Bakara Suresi - Ayet 238
Türkçe Meal: Koruyun/muhafaza edin salâtları 23 ; ve vusta * salâtını 24 (da); ve dikelin/ayağa kalkın Allah için kânit 1316 (olarak).
Arapça: 245|2|238|حفظوا علي الصلوت والصلوه الوسطي وقوموا لله قنتين
Arama Operatörleri:
Ayet 238
Koruyun/muhafaza edin salâtları23; ve vusta* salâtını24 (da); ve dikelin/ayağa kalkın Allah için; kanaat edenler (olarak).
2:238. Salâtları1 ve salâtı vustayı2 koruyucu olun. Allah için içtenlikli olmaya özen gösterin.1- Namazları (Sabah, akşam, gece namazlarını). “Salavât” “Salâtın” çoğuludur. Arapça dil yapısına göre çokluk üç ve üçten fazla sayıyı ifade etmektedir. 2- En hayırlı, en yararlı salâtı. Vusta, sözcük olarak “hayırlı, üstün, adaletli, faziletli” gibi anlamlara gelmektedir. “Salâtı Vusta” “Cum’a Salâtıdır.” Cum’a salâtı, diğer salâtlara kıyasla daha önemli olduğu için, daha hayırlı ve daha üstün olarak nitelendirilmiştir. Vustaya “orta” anlamı verilse de bu mesafe ve zaman olarak iki şeyin ortasını ifade etmenin yanı sıra bir şeyin en önemli, en güzel, en üstün veya en yararlı olan yerini, bölgesini de ifade etmektedir.2:238. Observe/guard on the prayers, and the prayers the middle, and stand/call to God obeying/worshipping humbly .
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | hafizu | koruyun/muhafaza edin | حَافِظُوا | حفظ |
| 2 | ala | عَلَى | - | |
| 3 | s-salevati | salatları | الصَّلَوَاتِ | صلو |
| 4 | ve ssalati | ve salatı | وَالصَّلَاةِ | صلو |
| 5 | l-vusta | orta/en iyi | الْوُسْطَىٰ | وسط |
| 6 | ve kumu | ve dikelin/ayağa kalkın | وَقُومُوا | قوم |
| 7 | lillahi | Allah için | لِلَّهِ | - |
| 8 | kanitine | kanaat edenler (olarak) | قَانِتِينَ | قنت |
*Orta/en iyi. Arapçada orta kelimesi en iyi, en hayırlı şeyi işaret etmek için kullanılır.
Ayet 92
Ve bu; bir kitaptır*; indirdik onu*; bir mübarektir139; bir musaddıktır140 iki elleri arasında olana; ve uyarman içindir kentlerin anasını; ve kimseyi (ki) çevresindedir onun; ve kimseleri (ki) iman47 ederler ahirete; iman47 ederler buna (kitaba); ve onlar salâtlarını23 korurlar.
6:92. Bu, şehirlerin anası ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendisinden öncekileri doğrulayan kutlu bir Kitap’tır. Ahirete iman edenler, buna da iman ederler. Ve onlar salâtlarını1 korurlar.1- İbadete layık yegâne ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmek. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak. İlgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almak.6:92. And that (is) a Book , We descended it blessed, confirming (with) what (is) between his hands, and to warn/give notice (E) (to the) mother/origin of villages (Bekka) and who (is) around/surrounding it, and those who believe with the end (other life), they believe with it, and they are on their prayers observing .
