Kur'an'ın Tarihsel Mucizesi: İsrâ Suresi ve Kudüs'ün Yeraltı Tünelleri
Rabbimiz İsrâîloğullarına şu şekilde buyurmaktadır.
17:4-8Tablo
5. ayette Rabbimiz çok öenmli bir işaret vermiştir.
"Gönderdik üzerinize bize kulluk eden kulları; şiddetli bir zorluk sahipleridirler; öyle ki arayıp tararlar gediğini diyarın..." (İsrâ 17:5)
Kur'an-ı Kerim, 7. yüzyılda indirildiğinde, modern arkeolojinin ancak 1.400 yıl sonra keşfedeceği tarihsel detayları içeriyordu. İsrâ Suresi'nin 4-8. ayetleri, İsrâîloğulları'nın iki büyük fesadını ve bunların karşılığında gelen iki yıkımı anlatır. Bu ayetlerdeki bir ifade—"فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ"—özellikle dikkat çekicidir; çünkü Kudüs'ün yeraltı tünel sistemine işaret etmekte ve bu bilgi, modern arkeolojik keşiflerle mükemmel bir şekilde örtüşmektedir.
İki Fesat, İki Yıkım
İsrâ Suresi 17:4-7 ayetleri, İsrâîloğulları'na yapılan ilahi bildirimi aktarır: Onlar yeryüzünde iki kez fesat çıkaracaklar ve her seferinde cezalandırılacaklardır. Tarihsel kayıtlar, bu iki olayın ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:
Birinci Yıkım (MÖ 586): Babil Kralı Nebukadnezar'ın orduları, komutan Nebuzaradan önderliğinde Kudüs'ü kuşattı. 18 aylık bir kuşatmanın ardından surlar aşıldı, Süleyman Mabedi tamamen yıkıldı ve halk Babil'e sürgün edildi. Bu yıkım, Yahudi takviminde 9 Av (Tisha B'Av) gününde gerçekleşti.

İkinci Yıkım (MS 70): Roma İmparatorluğu'nun orduları, General Titus komutasında Kudüs'ü kuşattı. Aylar süren şiddetli çatışmaların ardından İkinci Mabed yakıldı ve şehir yerle bir edildi. Yahudi tarihçi Josephus'a göre yaklaşık 1.100.000 kişi hayatını kaybetti. İnanılmaz bir şekilde, bu yıkım da aynı takvim gününde—9 Av'da—gerçekleşti.

"Diyarın Gedikleri" — Kritik Bir İfade
Kur'an 17:5'teki "فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ" ifadesini kelime kelime inceleyelim:
جاسوا (câsû): "Arayıp taradılar, araştırdılar, dolaştılar." Bu fiil, sistematik bir arama faaliyetini ifade eder.
خِلَٰل (khilâl): خ-ل-ل kökünden türeyen bu kelime, "gedik, yarık, aralık, boşluk, delik, açıklık" anlamlarına gelir. Kur'an'da bu kök, farklı ayetlerde hep "arasından geçilen yer, boşluk, açıklık" anlamında kullanılmıştır.
ٱلدِّيَار (ed-diyâr): "Diyar, yurt, meskenler." Burada kastedilen açıkça Kudüs'tür.
Dolayısıyla ayetin tam anlamı şudur: "Arayıp taradılar diyarın gediklerini/yarıklarını/aralıklarını." Bu ifade, sıradan bir şehir aramasını değil, özellikle "gediklerin, yarıkların, boşlukların" aranmasını vurgular. Peki Kudüs'ün bu "gedikleri" neydi?
Kudüs'ün Yeraltı Tünel Sistemi
Modern arkeoloji, Kudüs'ün altında devasa bir yeraltı tünel ve mağara sistemi bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu sistem, şehrin binlerce yıllık tarihinde farklı amaçlarla kullanılmıştır:
Hizkiya Tüneli (Siloam Tüneli): MÖ 8. yüzyılda Kral Hizkiya tarafından inşa edilen bu tünel, 533 metre uzunluğuyla antik dünyanın en uzun tünelidir. Gihon Pınarı'ndan Siloam Havuzu'na su taşıyan bu yapı, Asur kuşatmasına hazırlık amacıyla yapılmıştı. 2 Krallar 20:20 ve 2 Tarihler 32:30'da bu tünelden bahsedilir. Britannica'nın belirttiğine göre, bu tünel MÖ 586 Babil kuşatmasında Kudüs'ün bir yıldan fazla direnmesini sağlamıştır.

