Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Âyet No|Sure No|Âyet No|Âyet

Arapça okunuş

Meal

2645|22|52|وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ وَلَا نَبِىٍّ إِلَّآ إِذَا تَمَنَّىٰٓ أَلْقَى ٱلشَّيْطَٰنُ فِىٓ أُمْنِيَّتِهِۦ فَيَنسَخُ ٱللَّهُ مَا يُلْقِى ٱلشَّيْطَٰنُ ثُمَّ يُحْكِمُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Ve mâ erselnâ min kablike min resûlin ve lâ nebiyyin illâ izâ temennâ elkaş şeytânu fî umniyyetih, fe yensehullâhu mâ yulkış şeytânu summe yuhkimullâhu âyâtih, vallâhu alîmun hakîm.

Ve göndermedik senden önce hiçbir resûl ve ne de bir nebi; temenni ettiği vakit atmamış olsun şeytan onun temennisi içine; öyle ki nesh eder/yürürlükten kaldırır Allah şeytanın attığını; sonra sağlamlaştırıp istikrarlı yapar Allah ayetlerini ve Allah bilendir; hikmet sahibidir.

2646|22|53|لِّيَجْعَلَ مَا يُلْقِى ٱلشَّيْطَٰنُ فِتْنَةً لِّلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd.

Yapmak için şeytanın attığını bir fitne/bir imtihan/bir test/bir deneme; kalplerinde bir hastalık ve kalpleri katılaşmış kimseler için; ve doğrusu zalimler mutlak içindedir uzak bir ayrılık.

2647|22|54|وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤْمِنُوا۟ بِهِۦ فَتُخْبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Ve li ya’lemellezîne ûtûl ilme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm.

Ve bilmeleri için ilim verilmiş kimselerin ki o (Kuran) hak/gerçek Rabbinden; öyle ki inanırlar ona (Kuran’a); böylece alçalsın ona (Kuran’a) kalpleri; ve doğrusu Allah mutlak kılavuzudur inanan kimselerin doğru bir yola.

 

Bu 3 ayet birbirleri ile bağlantılı olup bu bağlam içinde çok çok iyi okunmalıdır. Üzerinde uzun uzun düşünülmelidir. Çünkü bu ayetler gelecekten haber vermektedir. 1400 yıl önceden Yüce Rabbimiz bizlere ders vermektedir. Gerçekleri anlatmaktadır. Şeytanın attığı şey ile bir sınava gireceğimizi, bir imtihana tabi tutulacağımızı bildirmektedir.   

Ayetlerden anlıyoruz ki şeytan resûllerin düşüncelerine bazı şeyler atabiliyor. Hatta atabiliyor değil atıyor. Aslında bu durumda bir anormallik yok. Şaşılacak bir şey yok. Resûller de birer insandır. Şeytan onlara da vesvese verip fısıldar. Her insanda olduğu gibi şeytanî düşünceler ürettirir beyinlerinde. Bir şey temenni ettiklerinde, bir şey dilediklerinde şeytan onların düşüncelerine eklemeler yapar, bazı şeytanî fikirler atar. Yüce Allah bunu bilmektedir. Ancak resûller özel kimselerdir. Normal insanlardan hiçbir farkı olmayan bir hayat yaşamalarına rağmen ayrıca Yüce Allah’ın vahyini insanlara iletmekle görevlidirler.

22:52 ayetinde buyruluyor ki Yüce Allah’ın ayetleri söz konusu olduğunda durum değişiyor. Vahiy söz konusu olduğunda Yüce Allah direkt olarak müdahale ediyor. Şeytanın resûllerin beyninde oluşturduğu, beyinlerine attığı şeyleri vahiyden uzak tutuyor. Vahye asla ve asla şeytan tarafından bir müdahale yapılamıyor. Böylece Yüce Allah ayetlerini yani vahyi sağlamlaştırıp istikrarlı hale getiriyor. Resûller vahyi güvenli bir şekilde insanlara iletiyorlar.