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve haza | ve bu | وَهَٰذَا | - |
| 2 | kitabun | bir kitaptır | كِتَابٌ | كتب |
| 3 | enzelnahu | indirdik onu | أَنْزَلْنَاهُ | نزل |
| 4 | mubarakun | mübarektir | مُبَارَكٌ | برك |
| 5 | musaddiku | doğrulayıp tasdik edicidir | مُصَدِّقُ | صدق |
| 6 | llezi | olanı | الَّذِي | - |
| 7 | beyne | arasında | بَيْنَ | بين |
| 8 | yedeyhi | iki elleri | يَدَيْهِ | يدي |
| 9 | velitunzira | ve uyarman içindir | وَلِتُنْذِرَ | نذر |
| 10 | umme | anası | أُمَّ | امم |
| 11 | l-kura | kentlerin | الْقُرَىٰ | قري |
| 12 | ve men | ve kimseyi | وَمَنْ | - |
| 13 | havleha | çevresinde onun | حَوْلَهَا | حول |
| 14 | vellezine | ve kimseleri | وَالَّذِينَ | - |
| 15 | yu'minune | iman ederler | يُؤْمِنُونَ | امن |
| 16 | bil-ahirati | ahirete | بِالْاخِرَةِ | اخر |
| 17 | yu'minune | iman ederler | يُؤْمِنُونَ | امن |
| 18 | bihi | buna (kitaba) | بِهِ | - |
| 19 | ve hum | ve onlar | وَهُمْ | - |
| 20 | ala | عَلَىٰ | - | |
| 21 | salatihim | salatlarını | صَلَاتِهِمْ | صلو |
| 22 | yuhafizune | korurlar | يُحَافِظُونَ | حفظ |
*Kur'an.
Ayet 40
Kimseler (ki) çıkarıldılar diyarlarından olmaksızın bir hak dışında ki diyorlardı: “Rabbimiz4 Allah'tır”; şayet def etmeseydi Allah insanların bir kısmını bir kısmıyla onların; mutlak yıkılırdı manastırlar; ve kiliseler; ve salâtlar23; ve mescitler16 (ki) anılır onda* Allah'ın ismi çokça; ve mutlak yardım eder Allah kimseye (ki) yardım eder** O’na***; doğrusu Allah mutlak bir Kaviyy'dir72; bir Azîz'dir37.
22:40. Onlar, sadece “Rabb’imiz Allah’tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, insanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı, içinde Allah’ın isminin çokça anıldığı sevâmiu1, biyeûn2, selavat3, mescitler mutlaka yıkılırdı. Allah, kendisine yardım edene4 mutlaka yardım eder. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi’dir, Mutlak Üstün Olan’dır.1- Manastırlar. 2- Kiliseler. 3- Havralar. 4- Vahye içtenlikle uymayı esas alarak, Kendisine yönelene. Gösterdiği yoldan gidene.22:40. Those who were brought/driven out from their homes/countries/places without (a) right/justice except that they say: "Our Lord (is) God." And were it not for God’s pushing the people some of them with some elevated and secluded monasteries , and temples (for Jews and Christians), and prayers, and mosques/places of worshipping God, God’s name is mentioned/remembered in it much, would have been demolished/torn down, and God will give victory/aid (E) (to) who gives Him victory/aid, that truly God (is) strong, glorious/mighty .
