Rabbimiz şerefli Kur'ân'da antik Mısır hakkında bizlere ilginç bilgiler vermektedir. Bu bilgilerden bir tanesi de Mûsâ'nın firavunu döneminde Mısır'lıların bir süslenme günü düzenledikleridir. Yüce Allah'ın Mûsâ ile gönderdiği mucizeleri gören ve onların bir sihir olduğunu iddia eden firavun Mûsâ'ya karşı bir entrika hazırlamıştır. Kendi sihirbazlarıyla Mûsâ'ya karşı bir duello yapacaktır. Bu duello için de halkın toplandığı bir günü belirlemiştir.
20:60Tablo
Bu günün özelliğinin süslenme, ziynetlenme olduğunu anlıyoruz. Ayrıca bu toplanma vaktinin Güneş'in doğuş vakti olduğunu da anlıyoruz. Şerefli Kur'an bizlere antik Mısır'da yapılan şafak ritüellerini işaret ediyor olabilir mi? Elbette. Aşağıda detaylı olarak okuyacağınız gibi antik Mısır'da bayram günleri vardı. Bu günlerde halk toplanır ve en süslü kıyafetlerini giyerlerdi. Festival olarak isimlendirilebilecek olan bu günlerin bazıları aşağıda verilmiştir.
Eski Mısır Festivalleri Örnekleri Mısırlıların kutladığı festivaller şunlardı:
- Wepet-Renpet Festivali: Yılın Açılışı; ölülerin tanrısı Osiris'in ölümünü ve yeniden doğuşunu kutlayan festival.
- Wag Festivali: Ölülerin tanrısı Osiris'in ölümüne ve öbür dünyaya geçmiş Mısırlılara adanmış festival.
- Wag ve Thoth Festivali: Ay, matematik ve bilimin tanrısı Thoth'un doğumunu kutlayan festival.
- Tekh Festivali: Sarhoşluk Şöleni; aşk, güzellik ve bereketin tanrıçası Hathor'a adanmış festival.
- Opet Festivali: Havanın tanrısı ve baş tanrı Amun'a adanmış festival.
- Hathor Festivali: Hathor'un doğumunu ve onun lütuflarını kutlayan festival.
- Sokar Festivali: Tarımın tanrısı Sokar'a adanmış festival.
- Shemu Festivali: Baharın ilk gününe adanmış olup ilkbahar ekinoksu'nda tuzlanmış balık ve diğer ürünlerin tanrılara sunulmasıyla bol bir hasat için kutlanan festival. Bu festival günümüzde de Mısır'da kutlanmaya devam etmekte olup adı, Arapçada "breezin kokusu" veya "baharın kokusu" anlamına gelen "Sham el-Nessim" olarak değiştirilmiştir.
- Bast Festivali: Evi, kadınları ve çocukları koruyan kedi tanrıça Bastet'i kutlayan festival.
- Nehebkau Festivali: Doğumda ruhu bedene bağlayan yılan tanrı Nehebkau'ya adanmış festival.
- Min Festivali: Üreme tanrısı Min'e adanmış festival.
- Vadinin Güzel Şöleni: Amun'a adanmış olup ölülerin ruhlarını onurlandıran festival.
- Heb-Sed Festivali: Firavunu onurlandıran ve onun ilahi otoritesini pekiştiren; Eski Mısır festivallerinin en eskisi olan festival. Aşağıda bu festivallerden birkaçı daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Güneş'in doğuşuyla en çok ilgili olan ise Wepet-Renpet Festivalidir.
Detaylı inceleme;
Orta Krallık Mısır’ında Şafak Ritüelleri: Güneşin Doğuşu, Şenliksel Toplanmalar ve Ziynet Kültürü Üzerine Epigrafik Bir Analiz
Antik Mısır medeniyetinin teolojik ve sosyal yapısında güneşin doğuşu, sadece astronomik bir olay değil, evrensel düzenin (Maat) her gün yeniden tesis edildiği kozmik bir doğum anı olarak kabul edilmiştir. Özellikle Orta Krallık döneminde (yaklaşık MÖ 2055 – 1650), bu kozmik döngüye duyulan inanç, toplumun tüm katmanlarını kapsayan sofistike bir festival kültürüne dönüşmüştür. MÖ 1650 yılları civarında, yani 13. Hanedan’ın sonu ve İkinci Ara Dönem’in başlangıcındaki siyasi dalgalanmaların yaşandığı süreçte bile, halkın şafak vakti toplanarak güneşin yeniden doğuşunu kutladığı, en değerli mücevherlerini taktığı ve ritüel saflığı simgeleyen kıyafetlerle süslendiği bilinmektedir. Bu rapor, Orta Krallık dönemi yazıtları, papirüsleri ve arkeolojik buluntuları ışığında, Mısır halkının şafak vaktindeki ritüelistik davranışlarını, süslenme pratiklerini ve bu dönemdeki festivallerin sosyo-kültürel derinliğini analiz etmektedir.
