Yüce Allah 35:1 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

3659|35|1|ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُو۟لِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Elhamdu lillahi fatırıs semavati vel ardı cailil melaiketi rusulen uli ecnihatin mesna ve sulase ve rubaa, yezidu fil halkı ma yeşau, innallahe ala kulli şey'in kadir.

Hamt, Fatır olan Allah'adır; gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan O'dur. Yaratışta/yaratılmışlarda dilediğini artırır O. Hiç kuşkusuz, Allah her şeye gücü yetendir.

 

iki uc dort kanatli melekler

Bu ayet Kuran’daki müteşabih (çoklu anlamlara gelen, zamanı geldiğinde (bilimin gelişmesi ile) anlamı anlaşılabilen) ayetlere belki de en iyi örnektir.

(فَاطِر) fatır kelimesi kökü (فطر) çatlatmak-yarmak (crack), ayırmak (fissure, rift), fıtıklaştırma-rüptür-yırtılma (rupture), olmayan bir şeyi olur yapmak-ilk kez yaratmak (creation) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 842 (of 1303), Lane's Lexicon, page 2472 (of 3039) 

(أَجْنِحَةٍ) ecnihatin kelimesi kökü (جنح) eğilmek-yönelmek-meyletmek (to incline), yönelmek (tend), bir tarafa doğru dayanmak (lean toward), bükmek (strand), yana doğru olduğu için kol (arm), eğik ve yana doğru olduğu için kaburga (rib), kanat (wing) anlamındadır. Steingass, page 248 (of 1241), Lane's Lexicon, page 471 (of 3039), Hans Wehr 4th ed., page 166 (of 1303)

(ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ)  l-melaiketi kelimesi melekler anlamında çevrilmiştir. Fakat Kuran’daki melek kavramı bu makalede kısaca anlatılacaktır. İsteyenler daha detaylı inceleme için Hakkı Yılmaz’ın anlatımını dinleyebilirler. https://www.youtube.com/watch?v=mCXKAccFxL4

Melek kelimesinin kökü (ملك) olup evrendeki her türlü güç-kuvvet anlamında kullanılır. Yüce Allah Kuran’da melek kelimesini güç-kuvvet anlamında birçok ayette kullanmıştır.

Aşağıda melek kelimesinin güçler için kullanıldığı yerler gösterilmiştir. (Hakkı Yılmaz'ın Tebyin-Ül-Kuran kitabından alınmıştır

melek kavrami hakki yilmaz

 

(رُسُلًا) rusulen kelimesi kökü (رسل) gönderilmiş-aracı (messenger), gönderilmiş heyet (envoy), özel gönderilmiş görevli-memur (emissary) anlamındadır. (Hans Wehr 4th ed., page 391 (of 1303))

Bir amaç için gönderilmiş olanlara denir. Kişi olmak zorunda değildir. Belirli bir görevi yapmak için yapılan cansız faaliyetlere de resul denilir. Buna en iyi örnek 22:75 ayetinde verilebilir. Bu ayette Yüce Allah şu şekilde buyurur;

“ALLAH meleklerden ve insanlardan elçiler seçer. Elbette ALLAH İşitendir, Görendir.”

Bu ayetteki melekler de güç-kuvvet anlamındadır. Kuran’dan çok net bir şekilde anlamaktayız ki Yüce Allah evrende olan kuvvetleri-güçleri-kişiliği olmayan her şeyi bir melek olarak adlandırabilmekte ve bunları belirli bir görevi yapmaları için elçi olarak görevlendirdiğini bildirmektedir. Gerçekten de evrendeki tüm güçler ve kuvvetler Yüce Allah’ın kendilerine verdiği görevleri muntazam şekilde yapmaktadırlar. Örnek olarak yerçekimi kuvveti verilebilir. Yerçekimi kuvveti bir resul melektir. Allah tarafından gönderilmiş ve belirli bir görevi yapmaktadır. Yaratıcının koymuş olduğu evrensel fizik kurallarına muntazam şekilde uymaktadır.  

(يَزِيدُ) yezidu kelimesi kökü (زيد) sayıca artırmak (increase in number), artırma (to become greater), ekleme yaparak artırma (make additions) anlamlarındadır. (Hans Wehr 4th ed., page 451 (of 1303))

Bu kelimelerin anlamları ışığında 35:1 ayetini aşağıdaki gibi anlamlandırabiliriz.