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ellezine | kimseler | الَّذِينَ | - |
| 2 | uhricu | çıkarıldılar | أُخْرِجُوا | خرج |
| 3 | min | مِنْ | - | |
| 4 | diyarihim | diyarlarından/yurtlarından | دِيَارِهِمْ | دور |
| 5 | bigayri | olmaksızın | بِغَيْرِ | غير |
| 6 | hakkin | bir hak | حَقٍّ | حقق |
| 7 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 8 | en | ki | أَنْ | - |
| 9 | yekulu | diyorlardı | يَقُولُوا | قول |
| 10 | rabbuna | Rabbimiz | رَبُّنَا | ربب |
| 11 | llahu | Allah'tır | اللَّهُ | - |
| 12 | velevla | şayet | وَلَوْلَا | - |
| 13 | def'u | def etmeseydi | دَفْعُ | دفع |
| 14 | llahi | Allah | اللَّهِ | - |
| 15 | n-nase | insanların | النَّاسَ | نوس |
| 16 | bea'dehum | bir kısmını | بَعْضَهُمْ | بعض |
| 17 | bibea'din | bir kısmıyla onların | بِبَعْضٍ | بعض |
| 18 | lehuddimet | mutlak yıkılırdı | لَهُدِّمَتْ | هدم |
| 19 | savamiu | manastırlar | صَوَامِعُ | صمع |
| 20 | ve biyeun | ve kiliseler | وَبِيَعٌ | بيع |
| 21 | ve salevatun | ve salatlar | وَصَلَوَاتٌ | صلو |
| 22 | ve mesacidu | ve mescitler | وَمَسَاجِدُ | سجد |
| 23 | yuzkeru | anılır | يُذْكَرُ | ذكر |
| 24 | fiha | onda | فِيهَا | - |
| 25 | ismu | ismi | اسْمُ | سمو |
| 26 | llahi | Allah'ın | اللَّهِ | - |
| 27 | kesiran | çokça | كَثِيرًا | كثر |
| 28 | veleyensuranne | ve mutlak yardım eder | وَلَيَنْصُرَنَّ | نصر |
| 29 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 30 | men | kimseye | مَنْ | - |
| 31 | yensuruhu | yardım eder O’na (Allah’a) | يَنْصُرُهُ | نصر |
| 32 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 33 | llahe | Allah | اللَّهَ | - |
| 34 | lekaviyyun | mutlak bir Kaviyy'dir | لَقَوِيٌّ | قوي |
| 35 | azizun | bir Azîzdir. | عَزِيزٌ | عزز |
*Sayılan yerlerde.*O kimse.***Allah'a.
Ayet 2
Kimselerdir (ki) onlar salâtlarında23* haşyetlilerdir53.
23:2. Onlar, salatlarında1 huşu2 içinde olan kimselerdir.1- Namazlarında. 2- Allah’a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah’a yönelmek, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.23:2. Those who in their prayers they are humble/submissive .
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ellezine | kimselerdir | الَّذِينَ | - |
| 2 | hum | onlar | هُمْ | - |
| 3 | fi | فِي | - | |
| 4 | salatihim | salatlarında | صَلَاتِهِمْ | صلو |
| 5 | haşiune | huşu içindedirler/alçak gönüllülükle boyun eğenlerdir/teslim olanlardır | خَاشِعُونَ | خشع |
*Tekil salât, çoğul 3. şahıs eril zamirle gelmiştir. Salâtında onlar, kendilerinin salâtında demektir.
Ayet 9
Ve kimselerdir (ki) onlar salâtlarını23* korurlar**.
23:9. Onlar, salatlarını1 koruyan kimselerdir.1- Salat, ibadete layık yegâne ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Namaz kılmak, sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almak, dua etmek demektir. Salâtın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın ayrıca din ve havra anlamı da bulunmaktadır. Salatın zıddı tevellâdır. Tevellâ süreklilik ifade etmektedir; sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir. Namaz, Farsça bir sözcüktür ve bu sözcük Kur’an’da geçmez.23:9. And those whom, they are on their prayers they are protecting/observing .
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vellezine | ve kimseler | وَالَّذِينَ | - |
| 2 | hum | onlar | هُمْ | - |
| 3 | ala | عَلَىٰ | - | |
| 4 | salevatihim | kendi salatlarını | صَلَوَاتِهِمْ | صلو |
| 5 | yuhafizune | korurlar | يُحَافِظُونَ | حفظ |
*Tekil salât, çoğul 3. şahıs eril zamirle gelmiştir. Salâtını onlar, kendilerinin salâtını demektir.**Muhafaza ederler.
Ayet 23
Kimseler; onlar salâtlarında23 daimîlerdir/devamlılardır.
