Kuran’ı Kerim’de Allah kelimesinin geçtiği ayetler ve geçiş sayıları önem arz etmektedir. Yüce Rabbimiz Allah kelimesinin ayetlerde geçişini rasgele yapmamış, bize Kuran’ın kendi katından olduğunu ispatlayan deliller göstermek için kasıtlı olarak düzenlemiştir. Bunun en belirgin örneklerine 57. sure olan Hadid (Demir) ve 16. sure olan Nahl (Bal arısı) surelerinde şahit olmuştuk. Şimdi benzer bir değerlendirmeyi Güneş (Şems)-Ay (Kamer) kelimeleri ve Allah kelimesi ile yapacağız ve inşAllah çok büyük bir delile ulaşacağız. 

Konumuza geçmeden önce Rahman suresinin 5. ayetini verelim. 

Yüce Allah aşağıdaki 55:5 ayetinde şu şekilde buyurmuştur. 

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4904|55|5|ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ

E ş-şemsu ve l-kameru bi husbân.

Güneş ve Ay; bir hesap iledir.

 

Yüce Allah'ımız kesinlikle doğru söylemiştir. Güneş ve Ay'ın bir hesap ile, belirlenmiş bir hesap ile hareket ettikleri artık bilimsel olarak kesin olarak biliniyor. Güneş ve Ay'ın bir hesap ile hareket ettiğine en büyük delil Güneş ve Ay tutulmalarıdır. Özellikle Güneş tutulmaları antik dönemde bile insanları çok etkilemiştir. 

Güneş ve Ay tutulmalarının hesabı nedir? Hangi hesaba göre gerçekleşirler? 

Moderm bilim göstermiştir ki Güneş ve Ay tutulmaları her 18 yıl; 11 gün ve 8 saatte bir tekrarlamaktadır. Buna Saros döngüsü denir. Saros kelime anlamı olarak tekrarlayan demektir. Babilliler M.Ö. 747 yılında Güneş tutulmalarının ritmik ve düzenli olarak gerçekleştiğini fark ettiler. 1686 yılında İngiliz astronom Edmond Halley bu muhteşem döngüyü Saros olarak adlandırdı. Güneş ve Ay tutulmaları için kullanılan bir terimdir. Güneş ve Ay tutulmaları sabit sürelerde düzenli olarak tekrar eden, Rabbimiz tarafından programlanmış doğa olaylarıdır. Güneş veya Ay tutulması için Güneş, Ay ve Dünya’nın aynı eksende tam olarak aynı hizada olmaları gereklidir. Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın aynı hizada hizalanması her 18 yıl, 11 gün, 8 saatte tekrarlanır. Bu döngüye Saros döngüsü denir. Saros bilgisine sahip bir kişi Güneş ve Ay tutulmalarının ne zaman olacağını net olarak bilebilir.

Saros döngüsü=6,585.321347 Güneş günü; (18 yıl; 11 gün; 8 saat)

solar eclipse illustration

Aşağıda bir tam Güneş tutulması gösterilmiştir. 

gunes tutulmasi 18 yil 11 gun 8 saat Kuran mucizesi

Kuran'da Saros döngüsüne muhteşem bir işaret vardır; Kuran'ın Saros döngüsünü tasarlayandan geldiğine kesin bir delildir.

Yüce Allah Güneş'i ve Ay'ı buyruğu altına aldığını buyuruyor;

13:2 …; ve boyun eğdirdi Güneş’i ve Ay’ı;

Bu ayetten yola çıkarak Allah kelimesi Güneş ve Ay kelimelerini buyruğu altına almış mı diye bakalım;

Yüce Allah’ın izni ile Allah kelimesinin Güneş ve Ay kelimelerini nasıl hizaladığını bir görelim;

Öncelikle;

Güneş Ay'dan daha büyüktür. Bu nedenle öncelikle Allah kelimesinin Güneş kelimesini nasıl hizaladığına bakmamız gereklidir. Nasıl buyruğu altına aldığına bakmamız gereklidir. Bu da Allah kelimesi ile Güneş kelimesinin birlikte geçtiği ayetlerdir.

Allah kelimesi ile Güneş kelimesini hizaladıktan sonra; Saros döngüsü için gerekli olan Ay kelimesini de sisteme dahil edeceğiz. Allah kelimesi ile Güneş kelimesinin birlikte geçtiği ayetlerde Ay kelimesinin geçişine bakacağız. Kısaca Ay'ın Allah kelimesi ve Güneş kelimesi ile hizalanmasını yapacağız.