Şafak Teolojisi: Khepri ve Güneşin Yeniden Doğuşu
Orta Krallık Mısır’ında güneş, günün farklı saatlerinde farklı isimler ve formlar alan dinamik bir tanrısal varlık olarak tasvir edilmiştir. Şafak vakti, güneşin "Khepri" formuna büründüğü andır. Khepri, "kheper" fiilinden türemiş olup "meydana gelen", "dönüşen" veya "var olan" anlamlarına gelir. Bu teolojik çerçevede şafak, güneşin gece boyunca yer altı dünyasında (Duat) verdiği mücadeleyi kazanarak yeniden doğmasını simgeler.
Khepri’nin sembolü olan skarab (bok böceği), yumurtalarını bıraktığı dışkı topunu toprağın üzerinde yuvarlamasıyla bilinir. Antik Mısırlılar bu hareketi, tanrının güneş diskini doğu ufkuna itmesiyle özdeşleştirmişlerdir. Orta Krallık metinlerinde, özellikle Tabut Metinleri’nde (Coffin Texts), ölen kişinin ve ritüel katılımcılarının güneş tanrısıyla birleşerek şafakta yeniden doğma arzusu sıkça işlenir. Şafak vakti toplanan insanlar, bu kozmik doğumu sadece izlemekle kalmaz, duaları ve ilahileriyle tanrının Apophis adlı kaos yılanını yenmesine "yardımcı" olduklarına inanırlardı.
Güneşin Günlük Yolculuğu ve Dönüşüm Formları
| Zaman Dilimi | Tanrısal Form | İkonografi | Sembolik Anlam |
| Şafak (Sabah) | Khepri | Skarab Böceği |
Yeniden doğuş, oluşum ve potansiyel. |
| Öğle | Ra-Horakhty | Şahin Başlı İnsan |
Tam güç, kozmik egemenlik ve ışık. |
| Gün Batımı (Akşam) | Atum | Kraliyet Giysili Yaşlı Adam |
Tamamlanma, yaratılışın sonu ve başlangıcı. |
Güneşin doğuşuyla birlikte insanların tapınakların ön avlularında veya kutsal alanlarda toplanması, "ışığın karanlığa galip gelmesinin" kutlanmasıdır. Yazıtlar, gökyüzünün kapılarının açıldığını ve güneş tanrısının "başını dünyaya kaldırdığını" betimler. Bu an, katılımcılar için hem dini bir vecibe hem de toplumsal bir dayanışma vesilesidir.
Orta Krallık Festival Takvimi ve Şafak Ayinleri
MÖ 1650 yılları civarında Mısır, karmaşık bir festival takvimine sahipti. Festivaller (Mısır dilinde "heb"), hem tarımsal döngülerle hem de astronomik olaylarla uyumluydu. Şafak vakti kutlamalarının en önemlilerinden biri, yeni yıl festivali olan "Wepet-Renpet" (Yılın Açılışı) idi.
Wepet-Renpet: Sothis’in Doğuşu
Wepet-Renpet, Sothis (Sirius) yıldızının 70 günlük bir aradan sonra şafak vaktinde güneşten hemen önce doğu ufkunda belirmesiyle kutlanırdı. Bu olay, Nil’in taşma mevsiminin (Akhet) başlangıcıyla çakışırdı ve yaşamın kaynağı olan suyun geri dönüşünü müjdelerdi. Lahun Papirüsleri’nde yer alan kayıtlara göre, bu kutsal anda insanlar toplu halde dualar eder ve "Hnmm.t" (Güneş Halkı) olarak adlandırılan halk kitlesi şafağı selamlamak için bir araya gelirdi.
