kuran mucizeler logo

Size okuduğum bir kitabın özetlediğim halini gönderiyorum. Paylaşmayın. Copyright var. Hocadan izin istedim ama henüz cevap gelmedi.

Neden özetledim?

Harika bir kitap. Vaktiniz olur ise kendisini okuyunuz. Ama ben o kadar etkilendim ki özetlemek ve sizlerin bilgilerine sunmak istedim. 

Prof. Dr. Caner Taslaman’ın muhteşem kitabından özetlemiş olduğum kısımları aşağıda bulabilirsiniz. Kitap ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://www.canertaslaman.com/2015/10/allahin-varliginin-12-delili/

 

 

  1. Kelamın Kozmolojik delili?

Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var? (Ünlü felsefeci Leibniz sormuştur)

Bir şeyin yoktan var olması, sonradan var olması başlangıcı olması demektir.

Materyalist-ateist felsefe doğruysa evrenin ezeli olması (sonsuz), teizm (Yaratıcı varlığı) doğru ise evrenin başlangıcı olması beklenir.

Evrenin başlangıcı vardır. Deliller:

              Entropi yasası evrenin başlangıcı olduğunu gösterir. Entropi yasası termodinamiğin 2. yasası olup tüm evrende geçerlidir. Bu yasaya göre maddeler düzensiz olma eğilimindedirler. Diğer bir deyiş ile dağılırlar. Bu tersine döndürülemez bir süreçtir. Sonlu bir zamanda tükenecek olan bir şeyin ezelden beri var olmuş olamayacağı açıktır. Yani evren sonlu bir zaman önce var olmuş olmalıdır. Bu da evrenin bir başlangıcının olduğunun delilidir.

              Big bang (Büyük şişme) evrenin başlangıcı olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Evren atomdan da küçük olan yokluk diyebileceğimiz, uzay ve zamanın olmadığı bir tekillik (yokluk) halinden var olmuştur. Bu hipotez teori olmaktan çıkıp ispatlanmış bir durumdur. Hatta evrenin yaşı dahi belirlenmiştir. Evrenimiz tam olarak 13,772 milyar yaşındadır.   

              Yapılan çalışmalarda evrenin sonunun 2 şekilde olabileceğini göstermektedir. Big bang’in tersi olan içe çöküş (tüm evrenin tekrar tek bir nokta haline gelip yok olması) veya büyük dağılma (evrendeki tüm atomlar parçalanır ve evren son bulur).

Hiçlikten hiçbir şey kendiliğinden olmaz.

İnsan aklının kolayca anladığı ve aklına yattığı yukardaki cümle bilimsel açıdan da doğrudur. Şimdiye kadar modern bilim dahi hiçlikten hiçbir şey üretememiştir. Hiç kimse de hiçlikten bir şey oluştuğunu görememiştir.

Evren ile birlikte zaman da oluşmuştur. Evren dışında zaman yoktur. Evreni yaratan bu nedenle zamandan ve evrenden daha aşkın olmalıdır.

  1. Yasaların varlığı delili

Bilimsel araştırmalar yaparak doğa yasalarını bulmaktayız. Örneğin Einstein E=mc2 yasasını bulmuştur. Yani madde enerjiye, enerji de maddeye dönüşebilir. Evrenin her yerinde bu formül geçerlidir. Buna benzer birçok evrensel doğa yasaları mevcuttur (örneğin: yer çekimi, fizik kuralları vb.). Fakat formülleri bulmamız bu doğa yasalarının neden var olduğunu açıklamamaktadır. Hatta bu doğa yasalarının evreni karışıklığa sürüklemek yerine düzenli ve yaşanabilir ortamları oluşturdukları görünür. Kaosa izin vermezler. Evrenin yasalar olmadan hiçbir kural olmadan oluşması da çelişkili bir durum değildir. Bu da olabilirdi. Fakat uygun doğa yasaları olmadığında galaksilerin, yıldızların gezegenlerin, tüm maddelerin ve dolayısı ile hayatın oluşması mümkün olmayacaktı.      

Bu doğa yasalarının neden var olduğunu ve neden bu kadar hassas seviyede rasyonel olduğunun açıklamasını teist yaklaşım materyalist-atesit düşünceye göre daha iyi açıklar. Çünkü rasyonel, bilinçli, iradeli bir yasa koyucu rasyonaliteye uygun yasaların varoluş sebebini daha iyi açıklar.

