.
İkame etmek.
Kısa Açıklama: 572 Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.