Yüce Allah aşağıdaki 4:1 ayetinde şu şekilde buyurmuştur. 

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

494|4|1|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَآءً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِى تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلْأَرْحَامَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

Yâ eyyuhân nâsu ttekû rabbekumullezî halakakum min nefsin vâhidetin ve halaka minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîran ve nisââ, ve ttekû llâhellezî tesâelûne bihî ve l-erhâm. İnnallâhe kâne aleykum rakîbâ.

Ey insanlar! Takvalı olun Rabbinize, o ki yarattı sizleri tek bir nefisten ve yarattı ondan (o dişiden) eşini (o dişinin erkek olan eşini) ve yaydı ikisinden birçok erkekler ve kadınlar; ve takvalı olun Allah'a -o ki istekte bulunursunuz kendisiyle- ve rahimlere de; şüphesiz Allah olmuştur üzerinize gözetleyici.

 

Takva kelimesi Kuran’da önemli bir kavramdır. İyi anlaşılması gereklidir. Sözlük anlamına baktığımızda;

(ٱتَّقُوا۟) ttekû kelimesi kökü (وقي) korumak-gözetmek (to guard), muhafaza etmek-saklamak (to preserve), iyi bakmak-üzerine titremek (to take good care), kalkan olmak (to shield), korumak-saklamak-sakınmak (protect), engellemek-korunmak*tehlikeden (prevent-obviate), sakınmak-çekinmek (to beware), sakıngan olmak (be wary), korkmak-Allah’a saygı gereği*Allah’tan uzaklaşmaya korkmak (fear), yağmurdan korunmak için siper aramak (to seek shelter from rain), ihtiyatlı (caution), sakınganlık (prudence) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 1282 (of 1303) 

Kuran’da 4:1 ayetinde geçtiği şekli ile incelediğimizde;

(فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ), ‘fe ttekû n-nâr’, ‘öyleyse takvalı olun cehennem ateşine’ (2:24, 3:131)

(وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا) ‘ve ttekû yevmen’, ‘ve takvalı olun o güne’, (2:48, 2:123, 2:281)

(ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ), ‘ttekû llâhe’, ‘takvalı olun Allah’a’ (2:189, 2:194, 2:196, 2:203, 2:223, 2:231, 2:233, 2:278, 2:282, 3:50, 3:102, 3:123, 3:130, 3:200, 4:1, 4:131, 5:2, 5:4, 5:7, 5:8, 5:11, 5:35, 5:57, 5:88, 5:96, 5:100, 5:108, 5:112, 8:1, 8:69, 9:119, 11:78, 15:69, 26:108, 26:110, 26:126, 26:131, 26:144, 26:150, 26:163, 26:179, 33:70, 43:63, 49:1, 49:10, 49:12, 57:28, 58:9, 59:7, 59:18, 60:11, 64:16, 65:1, 65:10)           

(ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ), ‘ttekav rabbehum’, ‘takvalı olan Rablerine’ (3:198, 4:1, 22:1, 31:33, 39:10, 39:20, 39:73)

(ٱتَّقُوا۟ فِتْنَةً), ‘ttekû fitneten’, ‘takvalı olun fitneye-imtahana’ (8:25)

(ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ), ‘ttekû mâ beyne eydîkum ve mâ halfekum’, ‘takvalı olun önünüzdekine ve arkanızdakine’ (36:45)

Sadece ‘takvalı olun’ ile ilgili (2:103, 2:212, 3:15, 3:172, 5:65, 5:93, 6:155, 7:96, 7:201, 12:109, 13:35, 16:30, 16:128, 19:72, 26:132, 26:184, 39:61) ayetlerinde geçer.

Bu ayetler incelendiğinde takva kelimesinin ‘sakınmak’ olarak çevrilmesi kelimenin en yakın anlamını verir.