Evrenin her yerinde doğa yasalarının aynı olması tek bir yasa koyucu tarafından tasarlandığını da düşündürür. Düşününki arkeolojik bir kazıda benzer işaretlere sahip madeni paralar buldunuz. Ne düşünülmesi gerekir? Mantık ortak bir kaynağın araştırılmasını söyler. Evrendeki yasalar için de aynı durum söz konusudur. Uzun bir zaman diliminde her yerde görülen bu yasaların aynı kaynaktan geldiğini kabul etmek gereklidir. Tek tanrılı yaklaşım çok tanrılı yaklaşıma göre çok daha akla yatkındır. Çok tanrılı bir sistemde tanrıların evreni paylaşması ve her tanrının yönetiminde olmasından bahsedilir. Eğer bu şekilde bir durum olsa ise her tanrı kendi doğa yasasını koyacak ve evrendeki her yerde aynı yasalar olmayacaktı. Bu da eninde sonunda kargaşaya neden olacaktı.

  1. Evrenin keşfedilebilir olması delili

Matematiğin evrenin işleyişini ve doğa yasalarını açıklayabilmesi gerçekten çok büyük bir nimettir. Bunun neden bu şekilde olduğunun cevabını ateist-materyalist düşünce kesinlikle açıklayamaz. Ünlü matematikçi ve fizikçi Eugene Wigner “Mucizevi bir şekilde matematiğin dilinin fizik yasalarını formüle etmeye uygun olması, bizim anlayamadığımız ve hak edecek bir şey yapmadığımız mükemmel bir hediyedir” demektedir.  Matematik ile evren bu kadar uyumlu olmamış olsa idi bizim evreni keşfedebilme şansımız olmayacaktı. Teist düşünce matematik-evren ilişkinini daha mantıklı şekilde açıklar. Evreni yaratan tanrı onun keşfedilip anlaşılabilmesi için matematiği de yaratmış ve ona uygun hale getirmiş olmalıdır açıklaması daha mantıklıdır. Günümüzde matematik bazı noktalarda fiziğin önünde geçmiştir. Öyle ki Higgs parçacığı denen atom altı parçacığının varlığının gerekliliği matematik ile tespit edilmiş fakat fiziksel olarak tespit edilmesi 48 yıl sonra mümkün olabilmiştir. Matematiğin evrene uyumluluğunu ve onu açıklayabilmesi tesadüfle açıklamak akılcı bir yaklaşım gözükmemektedir.

Diğer bir bakış açısı ise doğa yasalarının evreni keşfedilebilir kılmasıdır. Örnek olarak bir insan gözü verilebilir. Optik (Işık) doğa yasaları olmasa idi görmemiz de mümkün olmayacaktı. Yâda evreni keşfetmek için teleskoplar kullanılamayacaktı. Kısacası evrenin keşfedilebilmesini böylesi birçok yasanın varlığına bağlı olmasıyla ve bu yasaların var olup da evrenin keşfedilmesine bu kadar katkı sunmalarıyla ilgili muhteşem olguyu anlamamıza teist paradigma makul bir açıklama sunuyorken materyalist paradigma bir açıklama sunamamaktadır.

Yine evrenin sunmuş olduğu maddeler kullanılarak evrenin keşfedilmesi mümkün olmaktadır. Teleskop için gerekli olan aynalar topraktan üretilmektedir, yine yeryüzünde olan birçok metaller ile uydular, bilgisayarlar evreni keşfetmek için gerekli malzemeler üretilebilmektedir. Bu maddeler evrende olmasaydı evrenin keşfedilmesi de mümkün olamayacaktı. Evrenin bilinçli olarak yaratılmış olması ve yaratanın onu keşfetmemiz için araçlar ve imkânlar sağlamış olması daha akla yakındır. Ayrıca evreni anlamamız için gerekli birçok ipucu ve delilin keşfedebilmemiz için uygun hale getirilmiş olduğu da bir gerçektir. Mantıklı yaklaşım Evreni yaratan tanrının onu keşfetmemizi istemiş olduğu ve bu süreci kolaylaştıran yöntemleri de bize sunduğu ve bizi evreni keşfetmeye yönlendirdiği şeklindedir.

Gerçekten de Kuran’a çok Allah’ın bizden istediği çok nettir.

“Üstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu hiçbir çatlağı olmadan nasıl yaptık ve onu nasıl süsledik? Yeri ise yaydık, içine dağlar yerleştirdik ve içinde her çeşit güzel bitkiler yetiştirdik.”