Giza ve Saqqara gibi bölgelerdeki tapınaklarda bu festival, ziyafetler ve sosyal etkileşimlerle karakterize edilirdi. İnsanlar birbirlerine, üzerinde "Mutlu Yeni Yıl" dilekleri yazılı olan ve fayanstan yapılan özel "yeni yıl şişeleri" hediye ederlerdi. Bu şişeler, ritüelistik içeceklerin veya parfümlerin taşınmasında kullanılırdı ve şenliklerin sosyal dokusunun bir parçasıydı.
Orta Krallık'ta Öne Çıkan Diğer Festivaller
| Festival Adı | Kutlama Zamanı | Temel Amacı | Sosyal Faaliyetler |
| Wag Festivali | Yılın 1. ayı, 18. gün |
Ölüleri ve Osiris'i onurlandırmak. |
Kabir ziyaretleri, kağıt teknelerin nehre bırakılması. |
| Tekh Festivali | Sel mevsiminin 1. ayı |
"Sarhoşluk" ve neşe festivali. |
Dans, müzik ve ritüelistik içki tüketimi. |
| Vadi Festivali | Yazın 2. ayı, Yeni Ay |
Yaşayanlar ve ölüler arasındaki bağı güçlendirmek. |
Çiçek kolyeler (wah) takmak, mezarlarda ziyafet vermek. |
| Min Festivali | Hasat başlangıcı |
Bereket ve kraliyet gücünü kutlamak. |
İlk buğdayın kesilmesi, ritüel yas ve ardından şenlik. |
Abydos Gizemleri: Osiris’in Şafakta Yeniden Doğuşu
Orta Krallık’ın en önemli dini merkezlerinden biri olan Abydos, ölüm ve yeniden doğuşun tanrısı Osiris’in kült merkeziydi. MÖ 1650 civarında burada gerçekleştirilen "Osiris Gizemleri", tanrının öldürülmesini, parçalanmasını ve sonunda yeniden canlanmasını konu alan devasa halk festivalleriydi.
Senusret III dönemine ait ancak ritüellerin devamlılığını kanıtlayan "Ikhernofret Steli", bu festivallerin seyrini detaylı bir şekilde anlatır. Beş gün süren törenlerin en can alıcı anı, beşinci gündeki şafak ayiniydi. Bu ayinde, Osiris’in "yeniden doğduğu" kabul edilir ve tanrının heykeli büyük bir alayla tapınağına geri getirilirdi. Halk, "Yol Açıcı" (Wepwawet) tanrısının önderliğinde yürüyen bu alaya katılır, şafakla birlikte tanrının zaferini kutlardı. Bu anlarda katılımcılar, tanrıyı "görmek" (mAA nTr) ve onun kutsallığından pay almak için en güzel kıyafetleri ve takılarıyla orada bulunurlardı.
Ritüel Süsleme: Kıyafetler, Takılar ve Kozmetikler
Antik Mısır’da festivallere katılmak, sadece fiziksel bir varlık göstermek değil, aynı zamanda görsel bir "saflık" ve "ziynet" sunumu gerektiriyordu. Yazıtlar, insanların festivaller için nasıl "süslendiklerini" ve "ziynetlendiklerini" açıkça betimler. Süsleme pratikleri, hem tanrılara hoş görünme arzusuyla hem de sosyal statünün sergilenmesiyle doğrudan bağlantılıydı.
Beyaz Ketenin Saflığı
Festivallerde giyilen en yaygın kıyafet, saflığı ve ışığı simgeleyen beyaz ketendi. Orta Krallık döneminde, özellikle elit kesim arasında, pileli ve karmaşık dökümlere sahip uzun elbiseler moda olmuştur. Erkekler "shenti" adı verilen uzun kilter giyerken, kadınlar "v" yakalı veya keten elbise üzerine giyilen boncuk ağlı (bead-net dress) özel kostümler tercih ederlerdi. Din görevlileri ve tören liderleri, tanrılarla olan bağı simgelemek için bazen keten kıyafetlerinin üzerine leopar postu atarlardı.