Tsidkiya Mağarası (Süleyman Taş Ocağı): Eski Şehir surlarının altında 20.000 metrekarelik bir alan kaplayan bu devasa yeraltı taş ocağı, efsaneye göre son Yahuda Kralı Tsidkiya'nın Babillilerden kaçış yolu olarak kullandığı geçittir. Ortaçağ Yahudi yorumcusu Raşi şöyle yazar: "Tsidkiya'nın sarayından Eriha ovasına uzanan bir mağara vardı ve o bu mağaradan kaçtı."

Yoav Tüneli: Arkeolog Dr. Eilat Mazar tarafından keşfedilen bu tünel, Kral Davud dönemine kadar uzanır. Dr. Mazar'ın basın açıklamasına göre, "Birinci Mabed döneminin sonlarında (MÖ 6. yüzyıl), bu tünel bir kaçış geçidine dönüştürüldü; muhtemelen Kral Tsidkiya'nın Babil kuşatması sırasındaki kaçışına benzer şekilde kullanıldı (2 Krallar 25:4)."
Roma Dönemi Drenaj Kanalı: 2007 yılında Haifa Üniversitesi'nden Prof. Ronny Reich ve İsrail Eski Eserler Kurumu'ndan Eli Shukron tarafından keşfedilen bu kanal, Kudüs'ün ana caddesinin altından geçen devasa bir yeraltı yapısıdır. Duvarları 3 metre yüksekliğe ulaşan bu kanal, MS 70 yıkımında Yahudilerin sığınağı ve kaçış yolu olmuştur.
Babillilerin Tünel Araması (MÖ 586)
Babilliler sadece şehri değil, özellikle yeraltı geçitlerini—"gedikleri"—aradılar.

Romalıların Sistematik Tünel Araması (MS 70)
İkinci yıkımda Romalıların yeraltı araması çok daha sistematik ve belgelenmiş bir şekilde gerçekleşti. Yahudi tarihçi Josephus Flavius, "Yahudi Savaşları" adlı eserinde bu olayları detaylıca anlatır:
"[Yahudiler] açık arazide Romalılarla savaşmaya cesaret edemediler, ama ülkedeki elverişli konumları işgal ettiler ve madenler ve duvarlarla güçlendirdiler, böylece zor durumda kaldıklarında sığınacak yerleri olsun ve yeraltında fark edilmeden bir araya gelebilsinler; ve bu yeraltı geçitlerini yukarıdan aralıklarla deldiler, hava ve ışık alsınlar diye."
Josephus, şehrin düşüşünden sonra Romalıların bu tünelleri nasıl aradığını da anlatır:
"Lejyonerler drenaj kanallarının üzerindeki kaldırım taşlarını söktüler ve saklandıkları yeri ortaya çıkardılar. Orada 2.000'den fazla ceset bulundu—bazıları kendi elleriyle, bazıları başkalarının eliyle ölmüştü; ama çoğu açlıktan ölmüştü... Galipliler yağmalamaya devam ettiler, çünkü bu geçitlerde birçok değerli eşya bulundu."
Wikipedia'nın "Siege of Jerusalem (70 CE)" maddesinde belirtildiği üzere: "Kudüs nüfusunun çoğu öldürüldükten veya köleleştirildikten sonra, Romalılar hayatta kalanları bulmak için yeraltı tünellerini aradılar. Birçoğu keşfedilince idam edildi."

