kuran mucizeler logo

21:104 ayetinde Yüce Allah şu şekilde buyurmaktadır.

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

2585|21|104|يَوْمَ نَطْوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَآ أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُۥ وَعْدًا عَلَيْنَآ إِنَّا كُنَّا فَٰعِلِينَ

Yevme natvi s-semae ke tayyis sicilli lil kutub, kema bede'na evvele halkın nuiduh, va'den aleyna, inna kunna faılin.

O gün düreriz göğü dürer gibi kâğıtların bir tomarını, başladığımız gibi ilk yaratmaya onu iade ederiz. Sözdür üzerimize. Şüphesiz biz bunu yapacağız.

 

(نَطْوِى) natvi kelimesi kökü (طوي) anlamı bükmek-kıvırmak (fold), katlamak (fold over), dürerek sarmak (roll up) anlamlarındadır. Hans Wehr 4th ed., page 674 (of 1303)

(ٱلسَّمَآءَs-semae kelimesi kökü (سموgök-sema (heaven) anlamındadır.  Hans Wehr 4th ed., page 504 (of 1303)

(سِّجِلّ) s-sicilli kelimesinin kökü (سجل) üzerine yazılı kâğıt veya deri parçasının yuvarlatılarak rulo haline getirilmesi, tomar haline getirilmesi, kağıt tomarı (A writing; or paper, piece of skin, written upon, meaning a roll or scroll) anlamındadır. Lane's Lexicon, page 1321 (of 3039)

(كتب) kutub kelimesi kökü (كتب) yazılı parça (piece of writing), kayıt (record), kâğıt (paper), mektup (letter) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 951 (of 1303). Ayette çoğul olarak kullanılmıştır.

 

Ayet detaylandırıldığında;

# Kelime Anlam Kök

1

yevme

o gün

يوم

2

netvi

düreriz

طوي

3

s-semae

göğü

سمو

4

ketayyi

dürer gibi

طوي

5

s-sicilli

bir tomarını

سجل

6

lilkutubi

kağıtların

كتب

7

kema

gibi

 

8

bede'na

başladığımız

بدا

9

evvele

ilk

اول

10

halkin

yaratmaya

خلق

11

nuiyduhu

onu iade ederiz

عود

12

vea'den

sözdür

وعد

13

aleyna

üzerimize

 

14

inna

şüphesiz

 

15

kunna

biz bunu

كون

16

failine

yapacağız

فعل

 

Tekil olarak gök anlamına gelen s-sema (ٱلسَّمَآءَ) (سمو) kelimesi yeryüzünün üstünden başlayıp tüm evreni kapsar. Evrenin kendisi de bir göktür-semadır. Kuran’a göre evren içinde de birçok gök vardır. Galaksiler birer göktür. Galaksilerin bir bölgesi (nebula) gök olabilir. Güneş sistemimiz bir göktür. Başka yıldızların sistemleri birer göktür. Dünya’nın atmosferi bir göktür. Dünya’mız dışındaki gezegenlerin atmosferleri de bir göktür.

Kuran'da gök, gökler, 7 gökler kelimelerinin geçişini detaylı incelemek için lütfen tıklayınız. 

Açıkça görülür ki tekil gök (ٱلسَّمَآءِs-sema kelimesinin Kuran’da geçtiği pasaj ve anlam çok önemlidir. 21:104 ayetinde tekil gök (ٱلسَّمَآءِs-sema kelimesi tüm evren için kullanılmıştır. Çünkü kıyametten bir sahne anlatılmaktadır. 

 

Ayette geçen (كتب) kutub kelimesi kâğıtlar anlamındadır. Bu kelimenin çoğul olarak kullanılması çok önemli bir işarettir.

Bir kâğıt düşünüldüğünde üzerine maksimum yazının yazılabilmesi için düz olması gerektiği anlaşılır. Buna hiç kimse itiraz edemez. Bir kâğıt düzdür.

(سِّجِلّ) s-sicilli kelimesi kâğıt tomarı anlamında olduğundan, ayetten açıkça anlarız ki; Çok sayıda birbiri üstündeki kâğıtların kâğıt tomarı yapar gibi dürüleceği benzetmesi yapılmaktadır.

