kuran mucizeler logo

Çok önemli bilgilendirme:

Tevbe suresine sonradan eklenen 2 sözün Kuran’ın ayetlerinden mi, yoksa sonradan eklenen sözler mi?” sorusunu sormak bizi Kuran'ı inkar edenler değil; gerçeğin peşinde olanlardan ve Rabbine yol arayanlardan yapar. Bu sorunun cevabını aramak Kuran'a saygısı olan ve Rabbine tam iman etmiş olan kişilerin görevidir.  Bu makaleyi okuyan herkesin üstüne bir sorumluluk yüklenecektir. Allah Kuran’ı nasıl korumaktadır? Bu soruyu herkes kendisine sormak ve cevabını aramak zorundadır. Kuran Allah katından geldiyse kendisini kıyamete kadar koruması gerekir. Harflerini dahi koruyan bir sistem olması gerekir. Allah Kuran’ı evrensel bir araç ile matematik ile korumaktadır. Kuran’ın tek bir harfi dahi korunmaktadır. Yücel Allah bu koruma işini insanlara bırakmamıştır. İnsanlar hata yapar. Kuran’ı yazarken vahiy kâtipleri hata yapabilir. Ama Allah’ın koruması ile Kuran insanlardan bağımsız olarak kendini kıyamete kadar korur.  

Yüce Allah 19 sistemini ortaya çıkararak bu koruma sistemini bize göstermekte ve öğretmektedir. 19 sistemi Kuran mushaflarındaki yanlış yazılmış olan harfleri dahi düzeltmektedir. Bunun bir çok örneği Sad, Nun ve Elif harfli hurufu mukatta surelerinde görmüştük.

 

Tevbe suresi 127 ayet mi yoksa 129 ayet mi?  

Kuran’da başında besmele olmayan tek sure 9. sure olan Tevbe suresidir. Bu sure haricindeki tüm surelerin başında besmele vardır. Yüce yaratıcı bu surenin başına besmele koymamış fakat Kuran’daki besmele sayısını 114 ve 19’un tam katı yapmak için 27:30 ayetinde besmeleyi tam olarak geçirerek 19 sistemine işaret etmiştir. Fakat bu surenin başında besmele neden yoktur? Yüce Allah dikkatimizi bu sureye mi çekmek istemiştir?

Bu sure Allah tarafından 127 ayet olarak indirilmiştir. Fakat sonradan 2 söz 9. surenin sonuna eklenmiş, 128. ve 129. ayetler olarak Kuran’a sokulmuştur. İşte bu sözler;

9|128|لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

Lekad caekum resulun min enfusikum aziz, aleyhi ma anittum harisun aleykum bil mu'minine raufun rahim.

Andolsun ki; size kendinizden bir peygamber gelmiştir. Sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelir. Sizin üzerinize düşkündür, mü'minlere rauf ve rahim' dir.

9|129|فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

Fe in tevellev fe kul hasbiyallah, la ilahe illa huv, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azim.

Eğer yüz çevirirlerse; de ki: Allah, bana yeter. O'ndan başka hiç bir ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbıdır.

 

Kuran’ı Kerim’e 9:128. ve 9:129. ayetleri olarak sokulan bu 2 sözün Kuran’dan olmadığına dair en büyük delillerden birisi Allah’ın sıfatlarından olan Rahim (رحيم)  ve Rauf (رَءُوفٌۢ) sıfatlarıdır. Yüce Allah Kuran’da tam 114 yerde Rahim (رحيم) kelimesini kullanmış ve istisnasız olarak sadece ve sadece kendisi için kullanmıştır. Detaylı inceleme için lütfen tıklayınız. Yine Rauf (رَءُوفٌۢ) kelimesini tam 10 yerde sadece ve sadece kendisi için kullanmıştır. Detaylı inceleme için lütfen tıklayınız. Allah’ın bir işareti olsa gerek ki; 128. ayet olarak sokulan sözde bu iki sıfat Allah için kullanıldığı şekliyletıpa tıp, harfi harfine, aynen Muhammed peygamber için kullanılmıştır. Burada hemen bir aykırılık dikkat çekmektedir. Yüce Allah bu 2 sıfatını hiç bir beşer için kullanmamış iken neden bu sözde Muhammed peygamber için kullansın? Birçok peygamber Kuran'da zikredilmesine ve bazı özellikleri anlatılmasına rağmen bu sıfatlar onlar için neden kullanılmamıştır? Onlar Rahim değiller miydi? Yüce Allah bu sıfatı sadece ve sadece kendisi için kullanmıştır. Bir beşeri ortak etmemiştir. 