70:23. Onlar, salatlarında1 devamlıdırlar.1- Salat, ibadete layık yegâne ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah’a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır70:23. Those who (are) on their prayers continuing/lasting.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ellezine | kimseler | الَّذِينَ | - |
| 2 | hum | onlar | هُمْ | - |
| 3 | ala | عَلَىٰ | - | |
| 4 | salatihim | salatlarında | صَلَاتِهِمْ | صلو |
| 5 | daimune | daimîlerdir/devamlılardır | دَائِمُونَ | دوم |
Ayet 34
Ve kimseler (ki) onlar salâtlarını23 korurlar.
70:34. Onlar, salatlarını1 korurlar.1- Bkz. 70:2370:34. And those who, they are on their prayers (they are) protecting/observing .
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vellezine | ve kimseler | وَالَّذِينَ | - |
| 2 | hum | onlar | هُمْ | - |
| 3 | ala | عَلَىٰ | - | |
| 4 | salatihim | salatlarını | صَلَاتِهِمْ | صلو |
| 5 | yuhafizune | korurlar | يُحَافِظُونَ | حفظ |
insanların salâtları (çoğul)
Kavram Adı:
insanların salâtları (çoğul)
Kavram No: 23
Kısa Açıklama: 23 Müminlerin her gün belirli vakitlerde (sabah ve akşam) yaptığı iki salât ve her hafta toplantı gününde yaptıkları salât. Salâtlar olarak çoğul.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 7
Türkçe Meal: Koruyun/muhafaza edin salâtları 23 ; ve vusta * salâtını 24 (da); ve dikelin/ayağa kalkın Allah için kânit 1316 (olarak).
Arapça: 245|2|238|حفظوا علي الصلوت والصلوه الوسطي وقوموا لله قنتين
Türkçe Meal: Ve bu; bir kitaptır * ; indirdik onu * ; bir mübarektir 139 ; bir musaddıktır 140 iki elleri arasında olana; ve uyarman içindir kentlerin anasını; ve kimseyi (ki) çevresindedir onun; ve kimseleri (ki) iman 47 ederler ahirete; iman 47 ederler buna (kitaba); ve onlar salâtlarını 23 korurlar.
Arapça: 881|6|92|وهذا كتب انزلنه مبارك مصدق الذي بين يديه ولتنذر ام القري ومن حولها والذين يومنون بالاخره يومنون به وهم علي صلاتهم يحافظون
Türkçe Meal: Kimseler (ki) çıkarıldılar diyarlarından olmaksızın bir hak dışında ki diyorlardı: “Rabbimiz 4 Allah'tır”; şayet def etmeseydi Allah insanların bir kısmını bir kısmıyla onların; mutlak yıkılırdı manastırlar; ve kiliseler; ve salâtlar 23 ; ve mescitler 16 (ki) anılır onda * Allah'ın ismi çokça; ve mutlak yardım eder Allah kimseye (ki) yardım eder ** O’na *** ; doğrusu Allah mutlak bir Kaviyy'dir 72 ; bir Azîz'dir 37 .
Arapça: 2633|22|40|الذين اخرجوا من ديرهم بغير حق الا ان يقولوا ربنا الله ولولا دفع الله الناس بعضهم ببعض لهدمت صومع وبيع وصلوت ومسجد يذكر فيها اسم الله كثيرا ولينصرن الله من ينصره ان الله لقوي عزيز
Türkçe Meal: Kimselerdir (ki) onlar salâtlarında 23 * haşyetlilerdir 53 .
Arapça: 2673|23|2|الذين هم في صلاتهم خشعون
Türkçe Meal: Ve kimselerdir (ki) onlar salâtlarını 23 * korurlar ** .
Arapça: 2680|23|9|والذين هم علي صلوتهم يحافظون
Türkçe Meal: Kimseler; onlar salâtlarında 23 daimîlerdir/devamlılardır.
Arapça: 5396|70|23|الذين هم علي صلاتهم دايمون
Türkçe Meal: Ve kimseler (ki) onlar salâtlarını 23 korurlar.
Arapça: 5407|70|34|والذين هم علي صلاتهم يحافظون