 

Evrenin kâğıtlar (Dikkat çoğul!) kümesine benzetilmesi?

Son yıllarda Planck uydusunun verilerine göre evrenimiz düzdür. Çok gelişmiş uzay araçlarımız olsa ve evrenin dışına çıksak onu düz bir kâğıt gibi görürüz. Ama Yüce Allah ayette tekil kâğıt yerine kâğıtlar buyurmuştur. Bu da demektir ki evrenimiz kâğıt gibi düz ve birbirine paralel olarak (yana yana dizilmiş kâğıtlar benzeri) yan yana duran çok sayıda evrenlerden oluşmuştur.

Evrenin düz olması ile ilgili makaleyi aşağıdan okuyabilirsiniz.

Kuran evrenin düz (‘flat universe’) olduğunu 1400 yıl önceden haber veriyor.

Kuran’da gök olarak isimlendirilen evrenimiz çok sayıda paralel evrenlerden oluşur. Aynı mekânda ve aynı zamanda mevcutturlar. Yani şu an evrenimizin tam içindedirler. Bu evrenler birbirine paraleldir. Bu evrenlerin her biri düzdür ve bir kâğıt gibidir.

paralel evrenler kagitlarin bir tomar gibi durulmesi evrenin durulmesi kiyamet coklu evrenler sicim teorisi kuran mucizesi

 

Şimdi biraz bilimsel açıklama yapalım;

M-teorisi (Süper Sicim Teorisi) evrenimizin çalışmasını açıklayabilen en iyi teoridir. Bu teoriye göre evrenin en küçük yapı taşı tek boyutta titreşen sicimlerdir. Bu sicimler (ipler) inanılmaz küçüktür. Tek boyutludurlar. Enleri yoktur. Sadece uzunlukları vardır. Uzunluğu Planck uzunluğu olup 10−35 metredir. M-teorisine göre evrenimiz 11 boyutludur. 3 uzay boyutu ve 1 zaman boyutu olarak 4 boyutu algılarız. Ama geri kalan 7 boyut nerededir?

Bu boyutlar o kadar küçük bir uzunlukta (sicim uzunluğunda) kıvrılmışlardır ki bu boyutları görmemiz ve algılamamız mümkün değildir.

Bu şu şekilde anlatılabilir;

Uzakta bir telefon teline baktığınızı düşünün. Uzaktan baktığınız için telefon teli iki boyutlu gibi görünecektir. Yani sadece en ve yükseklik. Bu telin üstünde bir karıncanın yürüdüğünü düşünün. Karınca telin üstünde ileri doğru yürüyüp telin etrafında döndükçe siz uzaktan onu bir görüp bir görmeyeceksiniz. Telin bize doğru bakan yüzünde olduğunda karınca görünür hale gelecektir. Fakat telin etrafında dönmesi ile yönünü değiştirip telin arkasına geçtiğinde biz onu uzaktan göremeyeceğiz. Tele doğru çok yaklaştığımızda aslında telin 3 boyutlu olduğunu görürüz. Uzaktan 3. boyutu göremiyordunuz. Yakından baktığınızda karıncanın 3 boyutlu bir tel üzerinde döndüğünü görürsünüz.

Aşağıda biraz daha detaylı anlatılacak ama bu noktada da ufak bir bilgi verelim. Diğer evrenleri niye göremiyoruz? Niye iletişime geçemiyoruz? Niye ölçümleme yapamıyoruz? 

Karıncanın durumu gibi düşünün. Çok çok küçük boyutlardaki sicimlerin (iplik) sadece kendi evrenimize yönelmiş olanlarınının oluşturduğu evreni algılarız. 7 kıvrılmış boyutta, bizim evrenimize doğru yönelmeyen sicimler başka evrenler oluşturacaktır. Telin arkasında kalmış karıncanın durumu gibi bu sicimlerin oluşturduğu evrenleri görememekteyiz. Göremememiz orada olmadıklarını göstermez. Matematik orada olabileceklerini söylemektedir.    

