Yüce Allah 2:188 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

195|2|188|وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

Ve la te'kulu emvalekum beynekum bilbatılı ve tudlu biha ile l-hukkami li te'kulu ferikan min emvalin nasi bil ismi ve entum ta'lemun.

Yemeyin mallarınızı aranızda batılla (geçersiz nedenlerle) ve sarkıtıp sunmayın onu hükmedenlere yiyebilmeniz için insanların mallarından bir kısmını günahla; ve sizler bildiğiniz halde.

 

(تَأْكُلُوٓا۟) te'kulu kelimesi (اكل) yemek (to eat), tüketmek (consume), yutmak (swallow), yiyip bitirmek (devour), yıpratmak (corrode), aşındırmak (erode) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 27 (of 1303)

(أَمْوَٰلَكُمemvalekum kelimesi kökü (مول) mal-mülk (property), varlık-servet (possessions) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 1093 (of 1303)

(بِٱلْبَٰطِلِbilbatılı kelimesi kökü (بطل) geçersiz (invalid), yanlış (false), hükümsüz (null, void), doğru olmayan (untruth) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 78 (of 1303)  

(تُدْلُوا۟tudlu kelimesi kökü (دلو) asılı kalmasına izin vermek-sarkıtmak (to let hang), sallamak (dongle), düşürmek (drop), alçaltmak (lower), vermek (give), sunmak-takdim etmek (present), sunmak-önermek (offer) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 336 (of 1303)  

(ٱلْحُكَّامِ) l-hukkami kelimesi kökü (حكم) hükmetmek (to pass judgment), karar vermek (decide) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 228 (of 1303)

              

Ne muhteşem bir ayet!

Kıyamete kadar yaşayacak olan tüm insanlara çok büyük bir öğüt.

Kuran’ın Yüce Allah katından geldiğinin en büyük delillerinden biridir bence. Huzurlu toplumun reçetesi verilmiş.

 

Bu ayette iki büyük işaret var;

1. Yüce Allah hiç kimsenin malının-mülkünün hükümsüz gerekçeler ile yenilemeyeceğini bildirmektedir.

Hükümsüz gerekçeler neler olabilir?

Kuran’da riba olarak geçen tefecilik yöntemi ile olabilir. Borçluya borç verip daha sonra kısa süre içinde katlanarak fazlasını isteme şeklinde olabilir.

Hilelerle veya cebren-zorla mallara el koyma olabilir. Mafya jargonu ile mala çökme şeklinde olabilir. Zor durumda olan kimsenin malının değerini düşürüp alma şeklinde olabilir. Benim aklıma gelen bunlar. Ancak aklınıza gelen her türlü yanlış, doğru olmayan, geçersiz yöntem ‘bilbatili’ ‘batıl ile’ kelimesinin kapsamına girer.

 

2. Hükmeden kimselere insanların mallarından bir kısmını yemek için rüşvet verilmeyecek.

l-hukkami’ kelimesini sadece hâkimler yani yargıçlar olarak çevirmek doğru değildir. Bu kelime hüküm verme yetkisi olan herkesi kapsar. Hâkimler de tabii ki buna dahildir. Savcılar da dahildir. Bilirkişiler de dahildir. Belediye başkanları, valiler, muhtarlar, millet vekilleri, yöneticiler, bürokratlar dahildir. Kısacası hükmetme yetkisi olan herkes dahildir. Bu kişilerin vereceği kararlar adil olmalıdır.

Ayetteki ‘biha’ ‘بِهَآ’ zamiri dişil ve tekil olup ‘onu’ anlamındadır. Yani hükmedenlere sarkıtılıp sunulan şeyi işaret eder. Sarkıtıp sunulan şey rüşvettir. Hükmeden kimselere sunulan mal-para gibi menfaat sağlayan şeylerdir.

tudlu’ ‘تُدْلُوا۟’ kelimesi sarkıtıp sunmak anlamındadır. O kadar güzel bir kelime seçilmiş ki hayvanların dikkatini çekmek için yiyeceği havada sallayıp tutmak ve ona sunmak aklıma geliyor. Bunu gören hayvan deliye dönüyor ve koşarak sarkıtılan şeyi kapıyor. Gözü başka bir şey görmüyor. Rüşvet alan hükmedici kişi de böyledir. Rüşveti görünce erdemli olmayı unutur. 

Özetle;

Hükmetme yetkisi olan kişilerin vereceği kararları etkilemek için onlara rüşvet vermek kesinlikle yasaklanıyor.

 

Günah olduğunu bile bile yapılan uygulama;

Bir kişinin veya kurumun malını mülkünü geçersiz nedenlerle yemek günahtır. Kendisine hüküm yetkisi verilmiş olan insanlara da rüşvet vermek günahtır. Ayetten insanların bazılarının bu gerçeği bildikleri halde bu günahı işledikleri de ince bir şekilde bize bildiriliyor.

Artık herkes aklını başına alsın!

Kulağı olan işitsin!

Herkes kendisini ve çevresindeki insanları değiştirmeye başlasın!

Bu ayeti herkese duyursun!

En doğrusunu Allah bilir.