 

Allah’a takva sahibi olmak;

Allah’tan sakınmak anlamındadır. Allah’tan sakınma öncelikle O'nun varlığının farkındalığını gerektirir. Yüce Allah'tan sakınmak bu farkındalıkla Yüce Allah'ın rahman sıfatından uzak kalmamak için O’nu istemediği şeylerden uzak durmak, istediği şeyleri yaparak O’na yaklaşmaktır. O’nun rızasına uygun şekilde yaşamak için emir ve yasaklarını yani Kuran’ı baş tacı etmek demektir. Yüce Allah'a saygılı olmak demektir. 

Rahimlere takvalı olmak;

(ٱلْأَرْحَامَ) l'erhame kelimesi kökü (رحم) rahim*kadın üreme organı-bebeği taşıyan organ (uterus-womb), akrabalık-dostluk-arkadaşlık bağı (relationship), yakınlık-akrabalık (kinship) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 384 (of 1303)

Ayette bu kelime çoğul olarak kullanılmıştır. Birçok mealde bu kelimeye ilk anlamı olan rahimler değil de ‘akrabalık ilişkileri-anababa hakkı-aile hukuku’ anlamı verildiğini görüyoruz. Bunun neden yapıldığını anlamak mümkün değil. Bu ayetin geçtiği surenin adı ‘Nisa’ suresi yani kadınlar süresi olduğuna göre, ayet bu surenin 1. ayeti olduğuna göre, ayette dişi ve erkeğin yaratılması, yeryüzüne erkekler ve kadınlar olarak yayılmaları işaret edildiğine göre, kelimenin ilk anlamı ‘rahimler (kadın vücudunda bulunan bebeği taşıyan üreme organı)’ olduğuna göre bu kelimenin anlamını akrabalar-aile olarak değil de rahim sahipleri olan kadınlar-kızlar olarak anlamak gereklidir. 

Yüce Allah adı kadınlar olan surenin ilk ayetinde rahim sahipleri olan kızlara-kadınlara tüm insanların takva sahibi olmasını emretmektedir. Açıkça görülür ki tüm insanlar kadınlara takvalı olacaktır. 

 

Bu ayet neden doğru anlaşılamadı?

Bu ayeti kadınlara yönelik iftiralar içeren hadisler ışığında anlamaya çalışanlar ayetin mesajını ıskalamışlardır. Belki de ayeti doğru anlamak işlerine gelmemiş de olabilir. Kadınlara takvalı olunacak emri atalarından öğrendikleri tüm öğretileri alt üst edecekti. Bu nedenle ‘rahimler’ kelimesine akrabalık ilişkisi anlamı vermeyi daha uygun gördüler. Akrabalık ilişkilerini koruyun anlamı verdiler ayete. Ancak yukarıda anlatıldığı gibi rahimler demek rahim sahipleri olan kadınlar ve kızlar demektir.    

 

Rahim sahiplerine karşı nasıl takvalı olunur?

Rahim sahipleri olan kadınlara ve kızlara takvalı olmak onlara zulmetmekten sakınmaktır. Haklarına saygısızlıktan sakınmaktır. Onlara karşı saygılı olmaktır.

 

Kadınlar neden önemli?

Ayette rahimlere dikkat çekilmiştir. Yani kadının doğurganlığı işaret edilmiştir. Bebeğini doğuran bir kadın onu emzirir. Onun verdiği süt bebeği için yeryüzündeki en iyi besindir. 6. ayda ek gıdaya başlanır. Emzirmeyi tamamlamak isteyen kadın 24 ay bebeğini emzirir. Bu emzirme bebeğin ruhsal ve bedensel gelişimi için çok önemlidir. Huzurlu, özgür, mutlu bir kadın sağlıklı çocuklar yetiştirir. Kendi eğitimi ne kadar iyi ise çocuklarını o kadar iyi yetiştirir. Bir birey toplumu etkiler. Sağlıklı bireyler sağlıklı bir topluma dönüşür. 

 

Takvalı ol emri kimlere?