 

paralel evrenler kagitlarin bir tomar gibi durulmesi evrenin dürülmesi kiyamet coklu evrenler sicim teorisi

İşte 7 saklı boyut da bizim göremeyeceğimiz ve fark edemeyeceğimiz kadar küçüktür. Sicim boyutuna inebilseydik bu 7 boyutu görecektik.

sicim teorisi kuran hubuk kuran mucizeler evren orulmustur

 

Sicimler 7 boyutta titreşerek aşağıdaki yapıyı oluşturur. Bunlara Calabi–Yau katlantıları ismi verilir.

sicim teorisi 7 boyutta kivrilmis olarak donmeleri

 

Fazladan 7 boyutta titreşen sicimler çok ama çok sayıda evren oluşturur. Bizim şu an algıladığımız evren de bu evrenlerden sadece bir tanesidir. Ayetteki anlatıma uyarladığımızda çok sayıda düz kâğıtların yan yana (paralel) dizilmesi gibidir. Göğe (evrene) baktığınızda aslında çok ama çok sayıda birbirine paralel şekilde ve birbirleri arasında bir sicim kadar uzaklık (10−35 metre) olan paralel evrenlere bakarsınız. Ama kendi evrenimiz haricinde diğer evrenleri hemen yanımızda (10−35 metre) oldukları halde göremezsiniz.  Çok uzaklara da bakmaya gerek yoktur. Elinizin içine baktığınızda aslında çok ama çok sayıda evrene bakmaktasınız. Ama onları göremeyiz. Sicim uzaklığı kadar yanımızdadırlar (10−35 metre). Ama farklı bir boyutta oldukları için hissedemeyiz, dokunamayız, göremeyiz.

Birbirlerine 10−35 metre kadar yakın olmalarına (birbirlerinin içinde gibi) rağmen farklı boyutta oldukları için birbirleri ile iletişimi olmayan bu çok sayıda evrenin her birinin farklı yasaları olabilir. Fizik her bir evrende farklı işliyor olabilir. Çekim kuvveti farklı olabilir mesela.

 

Göremediğimiz, ölçemediğimiz, algılayamadığımız ve şu an iç içe olduğumuz evrenler;

Aşağıdaki ayette Yüce Allah çok net bir şekilde evrende (gökte) ve yeryüzünde gördüğümüz, bize açık olan ‘ellerimizin arasında olanbir evrenin ve yeryüzünün olduğunu bildirmiş ve hemen arkasından evrenin ve yeryüzünün göremediğimiz, algılamadığımız yanlarının da olduğunu buyurmuştur.

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

3613|34|9|أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ

E fe lem yerev ila ma beyne eydihim ve ma halfehum mines semai vel ard, in neşe'nahsif bihimul arda ev nuskıt aleyhim kisefen mines sema, inne fi zalike le ayeten li kulli abdin munib.

Onlar gökten (evren) ve yerden ne kadarını önlerine serdiğimize (elleri arasında olması), ne kadarını da kendilerinden gizlediğimize (arkalarında olması) bakmazlar mı? Eğer Biz dileseydik, onları yerin dibine geçirir ya da göğü başlarında paralardık. Şüphe yok ki bütün bunlarda, O'na yönelen her bir kul için mutlaka alınacak bir ders vardır.

 

Süper sicim teorisine göre şu an 10500 evren ile iç içe yaşıyoruz. Belki de çok sayıda farklı yeryüzüleri mevcut. Yüce Allah bu evrenleri ve yeryüzülerini bizden gizlediğini buyurmaktadır. Gerçekten de Süper Sicim Teorisinin ön gördüğü evrenler ile içi içe olmamıza rağmen farklı boyutlarda oldukları için onları algılayamıyoruz, göremiyoruz, duyamıyoruz ve ölçümleyemiyoruz.

Yüce Allah 34:9 ayetinde bize bu konuyu araştırmamızı emretmiştir.

Ayrıca ilerde bilimsel yapılacak deneylerde bu paralel evrenlerin varlığını muhtemelen deneysel olarak kanıtlayacağız. Çünkü Yüce Allah ‘bakmazlar mı?’ buyurduğu için bu gizli paralel evrenler bir gün tespit edilecektir.    