Allah ve Güneş (Şems) kelimelerinin birlikte olduğu ayetler aşağıda verilmiştir. Ayrıca bu ayetlere Ay kelimesini eşlik etme durumu da gösterilmiştir. 

Allah kelimesi (الله); Güneş (Şems) (شمس) kelimesi ve  Ay (Kamer) (قمر) kelimesinin hizalanması;  

Ayetteki Allah kelimesi sayısı

Güneş'in eşlik edişi

 

Ay'ın eşlik edişi

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

3 1. -

265|2|258|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِۦمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhu llâhu l-mulke, iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umîtu, kâle ibrâhîmu fe inna llâhe ye’tî bi ş-şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefere, va llâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn.

Görmez misin kimseyi; tartıştı İbrahim'le Rabbi hakkında; ki verdi ona Allah mülk? O vakit dedi İbrahim: “Benim Rabbim ki yaşatır/yaşam verir; ve öldürür”; dedi: “ben (de) yaşatırım/yaşam veririm; ve öldürürüm”; dedi İbrahim: “öyle ki, doğrusu Allah getirir Güneş’i doğudan; öyleyse, sen de getir onu batıdan”; o durumda, afalladı/şaşırdı kâfirlik etmiş (gerçeği örtmüş/gizlemiş) kimse; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz zalim toplumu.

2 2. 1.

1008|7|54|إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ يَطْلُبُهُۥ حَثِيثًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتٍۭ بِأَمْرِهِۦٓ أَلَا لَهُ ٱلْخَلْقُ وَٱلْأَمْرُ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

İnne rabbekumu llâhu llezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşı, yugşîl leylen nehâre yatlubuhu hasîsen ve ş-şemse ve l-kamere ven nucûme musahharâtin bi emrihi, e lâ lehul halku vel emru, tebârek allâhu rabbulâlemîn.

Doğrusu Rabbiniz Allah'tır; ki yarattı gökleri ve yeri altı günde/evrede; sonra istiva etti/egemenlik kurdu Arş üzerine; örter geceyi gündüze; almak ister-talep eder (gündüz) onu (geceyi) aniden-çok çabuk; ve Güneş; ve Ay; ve yıldızlar; boyun eğdirilmişler buyruğuna/emrine; O’nun değil mi yaratma ve emir/buyruk? Tebârek olmuştur/bereketli olmuştur Allah; alemlerin Rabbi.

1 3. 2.

1367|10|5|هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلشَّمْسَ ضِيَآءً وَٱلْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ يُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Huvellezî ceale ş-şemse dıyâen ve l-kamere nûren ve kadderehu menâzile li ta’lemû adedes sinîne vel hisâbe, mâ halaka llâhu zâlike illâ bil hakkı, yufassılul âyâti li kavmin ya’lemûn.

O'dur ki yaptı Güneş’i bir parıldayan/bir ışıldayan; ve Ay’ı bir nur; ve kadere bağladı onu menzillere; bilmeniz için adedini senelerin; ve hesabı; yaratmış değildir Allah bunu hak/gerçek haricinde; detaylı açıklar ayetlerini; bilirler olan bir toplum için.

1 4. 3.

1707|13|2|ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

Allâh ullezî refea s-semavâti bi gayri amedin terevnehâ summestevâ alel arşı ve sehhare ş-şemse ve l-kamere, kullun yecrî li ecelin musemmen, yudebbirul emre yufassılul âyâti leallekum bi likâi rabbikum tûkınûn.

Allah ki yükseltti gökleri; olmaksızın kendisini gördüğünüz bir direk; sonrası yöneldi/istiva etti arş üzerine; ve boyun eğdirdi Güneş’i ve Ay'ı; her biri akıp gider belirlenmiş bir ecel/bir süre için; düzenler emri/işi; açıklar ayetleri; belki Rabbinizle karşılaşmaya emin olursunuz.

2 5. -

2155|18|17|وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

Ve tere ş-şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâti llâhi, men yehdi llâhu fe huvel muhtedi, ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ.

Ve görürsün Güneş’i; yükseldiği zaman, eğilir onların mağaralarından sağa doğru; ve battığı zaman, makaslar geçer sola doğru; ve onlar içindedirler bir açıklık/bir geçit/bir gedik/bir yarık, ondan (mağaradan); bu ayetlerindendir Allah'ın; kimi kılavuzlar Allah; öyle ki, o doğruyu bulandır; ve kimi de saptırır; öyle ki, asla bulamazsın ona bir yakın koruyucu; bir doğru yolda olan.

