Arapça Metin (Harekeli)
Latin Literal
Türkçe Çeviri
Ve göğe; ve târığa.
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vessemai | ve göğe | وَالسَّمَاءِ | سمو |
| 2 | ve ttariki | ve târığa | وَالطَّارِقِ | طرق |
Arama Operatörleri:
Ayet 1
Ve göğe; ve târığa.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vessemai | ve göğe | وَالسَّمَاءِ | سمو |
| 2 | ve ttariki | ve târığa | وَالطَّارِقِ | طرق |
Ayet 2
Ve ne idrak657 ettirdi sana nedir târık845?
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve ne | وَمَا | - |
| 2 | edrake | idrak ettirdi sana | أَدْرَاكَ | دري |
| 3 | ma | nedir | مَا | - |
| 4 | t-tariku | târık | الطَّارِقُ | طرق |
Ayet 3
Delici* yıldızdır163.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | en-necmu | yıldızdır | النَّجْمُ | نجم |
| 2 | s-sakibu | delen | الثَّاقِبُ | ثقب |
*Sâkib, delen.
Ayet 4
Ki her bir nefis201; ancak (ki) üzerinedir onun* bir koruyucu**.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | in | ki | إِنْ | - |
| 2 | kullu | her bir | كُلُّ | كلل |
| 3 | nefsin | nefis | نَفْسٍ | نفس |
| 4 | lemma | ancak (ki) | لَمَّا | - |
| 5 | aleyha | üzerinedir onun | عَلَيْهَا | - |
| 6 | hafizun | bir koruyucu | حَافِظٌ | حفظ |
*Nefsin.**Her insanda bulunan savunma sistemi.
Ayet 5
Öyle ki baksın insan neyden yaratıldığına*.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | felyenzuri | öyle ki baksın | فَلْيَنْظُرِ | نظر |
| 2 | l-insanu | insan | الْإِنْسَانُ | انس |
| 3 | mimme | neyden | مِمَّ | - |
| 4 | hulika | yaratıldığına | خُلِقَ | خلق |
*1. anlam: İnsan târık yıldızlarını oluşturan süpernova patlamalarının tozları olan turabinden ve sudan yaratılmıştır. İnsan Târık yıldızlarını incelediğinde neden yaratıldığını görecektir. 2. anlam: Erkeğin menisine ve onun atılmasına bir işaret olabilir.
Ayet 6
Yaratıldı dâfik* bir mayiden**.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | hulika | yaratıldı | خُلِقَ | خلق |
| 2 | min | -dan | مِنْ | - |
| 3 | main | bir mayiden | مَاءٍ | موه |
| 4 | dafikin | atılan | دَافِقٍ | دفق |
*Atılan, fışkıran, dökülen, coşkuyla taşan, hücum ederek akan, patlayıp fışkıran. 1. anlam: Târık yıldızının oluşması esnasında ortaya çıkan bolca sıvının akışı, atılması, ortaya dökülmesi. 2. anlam: Erkek menisinin kadın vajinasına atılması.**Sıvı/su. 1. anlam: Târık yıldızlarının oluşması esnasında ortaya dökülen sıvı. Su ve içerdiği karışık moleküller. 2. anlam: Erkek menisi.
Ayet 7
Çıkar* arasından bel kemiği/omurga** ve kaburgalar***.
*Mayi, sıvı/su. 1. anlam: Târık yıldızlarının oluşması esnasında ortaya dökülen sıvı. Su ve içerdiği karışık moleküller. 2. anlam: Erkek menisi. **Sulb. Çok sağlam, sert, dayanıklı. 1. Süpernova patlamasıyla içine çöken nötron yıldızı. İçe çöken kısım evrenin en sağlam, dayanıklı, sıkı ve sadece nötronlardan oluşan sulbu oluşturur. 2. Bel/omurga. sağlam olması nedeniyle bu kelimeyle işaret edilir.***Terâib. Çoğul. 1. anlam: Kök olarak turabin kelimesiyle aynı kökten türemiştir. Toz anlamındadır. Kaburga kemikleri gibi eğimli/sarmallı yıldız tozları demektir. Süpernova patlamalarında dışa atılan ejaktaların kaburgalar gibi eğimli ve sarmal bir yapıda olduğu bilinmektedir. Dışa yayılan bu tozlar insanı yaratacak olan atomları içerir. 2. anlam: Kaburgalar.