 

Kıyamet;

Ayette kıyametin kopması ile bu çoklu evrenlerin birlikte dürüleceği buyurulmaktadır. Bu da bize paralel evrenlerin bu evrenimiz içinde olduğunu düşündürür. Evrenimiz dışında (hiperuzayda, 'higher-dimensional bulk') başka ve belki de sonsuz sayıda evren olabilir. Ama evrenimiz içindeki paralel evrenler ile evrenimiz dışındaki çoklu evrenler birbiri ile karıştırılmamalıdır.

Kıyametin kopması ile bizim evrenimiz ve içindeki çok sayıda paralel evren kâğıtların bir kâğıt tomarı yapılması gibi dürülecektir. Ama evrenimiz dışındaki evrenlerin (hiperuzaydaki evrenlerin) bizim evrenimiz ile birlikte yok olması zorunlu değildir.

Evrenimizde kaç paralel evren vardır? 

Süper sicim teorisine göre evrenimizde 10500 evren vardır. İnanılmaz büyüklükte bir rakam. 

 

Dürülme işi nasıl olacaktır?

Kâğıtların dürülmesi eylemi düşünüldüğünde, düz olan kâğıtların kıvrılarak-yuvarlatılarak ve üstüne basınç uygulayarak sıkıştırılması akla gelir. Kıyamet sahnesi de bu şekilde olacaktır. Sıkıştırma ve döndürme işini yerçekimi yapacaktır. İçine çöken paralel evrenler (tümü birlikte) o kadar sıkışacaktır ki sonunda dev bir kara deliğe dönüşecek ve sonrası o da yok olup tekilliğe dönüşecektir.  

 

Paralel evrenler nasıl ve ne zaman oluştu?

Big Bang (Büyük patlama) ile oluştular. Big Bang (Büyük patlama) ile Levh-i mahfuzu oluştu. Evrenlerin tüm kuantum bilgilerini içere saf bilgi (information).

Daha sonra Levh-i mahfuzdan gelen bilgiler ile önce tek zaman boyutu ve tek uzay boyutu oluştu (2 kanatlı melek). Daha sonra bu meleklerin boyutları arttı ve toplam 11 boyutlu hale geldiler. Bu konu ile ilgili makale aşağıdan okunabilir.

İkişer ve üçer ve dörder kanatlı melekler: Evrenin yaratılışı-M-teorisi-İki kanatlı melekten 11 kanatlı meleğe dönüşüm

11 boyutta titreşerek şu an için algıladığımız evreni ve onun 10−35 metre uzağında ve bize paralel çok sayıda evreni oluşturdular.

Her bir evrenin Levh-i mahfuzu farklıdır. Her bir evrenin ruhu da farklıdır.

Aşağıdaki makaleyi mutlaka okuyunuz.

Levh-i mahfûz nedir? Korunan bir levha

Ruh: Levh-i mahfûzdan (evrenimizi bir üst boyuttan saran ve tüm kuantum bilgilerinin saklı olduğu 2 boyutlu zar) evrene yansıma

20.5.2020

Çok yakın bir zamanda;
NASA uzmanları, Antarktika'da yaptıkları bir çalışmada paralel evrenin varlığını savunan teorileri güçlendirecek sonuçlara ulaştıklarını öne sürdü. Yüksek enerjili kozmik nötrinoları tespit etmek için geliştirilen ANITA'yı (Antarctic Impulsive Transient Antenna ) dev bir balonla buzulların üzerinde uçurdu. Bunlar yüksekte tau neutrinoları tespit ettiler. Bu parçacıkların hemen yanımızdaki paralel evrenden geldiğini öne sürdüler.

NASA scientists detect evidence of parallel universe where time runs backward

Yapılan analizlere göre bu paralel evrende zaman tersine akıyordu.
Bu evrenin Big Bang ile oluştuğu düşünülüyor.
Bu deneyde bir tane paralel evren tespit edildi.
Kuran'a göre çok ama çok sayıda var.
Yakında onlar da keşfedilir inşallah.

En doğrusunu Allah bilir.