Yüce Allah aşağıdaki 3:104 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

397|3|104|وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bi l-ma’rûfi ve yenhevne ani l-munkeri, ve ulâike humul muflihûn.

Olsun sizden bir topluluk; çağırırlar hayra/iyiliğe ve emrederler evrensel doğru değerleri; ve menederler evrensel yanlış değerlerden; ve işte onlar; onlar başaranlardır.

 

(ٱلْمَعْرُوفِl-ma’rûfi kelimesi kökü (عرف) iyilik (goodness), erdemlilik-fazilet (vurtues), kabul gören/kabul edilmiş normal değerler ile tesis edilmiş iyi uygulamalar, eylemler (actions and deeds the goodness of which is established by the accepted norms) anlamındadır. Brill, page 614 (of 1063)   

(ٱلْمُنكَرِl-munkeri kelimesi kökü (نكر) yanlış işler (wrong-doings), yanlış (wrong) anlamındadır. Brill, page 965 (of 1063)

(يَأْمُرُونَye’murûne kelimesi kökü (امرemir-buyruk (order), salık verme (commend), talimat verme (instruct), hüküm oluşturma (decree) anlamındadır. (Hans Wehr 4th ed., page 33 (of 1303)). Bu kelime Türkçe’ye emretmek olarak geçmiştir.

(يَنْهَوْنَyenhevne kelimesi kökü (نهي) menetmek-yasaklamak (forbid), yasak etmek-önüne geçmek-önlemek (prohibit), yasaklamak-menetmek (ban) anlamındadır.

l-ma’rûfi’ kelimesi evrensel normal/doğru değerler anlamındadır. Örnek olarak; ihtiyacı olan bir kişiye yardım etmek evrenin neresinde olursa olsun iyi, erdemli bir davranıştır. Her zaman doğru sözlü olmak evrensel bir normal değerdir. Örnekler elbette çoğaltılabilir.

l-munkeri’  kelimesi ‘l-ma’rûfi’ kelimesini zıt anlamlısıdır. Evrensel normal değerlere ters olan, onlara zıt olan değerlerdir. Evrensel olarak yanlış olduğu bilinen değerlerdir. Örnek olarak; küçük çocukları cinsel olarak istismar etmek, onlara tecavüz etmek evrenin neresinde olursa olsun yanlıştır. Kötüdür, pistir. Bir başkasını malını haksız yere yemek evrenin neresinde olursa olsun yanlıştır. Yalan söylemek, zina etmek evrenin her yerinde kötü bir davranıştır.

Yüce Allah ayette evrensel doğru değerleri emreden, evrensel yanlış değerlerden meneden bir topluluğun mutlak bir şekilde içimizde olmasını buyuruyor. Dikkat edilirse tüm toplum işaret edilmiyor. Zaten bu da mümkün değildir. Bu nedenle zikredilmediği ortadadır. Ancak toplumun bir kısmının bu görevi yapması gerektiği anlaşılıyor.

Ayet bize bir ipucu daha veriyor. Bu zümrenin/grubun emir verme yetkisi sahibi olması da gerekiyor. Yani bu kimseler sıradan insanlar değildir. Tüm topluma emretme yetkisi olan, yani kanunlar oluşturma yetkisi olan kimselerdir. Yaptıkları kanunlar ile (anayasa vb.) evrensel doğruları, evrensel doğru değerleri toplumda hakim kılacaklardır. Topluma emredeceklerdir. Toplum bu evrensel doğru değerleri uygulamak zorunda kalacaktır. Aynı zamanda evrensel yanlış olan değerleri de yasaklayacaklardır. Yasak eylemi yapanlar ile ilgili cezaları da belirleyeceklerdir. Ayrıca bu kanunların uygulanmasının bizzat takipçisi olacaklardır. Kanunları bizzat uygulayacaklardır.

Bu kimseler her daim hayra/iyiliğe çağıracaktır. Hayır/iyilik için çalışacaklardır.

Yüce Allah bu kimselerin başarılı olanlardan olacağını bize işaret ediyor.

Not: Benim bu ayetten anladığım başka bir konu da emir yetkisinin asla ve asla tek bir adama verilmemesi gerektiğidir. Ayette bu emir yetkisinin bir toplumun içinden olan bir zümreye/bir gruba verildiği anlaşılıyor. Aksi halde ayet 'içinizden bir kişi çıksın, size emretsin, sizi menetsin' olurdur. 

En doğrusunu Allah bilir.