  1. Evrenin potansiyeli delili

Evrende tanık olduğumuz her şey, evrenin bunları mümkün kılan bir potansiyele sahip olması sayesinde var olmuştur. Evrendeki muazzam çeşitlilik, “güzel” olarak nitelendirdiğimiz manzaralardan sanatsal üretimlere tüm olgular, akla uygun yapı ve mevcut kapasitesiyle insan aklı, ayrıca irade ve bilinç gibi özellikler hep evrenin bunları mümkün kılan bir potansiyeli sunması sayesinde var olmuşlardır. Böylesine bir potansiyel, teizm açısından beklenecek bir durumdur; materyalist-ateist görüşün içinde ise böylesi bir potansiyeli beklenir kılacak hiçbir unsur yoktur. Bu ise teizmi materyalist-ateizme tercih etmemiz gerektiğiyle ilgili argümandaki sonuca bizi ulaştırmaktadır.

  1. Yasaların ve Sabitlerin Hassas Ayarı Delili

Bir eşyayı, bir ürünü inceleyerek onun tasarımcısının varlığına ve bu tasarımcının kudreti, bilgisi ve hâkimiyeti gibi sıfatlarına ulaşılabilir. Evrenimize ve Dünyamıza baktığımızda muhteşem çeşitlilik ve üstün bir akıl ile tasarlandığını görmekteyiz. Evrenin tamamı çok çok hassas yasalar ile şekillenmiştir. Yerçekimi kuvveti, güçlü nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet gibi evrenin her yerinde aynı şekilde işleyen kuvvetlerin çok hassas değerleri olması nedeni ile evrenimiz bu şekildedir. Bu kuvvetlerin hassasiyet derecesi o kadar hassastır ki 1/10100 lük bir sapma evrenini hiç oluşmadan çökmesine ya da yıldızların veya gezegenlerin oluşamamasına neden olacaktır. Mantık şunu gerektirir, düşük olasılıkların bir amacı gerçekleştirecek şekilde birlikte var olmasının arkasında bilinç vardır. 

  1. Fiziki Olguların Hassas Ayarı Delili

Evrende entropi (maddelerin, atomların, her şeyin zamanla dağılma eğilimi) sürekli artmaktadır. Demek ki evrendeki başlangıç anında çok düşük entropili bir başlangıcın olması gerektiği anlamını taşır. Bu hassas ayar olmasaydı evrendeki düzensizlik hayata olanak tanımazdı. Dünyanın en ünlü matematikçilerinden ve astrofizikçilerinden biri olan Oxford Üniversitesi’nden Roger Penrose, kendisinin hesapladığı evrenin başlangıç entropisinin hassas ayarını gösteren matematiksel betimlemeye, fizik biliminde bildiği hiçbir verinin yaklaşamayacağını söyler. Evrenin başlangıcındaki entropinin hassas ayarı, evrenin muhtemel sonunun entropisinden yola çıkılarak hesaplanır. Evrenin başlangıç entropisindeki hassas ayarı hesaplayan Penrose, sonucu şöyle değerlendirmektedir: “Yaratanın ne kadar isabetle hedefini belirlediği görülüyor, yani doğruluk oranı şöyledir: 10 üssü 10 üssü 123’te 1. Bu sayıyı üssüz olarak yazmak için evrendeki proton, nötron, elektron ve foton gibi tüm parçacıkların (ki bu parçacıkların sayısı 1090 kadardır) her birinin üstüne katrilyon (1015) tane sıfır yazsaydık bile; ancak 10105 tane sıfır yazabilirdik. Oysa 10123 tane sıfır yazabilmek için bu evrenimiz gibi milyon kere trilyon daha fazla evrene sahip olmamız ve o evrenlerin proton, nötron ve fotonlarını katrilyonlarca sıfır yazılabilen defterler olarak kullanmamız gerekirdi ki ancak evrenin başlangıç entropisinin hassas ayarını ifade eden, bahsedilen sayıyı üssüz olarak yazmayı başarabilelim. Başlangıç entropisiyle ilgili bu olağanüstü düzenleme, tek başına, evrende canlıların varlığını mümkün kılacak şekilde çok hassas ayarların olduğunu göstermeye yetecek bir veridir.

 

6 tane daha delil var ama onu da kendiniz okuyunuz. Çünkü biraz insan psikolojisi ile ilgili anlatımlar var.