Yüce Allah aşağıdaki âyetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

4754|52|21|وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

Vellezine amenu vettebeathum zurriyyetuhum bi imanin elhakna bihim zurriyyetehum ve ma eletnahum min amelihim min şey'in, kullumriin bi ma kesebe rehinun.

Ve inanan kimseleri ve onlara imanla tabi olan zürriyetlerini (alt soylarını)! Birleştiririz onlarla zürriyetlerini (alt soylarını) ve eksiltmeyiz amellerinden hiçbir şey; her kişi kazandığı şeyle bir rehindir.

1728|13|23|جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِم مِّن كُلِّ بَابٍ

Cennatu adnin yedhuluneha ve men salaha min abaihim ve ezvacihim ve zurriyyatihim vel melaiketu yedhulune aleyhim min kulli bab.

Adn cennetleri; girerler onlara; ve üst soyları ve eşleri ve zürriyetlerinden (alt soylarından) salih kimseler; ve melekler girerler yanlarına her kapıdan.

4139|40|8|رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Rabbena ve edhilhum cennati adninilleti vaadtehum ve men salaha min abaihim ve ezvacihim ve zurriyyatihim inneke entel azizul hakim.

Rabbimiz; ve girdir onları Adn cennetlerine ki vaad ettiğin kendilerine ve üst soyların ve eşleri ve zürriyetlerinden (alt soylarından) salih kimseleri; doğrusu sen; sensin üstün-gücü yeten, hüküm-hikmet sahibi.

 

(ءَابَآئِهِمْ) abaihim kelimesi kökü (ابو) baba (father), ata-soy-nesep-dede (ancestor), ata-cet (forefather), ebeveyn-anne-baba (parents) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 2 (of 1303)

Hemen söyleyelim;

13:23 ve 40:8 ayetlerinde geçen (ءَابَآئِهِمْ) abaihim kelimesi sadece babaları işaret etmez. Bu kelime anne-baba başta olmak üzere üst soydaki kimseleri işaret eder. 

Devam edelim;   

52:21 ayetindeki ‘her kişi kazandığı şeyle bir rehindir.’ tümcesini inceleyelim. Bu tümceyi ‘her kişi kazandığına karşılık bir rehindir.’ olarak çevirenler var. Ancak ayetin bire bir çevirisi bizim çevirdiğimiz şekilde olmalı. Bir kişinin kazandığı şey iyi de olabilir kötü de.

Kazanılan şey kötü de olabilir:

Örnek olarak;

18:58’de geçen ‘ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟’ ‘yuahizuhum bima kesebu’ ‘onları yakalayıp-zapt etseydi kazandıkları şeyle’ tümlecinde kazanılan şey kötülüklerdir. Bir kişinin kazandığı şey kötülük ise bu durum onu rehinelikten nasıl kurtaracak? 

İnsan yaptığı veya yapmadığı her ne ise o şeylerin rehini olur, tutsağı olur, kölesi olur. Kötü şeyler yaparsa, günaha batarsa, şirk içinde yüzerse onların tutsağı olur ve cehennemde tutsak şeklide kalır. İnanıp s-salihat’ı yaparsa iyiliğin esiri olur, iyiliğin tutsağı olur ve cennete esir olarak düşer. 

Bu tümleci Elmalılı Hamdi Yazır ‘herkes kazancına bağlıdır.’ olarak çevirmiş. Bu yaklaşım daha mantıklıdır.

Devam edelim;

Kişinin kazandıkları cennete girmesine yetecek ise Yüce Allah o kişiyi cennete girdirecektir. Bu kadar basit. Kişinin kazandıkları cehenneme girmesine yetecek ise Yüce Allah o kişiyi cehenneme girdirecektir.

Ayetten anladığımıza göre cennete girmeyi hak eden kişiye iman konusunda tabi olan kişiler de eğer kazandıkları yeterli ise cennete doğal olarak gireceklerdir.

52:21 ayetinden anlıyoruz ki; cennetlerde olan bir kişi alt soyundan olup da cennete girmiş olanlar ile buluşacaktır. Bir arada olacaklardır.

13:23 ayetinde biraz daha fazla bilgi veriliyor. Cennette anne-baba başta olmak üzere üst soydan kişiler ile, eş veya eşler ile ve çocuklar-torunlar başta olmak üzere alt soydan kişilerle birlikte olunacaktır. Şu akıldan asla çıkarılmamalıdır. Bu kişilerin öncelikle cennete girmeyi iman ve kazandıkları ile hak etmiş olmaları gereklidir. Bu kişilerin salih kimseler olması gereklidir.

Bu ayetlerin anlamını saptırarak ehli sünnet inancının temeli olan atalar-babalar dinine iman etmeye bir delil çıkarmaya çalışanlar olabilir.

‘Bak işte. Ayet de söylüyor. İnanan atalarınıza-babalarınıza tabi olun diyor!’ diyerekten atalar dinine uymayı savunan olabilir. Ayetten hiçbir şekilde bu anlam çıkmaz. İşaret edilen şey cennete girmeyi hak etmiş kişinin imanı ile onlara tabi olmaktır.

Cennete girmenin yolu da şirk içeren mezheplerin yolu değil kesinlikle Kuran yoludur. Dosdoğru giden yol olan sadece Kuran yoludur.

Kuran’da reçeteyi veriyor. Tevhid inancına sahip olmak ve s-salihat’ı yapmak. Tek başına iman yetmiyor. İnanmanın yanında ‘s-salihat’ yapılmalıdır. Bu kelime o kadar önemlidir ki Yüce Allah’ın rızasını kazanmak isteyen bir kişi bu kelimenin anlamını çok çok iyi öğrenmelidir.

Bu kelime düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler yapmak anlamındadır. Gerçek inanan bir kimse hayatında aktif olmalı, düzeltici ve iyileştirici işler yapmalıdır.

Hüsranda olmamak için;

Doğrusu insan mutlak hüsran-ziyan içindedir.

En doğrusunu Allah bilir.