Yine 129. ayet olarak eklenen sözde ise 1 adet Allah kelimesi geçmektedir ki bu da aşağıdaki tabloda görüleceği gibi Yüce Allah'ın bir hikmeti olarak bu sözün sonradan eklendiğini bizlere gösterecektir.

Yine büyük bir delil 19 sistemi ile karşımıza çıkar. Kuran’ı Kerim’e 9:128. ve 9:129. ayetleri olarak sokulan bu 2 sözün Kuran’dan olmadığını 19 sistemi haykırmaktadır. Aşağıdaki tabloda 9. surenin sonuna eklenen 2 sözün Kuran’dan saydığımızda 19 sisteminin bunu nasıl fark ettiğini gösteren tablo verilmiştir.

9. sure 127 ayet ise

9. sure 129 ayet ise (2 söz ayet olarak eklenirse)

Besmeledeki Allah’ın isimlerinin sayısı

Besmeledeki Allah’ın isimlerinin sayısı

Kelime

Geçiş sayısı

(الله) Allah 

2698 (19x)

(رحمن) Rahman 

57 (19x)

(رحيم) Rahim 

114 (19x)

Kelime

Geçiş sayısı

(الله) Allah 

2699 (19’un katı değil)

(رحمن) Rahman 

57 (19x)

(رحيم) Rahim 

115 (19’un katı değil)

(الله) Allah kelimesi geçen ayetler (Sure+Ayet+Adet)

(الله)Allah kelimesi geçen ayetler (Sure+Ayet+Adet)

Sure No Toplam=39.045 (19x)

Ayet No Toplam=118.123 (19x)

Adet=2698 (19x)

Sure No Toplam=39.054 (19’un katı değil)

Ayet No Toplam=118.252 (19’un katı değil)

Adet=2699 (19’un katı değil)

Allah (الله) kelimesi geçen ayetler (Kuran Ayet No-Sure No-Ayet No-Allah geçiş yan yana dizildiğinde oluşan 15.124 basamaklı sayı=(19x)

Allah (الله) kelimesi geçen ayetler (Kuran Ayet No-Sure No-Ayet No-Allah geçiş yan yana dizildiğinde oluşan 15.133 basamaklı sayı= 19’un katı değil.

Basamak sayısı olan 15.124= (19x)

Basamak sayısı olan 15.133= (19’un katı değil)

Kuran'ı bütünsel koruyan 12692 basamaklı sayı=(19x) Bu sayı 12698 basamaklı bir sayı oluyor= (19’un katı değil)
Basamak sayısı olan 12692=(19x) Basamak sayısı olan 12698 oluyor=(19’un katı değil)
Basamak sayısı olan 12692/2=Kuran'daki toplam ayet sayısı 6346 (19x) Basamak sayısı olan 12698/2= 6349 ile Kuran'daki toplam ayet sayısı ile uyumsuz (19’un katı değil)

Numarası 1 olan ayetlerde toplam 42 Allah kelimesi geçer. Kuran’daki toplam Allah sayısı=2698=19x142

----

Kuran’daki ayet sayısı=6346 (19x)

6+3+4+6=19 (19x)

Kuran’daki ayet sayısı=6348 (19’un katı değil)

6+3+4+8=21 (19’un katı değil)

Besmele'deki (bsm) (بِسْمِ) “ismiyle” kelimesinin Kuran’ı 3 parçaya ayırması (1:1, 11:41 ve 27:30 ayetler)

Besmele'deki (bsm) (بِسْمِ) “ismiyle” kelimesinin Kuran’ı 3 parçaya ayırması (1:1, 11:41 ve 27:30 ayetler)

1. ile 2. geçiş arasında toplam ayet sayısı=1520 (19x)

2. ile 3. geçiş arasında toplam ayet sayısı=1691 (19x)

3. geçişten Kuran’ın sonuna kadar ayet sayısı=3135 (19x)