Takı Kültürü ve Lahun Hazineleri
Orta Krallık, Mısır takı sanatının "altın çağı" olarak kabul edilir. Lahun ve Dahshur bölgelerinde, özellikle kraliyet ailesine mensup kadınların mezarlarında bulunan takılar, bu dönemdeki "ziynetlenme" seviyesini gözler önüne serer. Bu takılar sadece mezar eşyası değil, sahipleri tarafından hayattayken festivallerde ve saray törenlerinde giyilen eşyalardır.
-
Pektoral (Göğüs Takıları): Altın, lapis lazuli, turkuaz ve karnelyan taşlarıyla süslenmiş, üzerinde firavunun kartuşunu veya koruyucu tanrıları (örneğin Horus veya Nekhbet) taşıyan devasa kolyelerdir.
-
Kemerler ve Bilezikler: Altın deniz kabuğu formları veya pençe motifli boncuklardan oluşan, hareket ettikçe ses çıkaran ve ışığı yansıtan kemerler, festival danslarında ve geçit törenlerinde estetik bir vurgu yapardı.
-
Taçlar ve Diademler: Çiçek motifli, ince altın işçiliğiyle bezenmiş taçlar, kadınların saçlarını süsleyen en zarif parçalardı.
-
Ametist ve Lapis Lazuli: Orta Krallık’ta ametist taşı popülaritesinin zirvesindeydi. Lapis lazuli ise gece gökyüzünü ve tanrıların saçını simgelediği için kutsal kabul edilirdi.
İnsanlar, ne kadar çok takı takarlarsa tanrıların dikkatini o kadar çok çekeceklerine ve onların koruması altına gireceklerine inanırlardı. Takılar, sadece estetik birer obje değil, aynı zamanda hastalık ve tehlikelerden koruyan "apotropaic" (koruyucu) nesnelerdi.
Kozmetik ve Parfüm: Şafağın Kokusu
Şafak vakti toplanan kalabalığın içinde koku ve makyaj, ritüelin ayrılmaz bir parçasıydı. Hem erkekler hem de kadınlar, gözlerini korumak ve güzelleştirmek için "galena" (siyah sürme) ve "malakit" (yeşil göz farı) kullanırlardı. Sürme, güneşin keskin ışığından gözleri korurken aynı zamanda ruhsal bir koruma kalkanı işlevi görürdü.
Henna (kına), elleri ve tırnakları boyamak için kullanılırken, mür, tarçın ve çeşitli aromatik yağlardan yapılan parfümler vücuda sürülürdü. Festival alanları, yanmış tütsülerin ve insanların süründüğü ağır parfümlerin kokusuyla dolardı; bu, kutsal alanın sıradan dünyadan ayrıldığının duyusal bir kanıtıydı.
Epigrafik Kaynaklar: Yazıtlarda Şafak ve Toplanma
MÖ 1650 yılları civarına tarihlenen yazıtlarda, halkın bu festivallere katılımı ve şafağın karşılanması üzerine çeşitli ifadeler yer almaktadır. Bu kaynaklar, sadece kraliyet olaylarını değil, bireylerin tanrıyla olan kişisel bağlarını da belgeler.
Lahun Papirüsleri: Tapınak Kayıtları ve İlahiler
Lahun bölgesinde bulunan papirüs arşivleri, Orta Krallık’ın festival ekonomisi ve litürjisi hakkında eşsiz bilgiler sunar. Bu papirüslerde yer alan "Güneş İlahileri", şafağı şu sözlerle selamlar: "Ey Güneş, gökyüzünün ufkunda doğarsın, saf göğün sürgüsünü açarsın, gökyüzünün kapısını açarsın... Başını dünyaya kaldırırsın, dünyayı göğün ihtişamıyla örtersin".
Papirüslerde ayrıca, festivaller için hazırlanan malzemelerin listeleri, keten kıyafetlerin dağıtımı ve tapınak çalışanlarının organizasyonu yer alır. "Hnmm.t" (sun-folk) terimi, bu metinlerde güneş tanrısını selamlayan halk kitlesini tanımlamak için kullanılır ve bu kitlelerin şafak vaktinde ritüelistik olarak nasıl konumlandıkları anlatılır.