Emir sadece erkeklere değil tüm insanlara verilmiştir. Kadınlı erkekli tüm insanlar kadınların haklarını korumak için uğraşacaklardır.

 

Günümüzde kadınlara saygı ne durumda?

Günümüzde rahim sahipleri olan kız ve kadınlara din adına yapılan zulümleri hepimiz görüyoruz. Özellikle bu zulmün kendilerini Muhammedî sanan müşrikler içinde çok çok fazla olduğunu görüyoruz. 6 yaşında rahim sahibi olan minicik bir kız çocuğu ile evlenen müşrik insana ne demeli? 9 yaşına gelince bu kızla cinsel ilişkiye giren bu müşrik pedofiliye ne demeli? Rahim sahiplerini kara çarşaflara sokan, okutmayan, kısacası diri diri toprağa gömen müşrik insanlara ne demeli? Rahim sahibi olan kadınların yeryüzünde özgürce dolaşma hakkını kocasına veren, bunu da 80 kilometre ile sınırlayan müşriğe ne demeli? Kadınları şeytanın askerleri olarak gören müşriğe ne demeli? Çoğunu cehennemin odunları olarak gören müşriğe ne demeli? Recm uydurması ile zina eden kadını taşlayarak öldüren müşriğe ne demeli? Cariye adı altında rahim sahiplerini seks kölesi yapan müşriklere ne demeli? 

Ben şunu derim; Kuran ile hükmetmezseniz Yüce Allah üzerinize pislik yağdırır. Ancak Yüce Allah'ın izni ile sizin de hükmünüz bitecek. Yüce Allah'ın Kuran'ı yeryüzüne hakim olacak. Onun hükümleri yeryüzünü kaplayacak.        

 

Kuran'a tâbi olmanın önemi;

Sadece Kuran denseydi, bu ayetin anlamı anlaşılmış olsaydı, Yüce Allah’ın emri yerine getirilmiş olsaydı kendilerine müslümanım diyen coğrafyada kadına önem verilirdi. Yüce Allah’ın Kuran’ı insanlar için bir rahmettir. Kuran’ın rahmetinin tecelli etmesi için ayetlerinin anlaşılması ve uygulanması gereklidir. Tek bir ayetin bile iyi anlaşılması önemlidir. En güzel örnek işte bu 4:1 ayeti. Bu ayet iyi anlaşılmış olsaydı kadınlar baş tacı edilirdi. Bu da topluma rahmet olarak dönerdi.

 

Bu ayeti iyi anladıktan sonra yapmamız gerekenler;

Bu ayette emir tüm insanlara verildiği için kadın haklarını koruyan sözleşmeler tüm ülkeler arasında bir an önce yapılmalıdır. Sözleşmelere uymayan, kadın haklarını çiğneyen toplumlar öncelikle bu haklara uymaya davet edilmelidir. Zulümlerinde israrcı olduklarında gerekirse onlarla savaşılmalıdır. 

Savaşılacak diyorum çünkü Kuran zulmeden toplum ile gerekirse savaşılması gerektiğini bize bildiriyor.

İki gruptan inananlar kavga ederlerse araları hemen düzeltilmeye çalışılacak; zulmeden olursa onunla gerekirse savaşılacak. Allah’ın emri olan zulmetmemeye dönerlerse, barışa dönerlerse savaş bitirilecek. Araları ölçülü şekilde düzeltilecek.

Şu anda Afganistan'da Taliban yönetimi saf Hanefi mezhebini yani sünnilik dinini uygulamaya koydu. Kadınlara ve kızlara inanılmaz şekilde zulmediyorlar. Başta birleşmiş milletler olarak tüm birlikler tüm güçleri ile Taliban'ı kadın haklarına saygılı olmaya davet etmelidir. Bu konunun sonuna kadar takipçisi olmalıdır. Zulme devam ederlerse askeri olarak müdahale edilmelidir.

 

En doğrusunu Allah bilir.