1. ile 2. geçiş arasında toplam ayet sayısı=1522 (19’un katı değil) Eklenen 2 söz bozmakta

2. ile 3. geçiş arasında toplam ayet sayısı=1691 (19x)

3. geçişten Kuran’ın sonuna kadar ayet sayısı=3135 (19x)

Kuran Ayet No’su 19’un katı, Sure No’su 19’un katı ve Ayet No’su 19’un katı olan tek ayet 57:19 ayetidir. Bu ayette Yüce Allah 76 (19x) hurufu mukatta harfi kullanmıştır. Kuran Ayet No’su 19’un katı, Sure No’su 19’un katı ve Ayet No’su 19’un katı olan bir ayet yoktur.

7 Allah kelimesi ile en fazla Allah kelimesi içeren biricik ayet 5493:73:20: (Kuran Ayet No+Sure No+Ayet No)=5493+73+20=5586 (19x)

7 Allah kelimesi ile en fazla Allah kelimesi içeren biricik ayet 73:20: (Kuran Ayet No+Sure No+Ayet No)=5495+73+20=5588 (19'un katı değil)
Besmeledeki Allah’ın 3 isminin (Allah, Rahman ve Rahim) 3’ünüde içeren 3 ayet (1:1:1, 3187:27:30,  5146:59:22)=Kuran Ayet No+Sure No+Ayet=8474=(19x) Besmeledeki Allah’ın 3 isminin (Allah, Rahman ve Rahim) 3’ünüde içeren 3 ayet (1:1:1, 3189:27:30, 5148:59:22)=Kuran Ayet No+Sure No+Ayet=8478=(19'un katı değil)
Ayet numarası 128-129 ve katları olan 9 suredeki 19 ayetin (19x) ayet numaraları toplamı olan 2698 (19x) sayısı=Allah kelimesinin Kuran'da geçiş sayısı

Ayet numarası 128-129 ve katları olan 10 suredeki 21 ayetin (19'un katı değilayet numaraları toplamı olan 2955 (19'un katı değil)sayısı=Allah kelimesinin Kuran'da geçiş sayısı ile ilişkisi yok 

128 ve 129 ile numaralandırılmış ayetlerde toplam 9 Allah kelimesi geçer ki 9. sureye işaret vardır. 128 ve 129 ile numaralandırılmış ayetlerde toplam 10 Allah kelimesi geçer ki 9. sureye işaret yoktur.
İlah (Tanrı) kelimesi tüm Kuran'da 95 kez geçer=(19x) İlah (Tanrı) kelimesi tüm Kuran'da 96 kez geçer=(19'un katı değil)

Allah'ın sadece kendisi için kullandığı Rahim ve Rauf sıfatlarının birlikte geçtiği 8 ayet: Ayet numaraları toplamı 418=(19x), Kuran Ayet No+Sure No+Ayet No=21660=(19x)

Allah'ın Rahim ve Rauf sıfatlarının birlikte geçtiği 9 ayet (1 ayette 9:128 Muhammed peygamber için kullanılmış): Ayet numaraları toplamı 546=(19'un katı değil), Kuran Ayet No+Sure No+Ayet No=23172=(19'un katı değil)

 

Çok net bir şekilde görmekteyiz ki 9. sure 127 ayet olmalıdır. 9. sure 127 ayet olduğunuda net bir şekilde görünen bir sistem ortaya çıkmaktadır. 9. sure 129 ayet olduğunda bu sistem çökmektedir

Ayrıca matematiksel açıdan baktığımızda Kuran'ın 9. Fibonacci sayı dizilimine (34/21) uygun olarak indirildiğini görmekteyiz. 9 rakamının da tevbe suresini işaret etmesi pek muhtemeldir. 

 

Bir diğer delil ise zayıf olmakla birlikte rivayetlerdir.

Kuran’ı Kerim’e 9:128. ve 9:129. ayetleri olarak sokulan bu 2 sözün ne zaman eklendiği ile ilgili tam kanıt olmasa da bazı rivayetler bize tarihsel açıdan yol gösterebilir. Rivayetler dinin kaynağı olamazlar. Dinin tek kaynağı Kuran’dır. Fakat rivayetlerin içerikleri açısından o dönemin olaylarına dair bazı bilgiler elde etmek mümkün olabilir. Bazı rivayetlerden bu 2 sözün Kuran’a sonradan nasıl sokulduğu ile ilgili tarihsel bilgiler elde etmek mümkündür.