Arkeolojik Kanıtlar
Modern arkeoloji, hem Babil hem de Roma yıkımlarının izlerini bu tünellerde bulmuştur:
Birinci Yıkım Kalıntıları: City of David kazılarında bulunan "Yanık Oda" (Burnt Room), MÖ 586 yıkımının doğrudan kanıtıdır. Bu odada hem Babil hem de Yahudi ok uçları bir arada bulunmuştur—şiddetli bir çatışmanın kanıtı. Kül ve yanmış ahşap kalıntıları, Babillilerin sistematik yıkımını belgelemektedir. Ayrıca 51 kraliyet mührü keşfedilmiştir; bunlardan biri Yeremya peygamberin katibi Gemaryahu Ben Şafan'a aittir (Yeremya 36:10).
İkinci Yıkım Kalıntıları: Roma dönemi drenaj kanalında bulunan eserler arasında pişirme kapları, yağ lambaları, isyan sikkeleri (MS 66-70), bir Roma kılıcı, altın bir çıngırak (muhtemelen bir Kohen giysisinden) ve bir menora oyması bulunmaktadır. Bu eserler, tünellerde saklanan ve yaşamaya çalışan insanların varlığını doğrulamaktadır. Biblical Archaeology Society'nin haberine göre, arkeologlar "isyancıların burada saklandığını varsaydığımız birçok şey bulduk—yağ lambaları, pişirme kapları, insanların kullandığı ve yanlarına aldığı nesneler" demişlerdir.
"Bize Kulluk Eden Kullar" — Nebuzaradan Meselesi
Kur'an 17:5'te dikkat çeken bir başka ifade daha vardır: "عِبَادًا لَّنَا" (ibâden lenâ) — "bize kulluk eden kullar." Bu ifade, gönderilen ordunun sadece Allah'ın kullandığı bir araç olmadığını, gerçekten O'na kulluk eden insanlar olduğunu ima eder.
Jewish Virtual Library'nin Nebuzaradan maddesinde belirtildiğine göre, Nebuzaradan daha yıkımdan önce bile İsrail Tanrısı'nın gücünün farkındaydı: Esirleri sürgüne götürürken Fırat Nehri'ni geçene kadar dua etmelerini yasaklamıştı—çünkü ancak Fırat'ı geçtiklerinde "İsrail Tanrısı'nın hakimiyet alanının dışında" olacaklardı.
Kur'an'ın Tarihsel Hassasiyeti
İsrâ Suresi 17:5'in içerdiği bilgiyi değerlendirelim:
Kur'an, 7. yüzyılda, Arap Yarımadası'nda, okuma yazma oranının son derece düşük olduğu bir ortamda indirildi. O dönemde:
- Kudüs'ün yeraltı tünel sistemi hakkında detaylı bilgi, ancak Yahudi dini literatüründe (Talmud, Midraş) mevcuttu ve bunlar Arapça'ya çevrilmemişti.
- Josephus'un eserleri Yunanca ve Latince'ydi; Arapça çevirisi yoktu.
- Modern arkeolojik kazılar ancak 19. yüzyılda başlayacaktı.
- Hizkiya Tüneli'nin ilk modern keşfi 1838'de Edward Robinson tarafından yapıldı.
- Roma dönemi drenaj kanalı ancak 2007'de keşfedildi.
Buna rağmen Kur'an, "diyarın gediklerini arayıp taradılar" ifadesiyle, her iki yıkımda da belgelenmiş yeraltı tünel aramalarını tam olarak tanımlamaktadır. Bu ifade:
- Babillilerin Tsidkiya'nın kaçış tünelini bulmasını,
- Romalıların sistematik yeraltı aramasını ve 2.000'den fazla kişiyi tünellerde bulmasını,
- Her iki dönemde de "gediklerin/yarıkların" (tünellerin) stratejik önemini
mükemmel bir şekilde özetlemektedir.
Ayrıca her iki yıkım da Yahudi takviminde 9 Av (Tisha B'Av) gününde gerçeklemiştir. Bu da Rabbimizin bu olayları kitapta kaydettiğini bir delilidir.
Sonuç
Kur'an-ı Kerim'in İsrâ Suresi 17:5 ayetindeki "فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ" ifadesi, basit bir "şehri aradılar" anlamı taşımaz. "Gedik, yarık, aralık" anlamına gelen خِلَٰل kelimesinin kullanımı, özellikle Kudüs'ün yeraltı geçitlerinin aranmasına işaret eder.
Bu bilgi, 7. yüzyıl Arabistan'ında bilinmesi mümkün olmayan bir tarihsel detaydır. Ancak modern arkeoloji—Hizkiya Tüneli, Tsidkiya Mağarası, Yoav Tüneli, Roma dönemi drenaj kanalı keşifleriyle—Kur'an'ın bu ifadesinin tarihsel gerçekliğini doğrulamıştır.
Bu, Kur'an'ın beşer kaynaklı olamayacağının, ilahi vahiy ürünü olduğunun sayısız kanıtlarından biridir. Zira bu detaylı tarihsel bilgiyi, o dönemde hiçbir insan bilemezdi.
"Tamamladık İsrâîloğulları'na kitapta: 'Elbette fesat çıkaracaksınız yeryüzünde iki kez...'" (İsrâ 17:4)
Allah, her şeyi önceden bilir ve Levh-i Mahfûz'da her şey yazılıdır.
En doğrusunu Allah bilir.