(جبريل) ‘cibrîl’ kelimesi Kuran’da 3 yerde geçer. Yüce Allah’ın izni ile bu kelimenin neyi işaret ettiğini bulmaya çalışalım.

Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

104|2|97|قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُۥ نَزَّلَهُۥ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

Kul men kâne aduvven li cibrîle fe innehu nezzelehu alâ kalbike bi iznillâhi musaddikan limâ beyne yedeyhi ve huden ve buşrâ lil mu’minîn.

De ki: “Kim oldu bir düşman cibrîle; öyle ki doğrusu o (cibrîl) indirdi onu (Kuran’ı) senin kalbine Allah'ın izniyle; tasdikleyici iki eli arasındakini onun ve bir kılavuz ve müjdeci inananlar için.

105|2|98|مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَٰفِرِينَ

Men kâne aduvven lillâhi ve melâiketihî ve rusulihî ve cibrîle ve mîkâle fe innallâhe aduvvun lil kâfirîn.

Kim oldu bir düşman Allah'a ve meleklerine ve resûllerine ve cibrîle ve mikaile; öyle ki doğrusu Allah (da) bir düşman kâfirlere (gerçeği örtenlere, gizleyenlere).

5231|66|4|إِن تَتُوبَآ إِلَى ٱللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَٰهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ مَوْلَىٰهُ وَجِبْرِيلُ وَصَٰلِحُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذَٰلِكَ ظَهِيرٌ

İn tetûbâ ilâllâhi fe kad sagat kulûbukumâ, ve in tezâherâ aleyhi fe innallâhe huve mevlâhu ve cibrîlu ve sâlihul mû’minîn, vel melâiketu ba’de zâlike zahîr.

Eğer ikiniz tevbe ederseniz Allah'a (ne âlâ/ne iyi); öyle ki mutlak eğildi kalpleriniz, ve eğer yardımlaşır/destekleşirseniz ona karşı, öyle ki doğrusu Allah; O; onun sahibidir/koruyucusudur; ve cibrîl; ve salih olan/iyi olan müminler ve melekler; bundan sonra bir yardımcıdır/bir destekçidir.

 

(جبريل) ‘cibrîl’ kelimesinin kökü (جبر) restore etmek (restore), normal haline getirmek (bring back to normal), yardım etmek (help), ayakta durmasına yardım etmek (help back on his feet), kırık kemikleri yerine oturtmak (set broken bones), nazikçe tedavi etmek-yaklaşmak (to treat kindness), zorlamak (force), gücü göstermek (to show strong), zorlama (compulsion), cebir*matematiğin bir dalı (zorla bir hesabın yapılması) anlamındadır.  

Bozuk bir şeyi zorlayarak normal/orijinal haline getirmek olarak anlaşılabilir.

2:97 ayetinde cibrîl ile ilgili çok önemli bir bilgi veriliyor. Bu ayette cibrîlin Muhammed resûlün kalbine Kuran’ı indirdiğini anlıyoruz.

2:97 ayetinde geçen ‘bi iznillâhi’, ‘Allah’ın izni ile’ geçişi bir önceki fiil olan ‘hu nezzelehu’, ‘o, o indirdi onu’ kelimesini işaret eder. Yüce Allah kendisinden izin almayacağına göre indirme işlemini yapan eril ve tekil olan cibrîl olmalıdır. Çünkü fiilin öznesi 3. tekil, eril şahıstır. Ayrıca fiilden önce 'hu' zamiri ile 3. tekil eril şahıs vurgulanmıştır.  Fiilden etkilenen de 3. tekil eril şahıstır ki bu da Kuran olmalıdır. Allah’ın izni ile cibrîlin Kuran’ı Muhammed resûlün kalbine indirdiği anlaşılır. Bazı meallerde ‘hu nezzelehu’, ‘o, o indirdi onu’ fiilinin öznesini Allah olarak alarak 'Allah indirdi cibrîli' olarak çevirenler vardır. Böylece cibrîlin Kuran ayetleri yani vahiy olduğunu iddia ederler. Ancak bu şekilde düşünüldüğünde şu çelişki ortaya çıkar; Yüce Allah kendisinden izin almak zorundaymış gibi bir durum ortaya çıkar.    

bi iznillâhi’, ‘Allah’ın izni ile’ ile ilgili bir ayet de 4:64 ayetidir. Bu ayette ‘Ve göndermedik hiçbir resûl haricinde, itaat edilmesi için Allah'ın izniyle…’ buyurulmuştur. Bu ayette indirme fiilinin öznesi Yüce Allah’tır. Ancak ‘bi iznillâhi’, ‘Allah’ın izni ile’ geçişi gönderme fiiline değil de ‘itaat edilme’ fiiline gider. Yani Yüce Allah resûl gönderirken kendisinden izin almaz. Ancak resûllere insanlar tarafından itaat edilmesi resûllere insanlar tarafından itaat edilmesi Yüce Allah’ın izni ile olur.

Böylece kesin olarak anlarız ki 2:97 ayetinde Muhammed resûle Kuran’ı indiren mekanizmanın adı cibrîldir. Evrenimizi bir üst boyuttan saran 2D zarın (Holografi evren prensibi) Kuran’da Levh-i Mahfuz olduğunu görüyoruz. Kuran bu 2D zarda kayıtlıdır. Kuran bilgisi bu zardan resûlün beyin atomlarına transfer edilmiştir. İşte bu transferi yapan  mekanizmasının adı cibrîldir. Ruh ve melekler ışık hızında hareket ediyordu. Cibrîlin en az ışık hızında hareket etmesi gereklidir. Ancak belki de ışık hızından daha hızlı da olabilir.  

Levh-i mahfûz nedir? Korunan bir levha

Melekler ve Ruh ona miktarı ellibin yıl olan bir günde yükselirler-bükülürler: Evrenimizi üst boyutlardaki hiperuzaya bağlayan solucan delikleri (wormholes)

Alemler için bir rahmet olan, bozulmuş olanı tekrar düzeltici olan Kuran’ı Muhammed resûlün beynine indirdiği (download ettiği) için bu mekanizmanın adının cibrîl kelimesi ile işaret edilmiş olma ihtimali yüksektir.      

Cibrîlin modern fizikte karşılığının ne olduğunu henüz bilemiyoruz. Ancak fizik ilerledikçe inşallah daha fazla bilgi elde edebiliriz.

En doğrusunu Allah bilir.