Bu iki sözü peygamber bana okumuştu diyerek gelen ve Kuran’a sokulmasını talep eden kişinin adı Sayrafi’ye göre Huzeyme; Zerkeşî’ye göre Ebû Huzeyme el-Ensari; Buhari’ye göre Ebû Huzeyme el-Ensari; Ahmed bin Hanbel ve Tirmizi’ye göre de Ebû Huzeyme el-Ensaridir. İbn Ebî Dâvûd ise Ebû Huzeyme el-Ensari, Huzeyme bin Sabit ve Haris bin Huzeyme isimlerini zikretmiştir. Çelişkiler olsa da bu sözleri getiren kişinin Huzeyme b. Sabit El Ensari olma ihtimali yüksektir.

 

Bu kişi Kuran’da Allah’ın sadece ve sadece kendisi için kullandığı Rahim ve Rauf sıfatlarının Muhammed peygamber için kullanıldığı 2 sözün Kuran’a eklenmesini istemiştir. Kendisine bu sözlerin peygamber tarafından kendisine okunduğunu belirtmiştir. Vahiy kâtipleri kendisinden 2 şahit getirmesini istediğinde kendisinden başka hiç kimse getirememiştir. Çok ilginçtir ki bu 2 sözü kendisinden başka bir kimse duymuş olsa idi kendisine şahitlik yapabilirdi. Kuran’ı ezberlemiş olan birçok kişi vardı o devirde. Bu kişi iddiasında ısrarcı olmuştur.  O arada başka bir kişi şu şekilde bir söz söylemiş. “Huzeyme b. Sabit El Ensari’nin tanıklığı 2 kişinin tanıklığına eşittir”. Bunu gerekçesi olarak da şu rivayet verilir.

Rivayet:

Peygamberimiz, “Seva bin Kays” isminde bir bedeviden bir at satın almış, para­sını vermek için de onu evine götürmüştü. Peygamberimiz bir an önce eve gidip adamın parasını vermek için acele ediyor, bedevi de peşinden geliyordu. Bedevinin elindeki atı görüp de onu Peygamberimizin satın aldığını bilmeyen bir­kaç kişi, yanına yaklaşarak atı satıp satmadığını sordular. Bedevi, satacağını söyleyince bir fiyat verdiler. Bu fiyat, Peygamberimizin vereceğinden fazlaydı. Bir miktar fazla para, bedevinin fikrini değiştirmeye kâfi geldi. İleride giden Peygamberimize seslendi: “Bu atı satın alacaksan al, yoksa başkasına satarım!”

Peygamberimiz bedevinin sesini duyar duymaz yanına geldi, “Ben, bu atı senden satın almadım mı?” buyurdu.

Bedevi inkâr etti, “Hayır, vallahi ben bu atı henüz sana satmış değilim!” de­di.

Peygamberimiz ısrar etti, “Sen iyi biliyorsun ki, ben bu atı senden satın al­dım.”

Bu münakaşa üzerine halk toplanmış, Peygamberimizin tavrını merak edi­yorlardı. Bedevi konuşmaya devam ediyordu: “Bu atı sana sattığıma dair iki şahit getir, ben de razı olayım.” dedi.

Bu sefer sahabiler müdahale ettiler. Çünkü adam çok ileri gitmişti. “Yazık­lar olsun sana! Nebi (a.s.m.), haktan başka bir şey söylemez, o ne söylerse doğ­rudur.” dedilerse de, bedevi, şahit istemekten vazgeçmiyordu. Alış veriş esna­sında kimse bulunmadığı için, Peygamberimiz şahit de gösteremiyordu.

İşte tam bu anda Hz. Huzeyme ileri atıldı. Bedeviye karşı şöyle seslendi:

“Se­nin bu atı Re­sû­lul­lah’a (a.s.m.) sattığına dair ben şahitlik ederim.”