Bu noktaya kadar herşey net. Resûl hayatta iken, vahiy halen iniyorken şeytana herhangi bir müdahale izni verilmiyorAncak 22:53 ayetinde çok ilginç bir şey görüyoruz. Yüce Allah’ın resûl vefat ettikten sonra, vahiy inmesi tamamlandıktan sonra şeytanın bir şeyler atmasına izin vereceğinin işaretlerini görüyoruz. Hatta bunu bir sınav vesilesi yapacağını anlıyoruz. Şeytanın bu atmasının/eklemesinin de insanlar tarafından fark edileceğini anlıyoruz. Şeytanın attığı şeyin insanlar için bir fitne/bir imtihan/bir test/bir deneme yapılacağını bize Rabbimiz bildiriyor. Demek ki şeytanın attığı şey ile karşılaşacağız. Ayrıca 22:54 ayetinde şeytanın attığı şeyin kendilerine ilim verilmiş kimseler için Kuran’ın Yüce Allah’ın katından geldiğine kesin bir kanıt olacağı bilgisi de veriliyor. Kısacası şeytanın attığı şey deşifre olacak ve bunun deşifre olması Kuran’ın ilahi olduğuna kanıt olacak.

Ayetlere göre; şeytanın attığı şeyi kimler görecek?

  • Kalplerinde bir hastalık olan ve kalpleri katılaşmış kimseler şeytanın attığı şeyi görecekler. Bu durum kendileri için bir sınav olacak. Bir karar vermeleri gerekecek. Gerçekten şeytan bir şey atmış mı? Zalim oldukları için bunu kabul etmeyecekler. Gerçeği görmemezlikten gelecekler.  
  • Kendilerine ilim verilmiş kişiler şeytanın attığı şeyi görecek. Şeytanın attığı şey ifşa olduğu için/ortaya çıktığı için bu durum onlar için Kuran’ın Yüce Allah katından olduğuna delil olacak.

Şeytanın attığı şey nerede görülecek?

Kuran’da görüleceği açıktır. Şeytanın attığı/eklediği bu şeyi kendilerine ilim verilmiş olan kişiler görecektir. Bunu gördüklerinde şeytanın attığı şey ifşa olacaktır. Bu ifşa, bu farkında olma Kuran’ın Yüce Allah katından geldiğini kesin olarak anlamalarına neden olacaktır. Zaten bu kimseler kendilerine verilmiş olan ilim sayesinde şeytanın attığı şeyi tespit ettikleri için bu ifşa onların imanını artıracaktır. Kuran’ın nasıl korunduğuna gözleri ile tanık olacaklardır. Yüce Allah’ın şeytanın attığı şeyi ilim ile nasıl gösterdiğini gördüklerinde imanları kat kat artacaktır. Kalpleri Kuran’a karşı alçalacaktır. Kuran’a çok derin bir saygı duyacaklardır.

Kuran’a şeytan tarafından atılmış şey nedir?

Bu makalede derinlemesine inceleme yapılmayacak. Ancak konu ile ilgili aşağıda bir çok makale linki verilmiştir. Lütfen makaleleri okuyunuz.

Hemen söyleyelim; besmele ile başlamayan biricik sure olan Tevbe suresinin sonuna ayet süsü verilerek eklenen 2 söz şeytan tarafından atılmış sözlerdir. Yüce Allah 22:53 ayetinde resûlleri vahiy söz konusu olduğunda koruduğunu bildiriyor. Anlaşılıyor ki Yüce Allah şeytana resûl Muhammed vefat ettikten sonra atması için/eklemesi için izin vermiş. Bu 2 söz resûl Muhammed peygamberin Kuran’ı tamamlaması ve vefat etmesi sonrası eklenebilmiştir. Bu sözlerin fikir babasının bizzat şeytan olduğu ortadadır. Elbette kendisi gibi şeytanî olan insanları kullanmıştır. Bu sözler dikkatli okunduğunda Muhammed resûle besmeledeki Yüce Allah’ın Rahman sıfatı atfedilmektedir. Böylece Muhammed peygamberin ahirette kendi ümmetine şefaat edebileceğinin yolu açılmaktadır. Elbette ki şeytan Yüce Allah’ın izni ile bu eklemeyi yaptırabilmiştir. Aksi düşünülemez. Yukarıdaki ayetler okunduğunda Yüce Allah’ın bunu bir sınav/bir imtihan/bir deneme amacı ile yaptığı görülür. Kalplerinde bir hastalık ve kalpleri katılaşmış kimseler şeytanın Kuran’a insanlar aracılığı ile eklettiği bu 2 sözü görmemezlikten geleceklerdir. Ancak kendilerine ilim verilmiş olan kimseler şeytanın Kuran’a eklemesi olan bu iki sözün Kuran’dan olmadığını, ayet olmadıklarını matematik bilimi sayesinde bilecekler ve Kuran’a olan imanları daha da artacaktır. Kalpleri Kuran’a saygı ile dolacaktır.

