Zekâtın toplumun ihtiyaçlarının giderilmesi için kamuya verilen vergi olduğunu Kuran’dan öğrenmiştik. Bir kişi Yüce Allah’ın kendisine nimet olarak verdiği her türlü kazançtan belirli bir oranda vergi olarak kamuya verecektir. Kamu da bu toplanan değerleri toplumun yararı için kullanacaktır.

Zekât nedir?

Ehli sünnet inancının zekâtı çok yanlış anladığı ortadadır. Çünkü Kuran yerine ne olduğu belli olmayan, Yüce Allah katından geldiğinin asla kesin bir delili olmayan, dedesinin dedesinden duydum (6 ravi) şeklindeki hadisleri dinde kaynak edinirler. Onlara göre bir kişi bir yıl sonunda gider ve gelirini hesaplar. Tüm giderlerini düştükten sonra kalan kazancın 1/40 (%2.5) gibi komik bir oranını dağıtır. Her türlü lüks alışveriş yapsa da yılın sonunda elinde kazanç yoksa zekât vermez. Örneğin çok lüks bir araba almış olsa bırakın zekât vermeyi zekât alacak duruma düşmüş gibi görünür. Çünkü bankaya kredi borcu vardır. Şaka gibi. Oysa Kuran’a göre kazanç elde edilir edilmez zekât verilir.      

Kamuya verilecek olan zekâtın (verginin) oranı ne olmalıdır?
Yüce Allah zekâtın oranını direkt olarak açıklamamıştır. Kamu bu oranı toplumsal şartlara göre ayarlamalıdır. Ancak Kuran’da bir ayet var ki bizlere bu oranın ne olabileceği hakkına bir ipucu veriyor.

Yüce Allah 8:41 ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

1201|8|41|وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَىْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُۥ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا يَوْمَ ٱلْفُرْقَانِ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Va'lemû ennemâ ganimtum min şey'in fe enne lillâhi humusehu ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli in kuntum âmentum billâhi ve mâ enzelnâ alâ abdinâ yevmel furkâni yevmettekal cem'âni, vallâhu alâ kulli şey'in kadîr.

Ve bilin ki; bir şeyden ganimet aldığınız; o durumda ki onun beşte biri Allah için ve resûlü için; ve içindir yakınlık sahipleri ve yetimler ve miskinler ve yolun oğlu; eğer olmuşsanız inanmış Allah'a ve kulumuz üzerine indirdiğimize-ayrılma (hak ile batılın) günü; iki topluluğun karşılaştığı gün-; ve Allah her bir şey üzerine güç yetirendir.

 

8:41 ayetine göre Müslümanların elde ettikleri ganimetlerin 1/5’inin yani %20’sinin Yüce Allah ve resûlüne yani kamuya verilmesi gerektiği açıktır. Kamu gücü de elde ettiği bu gelir ile ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını toplum adına giderecektir.

Bu ayetten anlıyoruz ki müminler canlarını ortaya koyarak bazı ganimetler elde etmişler. Bu elde ettikleri ganimetler onlara analarının ak sütü gibi helal olacaktır. Ancak topluma hizmet edecek olan kamu gücü öncelikli olan 1/5 hakkını aldıktan sonra. Toplumun hakkı olan bu hakkı vermeden ganimetleri yemeleri helal olmaz. Aynı durum gelir elde eden bir mümin için de geçerli olmalıdır. Savaş ganimeti olmasa da, yaptığı bir şey nedeni ile kazanç sağlayan/kâr sağlayan bir mümin de %20 olan kamunun hakkını vermelidir. Mantık bunu gerektirir. Akıl bunu gerektirir. 

Enfal ve ganimetler arasındaki anlam farkı.

Sonuç olarak;
Kamuya verilecek olan zekâtın/verginin oranı için %20 uygun bir orandır. Elbette ki çok zengin bir kamu gücü toplumdan aldığı vergi oranını azaltabilir. Ya da çok fakir bir kamu gücü vergi oranını artırabilir. Ancak Yüce Allah %20’lik bir oranı zikrederek bu oranın uygun olduğunu bize bildiriyor.

İnsanların kazançlarından verdikleri vergileri/zekâtları toplum yararına değil de başka yerlere harcayanların yatacakları yer yoktur.     

En doğrusunu Allah bilir.