Peygamberimiz, Hz. Huzeyme’ye döndü ve “Yâ Huzeyme, sen neye dayana­rak şahitlik ediyorsun? Hâlbuki sen, pazarlık esnasında hazır değildin.” dedi,

Huzeyme şöyle cevap verdi:

“Yâ Re­sû­lal­lah, ben seni, getirmiş olduğun haki­katlerden dolayı tasdik ediyorum. Çünkü kesin olarak biliyorum ki, sen, haktan başka bir şey söylemezsin.”

Huzeyme’nin bu cesaretinden ve teslimiyetinden dolayı çok memnun olan ve sevinen Peygamberimiz, şöyle buyurdu:

“Huzeyme kimin için şahitlik yaparsa onun şehadeti iki kişi yerine geçer.”

Böylece Peygamberimiz, onu iki güvenilir insan yerine saydı.

 

Görmediği ve tanık olmadığı bir olayda peygamber için dahi olsa yalan söyleyerek şahitlik yapabilecek bir insan profili Yüce Allah'ın hoşnut olacağı bir insan profili değildir. Kuran'dan öğrendiğimize göre kendi alehimize de olsa her zaman doğruyu söylememiz gerekmektedir. Şahit olmadığı bir olaya ben şahit olmadım ama peygamber her zaman doğruyu söyler dese daha ahlaklı bir davranış olurdu herhalde.  

İşte bu çok tartışmalı gerekçe ile Huzeyme b. Sabit El Ensari’nin şahitliği 2 şahit olarak kabul edilmiş ve sonunda Huzeyme b. Sabit El Ensari’nin isteği gerçekleşmiş ve bu 2 söz Kuran’ın 9. suresinin sonuna eklenmiştir.

Bunun üzerine büyük tartışmalar başlamıştır. Ali bin Ebi Talip gibi peygamberin damadı ve amcasının oğlu olan kişiler Kuran’a ekleme yapıldı diye tepki gösterdikleri bazı rivayetlerde yer alır;

Ebu Bekir halife seçildikten sonra Ali b. Ebi Talib evine çekildi. Ebu Bekir'e, onun seçilişinden hoşlanmadığı için Ali'nin böyle bir tavır gösterdiği biçiminde yorumlar ulaştı. Bunun üzerine Ebu Bekir Ali'ye birini göndererek durumu soruşturdu: "Ebu Bekr'in seçimine mi karşı çıkıyorsun?" diye sorulunca Ali, "Yok vallahi" diye cevapladı. Ali'ye tekrar soruldu: "Neden evinden dışarı çıkmıyorsun?" Cevap verdi: "Görüyorum ki Kuran'a ekleme yapılıyor ve ben Kuran'ı derleyinceye kadar namaz dışında sokak kıyafetlerimi giymemeye yemin ettim." (El-Itkan Fi Ulum-il Kuran, El-Ezher yayınları, Kahire, Mısır, H.1318, C. 1, Sayfa 59)

Übeyy b.Kab yoluyla bir rivayet;

Ebu Bekr'in hilafeti zamanında Kuran derleniyordu. Yazım işlemiyle görevli sahabeler Beraet (Ültimatom) suresinin sonuna, 9:127 ayetine gelince, onun son ayet olduğunu sandılar. Bunun üzerine Ubey b. Kab kendilerine, "Peygamber bana iki ayet daha okudu" diyerek 9:128,129 ayetlerini okumaya başladı ve, "Bu iki ayet, Kuran'ın en son inen ayetleridir" diye ekledi.” (El-Itkan Fi Ulum-il Kuran, El-Ezher yayınları, Kahire, Mısır, H.1318, C. 1, Sayfa 28)

Fakat Yüce Allah Kuran’ı koruyacağını bildirmektedir. Bu nasıl olacaktır?

15:9 Zikri* Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu da Biziz.