Tevbe suresinin sonuna eklenen 2 sözün şeytanî olduğunu nasıl anlıyoruz?

Yüce Allah’ın 22:54 ayetinde işaret ettiği şey olan ilim ile. Matematik ile. Kuran’daki 19 temelli matematik sistemi 1974 yılında Reşat Halife tarafından keşfedildi. Bu sistem keşfedildiğinde tüm dünyada büyük ses getirdi. Muhammedî toplum 19 mucizesini hemen sahiplendi. Ancak bu 19 sistemi tevbe suresinin sonundaki 2 sözün ayet olmadığını bilimsel veriler ile ortaya koyduğunda 19 mucizesi büyük bir tepki çekti. 19 mucizesinin tüm muhteşemliğine rağmen birçok kişi bu iki sözün Kuran’dan olduğunu kabul etmeyi tercih etti. Kafalarını kuma gömdüler. Delillere gözlerini kapattılar. Çünkü kalplerinde bir hastalık olan ve kalpleri katılaşmış kimselerdiler. Zalimdiler. Gerçekleri örttüler. Sınavı kaybettiler.

Yüce Allah bu şekilde olmasını murat etmiş gibi gözüküyor. Çünkü şeytanın bu eklemesi aynı zamanda başka bir görevi üstlendi. Bu deşifre olmasaydı yine gerçek imanlılar ile müşrikler birbirinden ayrılamayacaktı. Hatta sayıları milyarları bulan, kendilerinin Müslüman olduğunu zanneden müşrik toplum 19 mucizesini kullanarak kendi sapkın dinlerine mürit toplayacaktı. Düşünsenize; 19 mucizesi Taliban gibi müşriklerin aleti olacaktı. 19 mucizesinin muhteşem delillerini kullanarak şirk dinlerine çağrı yapacaklardı. Yüce Allah bunun önüne geçmek için bu müşrikleri 19 mucizesinden uzak tutmuş görülüyor. Bunu da tevbe suresine sonradan şeytan tarafından atılan 2 sözü bir sınav yaparak koymuş. Sınavı geçenler 19 mucizesine gönülden tanık oluyor ve Kuran’ın Yüce Allah katından geldiğine kesin iman ediyorlar. Hayatlarını da sadece Kuran’a göre yaşıyorlar.

Yüce Allah 19 mucizesi ile şeytanın attığını nesh ediyor/yürürlükten kaldırıyor; sonra sağlamlaştırıp istikrarlı yapıyor. 

19 mucizesi bu iki sözün Kuran’dan olmadığını keşfetmesinden önce yaşayanların durumu ne olacak?

O kimseler elbette bilmedikleri, anlamamış oldukları bir şey nedeni ile bir sınavdan sorumlu olmazlar. Onlar sınava tabi tutulmadı. Ancak Kuran’a şeytanın attığı bu 2 sözü matematik ile görenler bir sınava tabi tutuluyor. Bu sınavdan ya kalacaklar yada geçecekler. Ya şeytanın attığı bu 2 sözün Kuran’dan olmadığını kabul edecekler ve 19 mucizesine tanık olacaklar yada bunun yerine bu 2 şeytanî sözün Kuran’dan olduğunu kabul edecekler ve mecburen 19 mucizesini yalanlayacaklar. Gerçekten büyük bir sınav/bir imtihan/bir deneme/bir fitne. Yüce Allah bizleri doğru yoluna iletsin.

Tevbe suresinin sonuna eklenen 2 şeytanî sözün Kuran’dan olmadığını gösteren tonla veri var.

Bu makaleyi okumuş iseniz artık bir sınava tabi olduğunuzu lütfen unutmayın. 

Yüce Allah’tan bizleri doğru yola kılavuzlamasını dilemeliyiz;

Yüce Allah 22:54 ayetinde kendisinin bir kılavuz olduğunu belirtiyor. İnanmış olan kimseleri doğru yola kılavuzlayacağını net bir şekilde bildiriyor. Bu nedenle şeytanın atmış olduğu şey hakkındaki sınavda bizi doğru yola iletmesi için Yüce Allah’a yalvarmalıyız.

En doğrusunu Allah bilir.