"Yaşayanlara Çağrı" Yazıtları
Orta Krallık’a özgü bir gelenek olan "Yaşayanlara Çağrı" (Appeal to the Living), mezar stelleri ve tapınak duvarlarına kazınan metinlerdir. Bu yazıtlar, festival alayları sırasında oradan geçen halka, yazıcıya veya rahiplere seslenir: "Siz ki hayattasınız ve festival yollarında yürüyorsunuz, benim adımı anın ve bana bir dua sunun". Bu, yaşayanların ve ölülerin şafak ayinleri sırasında nasıl bir araya geldiğini, sosyal bir etkileşimin nasıl ritüelistik bir boyut kazandığını gösterir.
Orta Krallık’ta Sosyal Katılım ve Ritüel Hiyerarşisi
| Sosyal Sınıf | Ritüel Rolü | Giyim ve Süsleme |
| Firavun ve Kraliyet Ailesi |
Tanrı ve halk arasındaki aracı; ritüel lideri. |
Altın pektoraller, "nemes" başlığı, saf beyaz pileli keten. |
| Rahipler |
Tapınak içindeki gizli ritüelleri yönetmek; tanrı heykelini taşımak. |
Leopar postları, keten elbiseler, tıraşlı vücutlar ve saflık. |
| Elit/Memur Sınıfı |
Alaylara katılmak, steller dikmek, tanrıyı selamlamak. |
Kaliteli keten, ametist ve karnelyan takılar, peruklar. |
| Halk (Hnmm.t) |
Tapınak avlularında toplanmak, ilahiler söylemek, şenliklere katılmak. |
Basit beyaz keten, fayans boncuklar, kohl sürmesi. |
MÖ 1650: 13. Hanedan ve Değişen Siyasi Tabloda Festival Sürekliliği
MÖ 1650 yılı, Orta Krallık’ın sonu ve 13. Hanedan’ın son dönemlerine denk gelir. Bu dönemde merkezi otorite zayıflamış, ülke kuzeyde Hyksoslar ve güneyde farklı yerel güçler arasında bölünmeye başlamıştır. Ancak arkeolojik buluntular, bu siyasi istikrarsızlığa rağmen dini festivallerin ve şafak ayinlerinin kesintiye uğramadığını göstermektedir.
Abydos’ta keşfedilen Kral Senebkay’ın (MÖ 1650-1600) mezarı, bu dönemin "Abydos Hanedanı" olarak adlandırılan yerel bir krallığa işaret eder. Senebkay ve çağdaşları, kendilerini büyük Orta Krallık krallarının (örneğin Senusret III) kültüyle ilişkilendirmeye devam etmişlerdir. Mezar süslemeleri ve steller, bu dönemde halkın hala Osiris Gizemleri için Abydos’ta toplandığını ve şafağı "rebirth" (yeniden doğuş) umuduyla karşıladığını doğrular.
Bu dönemde dini sanat ve edebiyatta daha kişisel bir ifade biçimi gelişmeye başlamıştır. Votif objeler (adak eşyaları) üzerine kazınan yazıtlar, bireylerin festivallerde tanrıya daha doğrudan seslendiğini gösterir. Bu, merkezi yönetimin zayıflamasıyla birlikte halkın dini pratiklerde daha aktif ve özgür bir rol üstlendiğinin bir göstergesidir.
Sentez ve Sonuç: Kozmik Düzenin Toplumsal Yansıması
Antik Mısır’da şafak vakti toplanmak, süslenmek ve takılarla bezenmek, sadece bir görsel şölen değil, evrenin işleyişine duyulan derin inancın fiziksel bir dışavurumudur. Orta Krallık dönemi, bu inancın en rafine ve estetik halini temsil eder. Yazıtlar, papirüsler ve mücevherler, MÖ 1650 yıllarının zorlu koşullarında bile Mısırlıların "güneşin çocukları" olarak kendilerini nasıl tanımladıklarını belgeler.
Şafak vakti, karanlığın bittiği ve Khepri’nin dünyayı aydınlattığı o büyülü anda, Mısır halkı en iyi halleriyle orada bulunur; beyaz ketenleri şafak ışığını yansıtır, altın takıları tanrının parlaklığını taklit ederdi. Bu törenler, toplumun her katmanını kozmik bir dramın parçası haline getirerek, dünyevi zorluklara karşı manevi bir direnç noktası oluşturmuştur. "Güneşi görmek" ve onunla birlikte yeniden doğmak, MÖ 1650’de bir Mısırlı için yaşamın ve ötesinin en büyük garantisiydi.