3 6. 4.

2611|22|18|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

E lem tera enna llâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı ve ş-şemsu ve l-kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâsi, ve kesîrun hakka aleyhil azâbu, ve men yuhini llâhu fe mâ lehu min mukrimin, inna llâhe yef’alu mâ yeşâ’.

Görmez misin ki Allah'a; secde eder O'na; kimse göklerde ve kimse yerde; ve Güneş ve Ay ve yıldızlar ve dağlar ve ağaçlar ve hareketli canlılar ve insanlardan çoğu -ve çoğunun üzerine haktır azap-; ve kimi aşağılar Allah, o durumda olmaz ona hiç değer veren; doğrusu Allah yapar dilediğini.

1 7. -

3181|27|24|وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ

Vecedtuhâ ve kavmehâ yescudûne li ş-şemsi min dûni llâhi ve zeyyene lehümuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli fe hum lâ yehtedûn(yehtedûne).

Ve buldum onu ve kavmini onun; secde ederler Güneş’e; Allah'ın astından; ve süsledi onlara şeytan amellerini/yaptıklarını; öyle ki onları çevirdi yoldan; böylece onlar kılavuzlanmazlar.

1 8. 5.

3399|29|61|وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehhare ş-şemse ve l-kamere le yekûlunna llâhu, fe ennâ yu’fekûn.

Ve eğer sormuş olsan onlara: “Kim yarattı gökleri ve yeri; ve boyun eğdirdi Güneş’i ve Ay’ı?”; mutlak derler: “Allah”; öyleyse nasıl döndürülürsünüz?

2 9. 6.

3496|31|29|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

E lem tere enna llâhe yûlicu l-leyle fîn nehâri ve yûlicu n-nehâre fîl leyli, ve sehhare ş-şemse ve l-kamere kullun yecrî ilâ ecelin musemmen ve enna llâhe bi mâ ta’melûne habîr.

Görmez misin ki Allah sokar geceyi gündüz içine; ve sokar gündüzü gece içine; ve boyun eğdirdi Güneş’i ve Ay’ı; her biri akıp gider bir süreye/bir ecele; belirlenmiş; ve elbette Allah ne yaparsınız haberdardır.

1 10. 7.

3671|35|13|يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ

Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyli ve sehhare ş-şemse ve l-kamere kullun yecrî li ecelin musemmen, zâlikumu llâhu rabbukum lehul mulku, vellezîne ted’ûne min dûnihî mâ yemlikûne min kıtmîr.

Sokar geceyi gündüzün içine; ve sokar gündüzü gecenin içine; ve buyruğu altına aldı Güneş’i ve Ay’ı; her biri akıp gider bir süre için/bir ecel için; belirlenmiş; işte budur Allah; Rabbiniz; O'nundur mülk/hükümdarlık; ve kimseler, çağırırsınız astından O’nun; değillerdir sahipler/hükmederler bir hurma çekirdeği zarından.

1 11. 8.

4253|41|37|وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

Ve min âyâtihil leylu ven nehâru ve ş-şemsu ve l-kameru, lâ tescudû li ş-şemsi ve lâ li l-kameri vescudû li llâh illezî halakahunne in kuntum iyyâhu ta’budûn.

Ve ayetlerindendir O’nun, gece ve gündüz; ve Güneş; ve Ay; secde etmeyin Güneş’e ve de Ay’a; ve secde edin Allah'a ki yarattı onları; eğer olduysanız sadece O'na kulluk eder.

18 11 8  

 

Özetle;     

Ayetteki Allah kelimesi sayısı

Güneş'in eşlik edişi

Ay'ın eşlik edişi

18

11

8

 

Muhteşem; 

İşareti gördünüz mü?

18 Allah kelimesi 11 Güneş geçen ayeti ve 8 Ay geçen ayeti hizalıyor. 

Güneş ve Ay'ın tam olarak aynı hizaya geldikleri pozisyonun tekrar etme süresi=18 yıl, 11 gün, 8 saat

Kuran'ın Saros döngüsünü tasarlayandan; Güneş'i ve Ay'ı buyruğu altına alan Yüce Allah katından geldiğine kesin bir delildir.

Not: 3 ayette Ay kelimesinin geçmediğine lütfen dikkat edin; tasarıma büyük bir delildir.

Konunun ders olarak anlatımı;

En doğrusunu Allah bilir.