Ayet 8
Doğrusu O* döndürmeye karşı onu** mutlak kâdirdir598.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innehu | şüphesiz O | إِنَّهُ | - |
| 2 | ala | karşı | عَلَىٰ | - |
| 3 | rac'ihi | döndürmeye onu | رَجْعِهِ | رجع |
| 4 | lekadirun | mutlak kâdirdir | لَقَادِرٌ | قدر |
*Allah.**İnsanı.
Ayet 9
Gündür (ki) belalandırılır256* sırlar.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | yevme | gündür (ki) | يَوْمَ | يوم |
| 2 | tubla | belalandırılır | تُبْلَى | بلو |
| 3 | s-serairu | sırlar | السَّرَائِرُ | سرر |
*Test edilir.
Ayet 10
Öyle ki yoktur ona* hiçbir kuvvet**; ve ne de bir yardım eden**.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fema | öyle ki yoktur | فَمَا | - |
| 2 | lehu | ona | لَهُ | - |
| 3 | min | hiçbir | مِنْ | - |
| 4 | kuvvetin | bir kuvvet | قُوَّةٍ | قوي |
| 5 | ve la | ve ne de | وَلَا | - |
| 6 | nasirin | bir yardım eden | نَاصِرٍ | نصر |
*İnsana.**Tek başınadır.
Ayet 11
Ve göğe180; dönüş sahibi*.
*Gezegenlerin atmosferlerinin yağmur gibi dönüşler sağlaması; evrenin tekillik haline tekrar dönecek olması. Evren kalp atışları gibi var olup yok olur. Buna "Big Bounce" "Büyük Sıçrama" denir.
Ayet 12
Ve yere*; çatlak** sahibi***.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vel'erdi | ve yere/yeryüzüne | وَٱلْأَرْضِ | ارض |
| 2 | zati | sahibi | ذَاتِ | - |
| 3 | s-sad'i | çatlak/yarık/fissür/kırık | ٱلصَّدْعِ | صدع |
*Yeryüzüne.**Sad'i. Yarık, fissür, kırık.***Dünya gezegenin kabuğunun yekpare olmadığı, aralarında yarıklar olan kıta parçalarından oluştuğuna bir işarettir.
Ayet 13
Doğrusu o* mutlak fasıl** bir söylemdir.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innehu | doğrusu o | إِنَّهُ | - |
| 2 | lekavlun | mutlak bir söylemdir | لَقَوْلٌ | قول |
| 3 | feslun | bir fasıl | فَصْلٌ | فصل |
*Kur'an.**Ayırıcı, ayıran, koparan, bölen, kesip ayıran.
Ayet 14
Ve değildir o* hafiflikle**.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değildir | وَمَا | - |
| 2 | huve | o | هُوَ | - |
| 3 | bil-hezli | hafiflikle | بِالْهَزْلِ | هزل |
*Kur'an.**Hafife alınan, zayıflamış, ağırlığı olmayan, cılız, şaka, hafif konuşma, değersiz sözler.
Ayet 15
Doğrusu onlar planlarlar bir plan/entrika.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innehum | doğrusu onlar | إِنَّهُمْ | - |
| 2 | yekidune | planlarlar | يَكِيدُونَ | كيد |
| 3 | keyden | bir plan/entrika | كَيْدًا | كيد |
Ayet 16
Ve planlarım* bir plan/entrika.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | veekidu | ve planlarım | وَأَكِيدُ | كيد |
| 2 | keyden | bir plan/entrika | كَيْدًا | كيد |
*Entrika planına karşı Yüce Allah tarafından planlanan bir entrika mevcut zarar verici entrikayı boşa çıkaracaktır, sıfırlayacaktır, etkisiz kılacaktır. Yüce Allah durduk yere kullarına zarar verici bir entrika yapacak asla değildir. Ava giden avlanmaktadır.
Ayet 17
Öyle ki mühlet ver* kâfirlere25; mühlet ver* onlara kibarca/nazikçe/yavaşça.
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | femehhili | öyle ki mühlet ver | فَمَهِّلِ | مهل |
| 2 | l-kafirine | kâfirlere | الْكَافِرِينَ | كفر |
| 3 | emhilhum | mühlet ver onlara | أَمْهِلْهُمْ | مهل |
| 4 | ruveyden | kibarca/nazikçe/yavaşça | رُوَيْدًا | رود |
*Ağırdan al, yavaş ol, acele etme, süre tanı.
Sûre No: 86
Sûre Adı: Târık/Vuruşlu
Ayet Sayısı: 17