Kuran’ı Yüce Allah korumaktadır zaten. Ama bu koruma çoğu insanın düşündüğü gibi ilk yazılan Kuran’ın hiç değişmeden günümüze geldiği şeklinde değildir. Elimizde maalesef peygamberimizden kalan Kuran mevcut değildir. Ebu Bekir’in kızı Hafsa’ya verdiği Kuran’da mevcut değildir. Kaldı ki Osman Mushaf’ı da elimizde yoktur. (Detaylı bilgi için Tayyar Altıkulaç’ın muhteşem kitabı okunabilir. "Mushaflardaki İmla Meselesi"). Şu an elimizde Osman Mushaf’ından kopyalandığı düşünülen mushaflar vardır. Bu mushaflar detaylı incelendiğinde birçok kelimenin yazımında imla hatalarının olduğu görülecektir. Haşa, Allah Kuran’ı koruyamamış mı olmuştur! Peki, Allah isteseydi peygamberin bizzat yazdırdığı Kuran’ı bize harfi harfine ulaştıramaz mıydı? Tabii ki ulaştırabilirdi. Ama bunu istememiştir. Çünkü Yüce Allah’ın koruma sistemi daha farklı tecelli edecektir. Allah Kuran’ı matematik ile korumaktadır. Kuran’ın içerisine öyle bir sistem yerleştirmiştir ki taklit edilmesi mümkün olmayan, bozulması mümkün olmayan, kıyamete kadar kendisini koruyan bir sistem koymuştur. Bu sistem 19 sistemidir ve matematiktir. 19 sistemi Kuran’daki harfleri de korumaktadır. Mushaflardaki imla hatalarını düzeltmektedir. İnsan hatası nedeni ile yapılan imla hatalarını dahi düzeltmiştir ve düzeltmeye devam edecektir.

Bu 2 sözün Kuran’dan olmadığını, sonradan sokulmaya çalışıldığını rivayetlerden de anlamaktayız.

Peki, Yüce Allah neden Kuran’a 2 sözün girmesine izin vermiştir?

Bunu cevabı çok açıktır. Kuran’daki matematiksel koruma sisteminin Kuran’ı koruduğunu herkese göstermek.

 

Tevbe suresinin sonuna eklenen 2 süzün Kuran'dan olduğunu savunanların getirdiği zayıf bir matematiksel delil?

Tevbe suresinin sonuna eklenen 2 sözün Kuran’dan olduğuna matematiksel bir delil olarak bu 2 sözün harf sayısının 114 olmasını gösteren bazı kişiler vardır. Gerçekten de bu 2 sözün harf sayısının toplamı 114’tür. Fakat bu durum delil olabilir mi? Kuran’a baktığımızda ayetteki harf sayıları toplamı 114 eden 36 çift ayet mevcuttur. Bu ayet çiftleri aşağıda verilmiştir.

Harf sayının 114 olması yukarıdaki tablodaki veriler ve deliller düşünüldüğünde önemini yitirmektedir.

 

Kuran-Ayet No|Sure No|Ayet No

2 ayetteki toplam harf sayısı

1

141|2|134|تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
142|2|135|وَقَالُوا۟ كُونُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تَهْتَدُوا۟ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِۦمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

114

2

175|2|168|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
176|2|169|إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

114

3

214|2|207|وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ
215|2|208|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱدْخُلُوا۟ فِى ٱلسِّلْمِ كَآفَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

114

4

343|3|50|وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
344|3|51|إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

114

5

441|3|148|فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
442|3|149|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ

114

6

618|4|125|وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَٱتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَٱتَّخَذَ ٱللَّهُ إِبْرَٰهِيمَ خَلِيلًا
619|4|126|وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا

114

7

652|4|159|وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
653|4|160|فَبِظُلْمٍ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًا

114

8

815|6|26|وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْـَٔوْنَ عَنْهُ وَإِن يُهْلِكُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
816|6|27|وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ وُقِفُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ فَقَالُوا۟ يَٰلَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

114

9

890|6|101|بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ صَٰحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
891|6|102|ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍ فَٱعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ

114

10

1105|7|151|قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِأَخِى وَأَدْخِلْنَا فِى رَحْمَتِكَ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
1106|7|152|إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُفْتَرِينَ

114

11

1162|8|2|إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتْهُمْ إِيمَٰنًا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
1163|8|3|ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

114

12

1387|10|25|وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَٰمِ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
1388|10|26|لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ ٱلْحُسْنَىٰ وَزِيَادَةٌ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

114

13

1461|10|99|وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَءَامَنَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنتَ تُكْرِهُ ٱلنَّاسَ حَتَّىٰ يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
1462|10|100|وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَيَجْعَلُ ٱلرِّجْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ

114

14

1561|11|90|وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌ وَدُودٌ
1562|11|91|قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًا وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَٰكَ وَمَآ أَنتَ عَلَيْنَا بِعَزِيزٍ

114

15

1581|11|110|وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ
1582|11|111|وَإِنَّ كُلًّا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَٰلَهُمْ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

114

16

1602|12|8|إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
1603|12|9|ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًا صَٰلِحِينَ

114

17

1613|12|19|وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
1614|12|20|وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ

114

18

1743|13|38|وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَٰجًا وَذُرِّيَّةً وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ لِكُلِّ أَجَلٍ كِتَابٌ
1744|13|39|يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ

114

19

1772|14|24|أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ
1773|14|25|تُؤْتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍۭ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

114

20

1793|14|45|وَسَكَنتُمْ فِى مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ
1794|14|46|وَقَدْ مَكَرُوا۟ مَكْرَهُمْ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ ٱلْجِبَالُ

114

21

2009|16|110|ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا فُتِنُوا۟ ثُمَّ جَٰهَدُوا۟ وَصَبَرُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
2010|16|111|يَوْمَ تَأْتِى كُلُّ نَفْسٍ تُجَٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

114

22

2184|18|46|ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا
2185|18|47|وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

114

23

2312|19|64|وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ لَهُۥ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٰلِكَ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا
2313|19|65|رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَٱعْبُدْهُ وَٱصْطَبِرْ لِعِبَٰدَتِهِۦ هَلْ تَعْلَمُ لَهُۥ سَمِيًّا

114

24

2422|20|76|جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ
2423|20|77|وَلَقَدْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِى فَٱضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًا فِى ٱلْبَحْرِ يَبَسًا لَّا تَخَٰفُ دَرَكًا وَلَا تَخْشَىٰ

114

25

2483|21|2|مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ
2484|21|3|لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

114

26

2653|22|60|ذَٰلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِىَ عَلَيْهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ
2654|22|61|ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ

114

27

2655|22|62|ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلْبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
2656|22|63|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَتُصْبِحُ ٱلْأَرْضُ مُخْضَرَّةً إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ

114

28

2854|25|1|تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِۦ لِيَكُونَ لِلْعَٰلَمِينَ نَذِيرًا
2855|25|2|ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا

114

29

3493|31|26|لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
3494|31|27|وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَٰتُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

114

30

3545|33|14|وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا۟ ٱلْفِتْنَةَ لَءَاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا۟ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًا
3546|33|15|وَلَقَدْ كَانُوا۟ عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ مِن قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلْأَدْبَٰرَ وَكَانَ عَهْدُ ٱللَّهِ مَسْـُٔولًا

114

31

3621|34|17|ذَٰلِكَ جَزَيْنَٰهُم بِمَا كَفَرُوا۟ وَهَلْ نُجَٰزِىٓ إِلَّا ٱلْكَفُورَ
3622|34|18|وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ ٱلْقُرَى ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا قُرًى ظَٰهِرَةً وَقَدَّرْنَا فِيهَا ٱلسَّيْرَ سِيرُوا۟ فِيهَا لَيَالِىَ وَأَيَّامًا ءَامِنِينَ

114

32

4116|39|60|وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ
4117|39|61|وَيُنَجِّى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ بِمَفَازَتِهِمْ لَا يَمَسُّهُمُ ٱلسُّوٓءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

114

33

4295|42|25|وَهُوَ ٱلَّذِى يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَعْفُوا۟ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
4296|42|26|وَيَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَٱلْكَٰفِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

114

34

4342|43|19|وَجَعَلُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمْ عِبَٰدُ ٱلرَّحْمَٰنِ إِنَٰثًا أَشَهِدُوا۟ خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَٰدَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ
4343|43|20|وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَٰنُ مَا عَبَدْنَٰهُم مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

114

35

4481|45|10|مِّن وَرَآئِهِمْ جَهَنَّمُ وَلَا يُغْنِى عَنْهُم مَّا كَسَبُوا۟ شَيْـًٔا وَلَا مَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
4482|45|11|هَٰذَا هُدًى وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ

114

36

5201|64|4|يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
5202|64|5|أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

114

 

En doğrusunu Allah bilir.