Ayetin detaylı incelenmesi;

#

Kelime

Anlam

Kök

1

el-hamdu:

hamd olsun

حمد

2

lillahi:

Allah'a

 

3

fatiri:

yokken var eden-yarıp-fıtıklaştırarak çıkaran

فطر

4

s-semavati:

gökleri

سمو

5

vel'erdi:

ve yeri

ارض

6

caili:

yapan

جعل

7

l-melaiketi:

güçleri-kuvvetleri

ملك

8

rusulen:

belirli bir görevi yapmak için programlanmış ve gönderilmiş

رسل

9

uli:

sahibi

اول

10

ecnihatin:

yön-boyut

جنح

11

mesna:

ikişer

ثني

12

vesulase:

ve üçer

ثلث

13

verubaa:

ve dörder

ربع

14

yezidu:

ekleme yaparak artırır (yönleri-boyutları)

زيد

15

fi:

   

16

l-halki:

yaratmada

خلق

17

ma:

ne kadar

 

18

yeşa'u:

dilerse

شيا

19

inne:

şüphesiz

 

20

llahe:

Allah

 

21

ala:

   

22

kulli:

her

كلل

23

şey'in:

şeyi

شيا

24

kadirun:

yapabilendir

قدر

 

Ayet detaylı incelendiğinde göze ilk çarpan evrenin yaratılışıdır. Evren yokken (yokluk veya hiçlikten değil) Big Bang denilen büyük patlama ile var edilmiş, hemen sonra büyük şişme (enflasyon, balonlaşma ve fıtıklaşma) ile inanılmaz bir büyüklüğe ulaşmıştır. Evrenin yokken (yokluktan-hiçlikten değil) var edilmesi ile ilgili detaylı inceleme için lütfen tıkayınız.

Ayette evrenin oluşması sürecinde aktif olarak görevlendirilen (resul) güç ve kuvvetler (melekler) hakkında Yüce Allah bilgi vermektedir. Bu programlanarak görevlendirilen meleklerin 2 yönlü, 3 yönlü, 4 yönlü ve daha fazla yönlü melek grupları oldukları bildirilmektedir. Ayrıca Yüce Allah hemen sonrasında bu yönlerin sayısını dolayısı ile kanat sayısı daha fazla olan melek gruplarını ekleme yaparak artırdığını da bildirmektedir.

Modern bilimin ışığı olmadan bu ayet tam olarak anlaşılamamıştır. Bilim yerine uydurma hadisler ışığında anlaşılmaya çalışılmıştır. Melekleri kanatlı yaratıklar olarak algıladıkları için Yüce Allah’ın ayetteki mucizesini görememişlerdir. Melekler Yüce Allah’ın programladığı, kendilerine verilen görev yada görevleri sorgusuz sualsiz yapan evrendeki güç ve kuvvetlerdir.

Ayetteki ‘ikişer ve üçer ve dörder’ vezini;

Ayeti iyi anlamak için bu vezin çok önemlidir. Arapça’da (mesna vesulase verubaa) (ikişer ve üçer ve dörder) bir vezin olup dağılımı-gruplaşmayı ifade etmektedir. Yani en fazla 4’e kadar değildir. İkişer, üçer, dörder, beşer, altışar, yedişer gruplu olarak demektir. Bu sayı artırılabilir

Kuran’da bu vezin 2 yerde geçer (Harfi harfine aynen). Yukarıdaki ayette ve 4:3 ayetinde.

4:3 ayeti bu makalede detaylı olarak incelenmeyecektir. Fakat yetim kalan çocukların annelerini topluma kazandırmak için toplu şekilde nikâhlama işlemi yapılabileceği bildirilmektedir. Ayetin anlamı çok nettir. Bir kişi yetimlerin annelerinden çok sayıda kendisine nikâh yapmayacaktır. Bir erkek çok fazla kadınla evlenebilir dememektedir bu ayet. Ayette bu şekilde bir anlam yoktur. Bu kadınların toplumda evli olmayan erkekler ile nikâhlanmaları kolaylaştırılacaktır. Ki bu nikah ile kadın ve yetim olan çocuğu yâda çocukları bir aileye kavuşsun. Toplumda zina olasılığı azalsın. Eğer haksızlığa düşmekten korkulursa nikâhlama işlemi toplu değil tek tek yapılmalıdır. 

4:3 ayetinde bu nikahlamanın gruplar halinde yapılabileceğini belirtmek için  (mesna vesulase verubaa) (ikişer ve üçer ve dörder) nikahlayın denilmektedir. İmkân var ise beşerli, altışarlı, yedişerli, sekizerli, dokuzarlı, onarlı veya daha fazla gruplar halinde de nikâhlama yapılabilir.

35:1 ayetinde ise evreni oluşturan meleklerin (mesna vesulase verubaa) (ikişer ve üçer ve dörder) yönlü-boyutlu olduğu belirtilmiştir. Bu yön-boyut sayısı sadece 4 yönle sınırlı değildir. Bazı grup melekler 2 yönlüdürler. Bazı grup melekler 3 yönlüdür. Bazıları 4 yönlüdür. Bazı melekler 5, 6, 7, 8, 9, 10 veya fazla yönlü olabilir. (mesna vesulase verubaa) (ikişer ve üçer ve dörder) vezninden hemen sonra zaten yaratıcının ne kadar dilerse buna ekleme yaparak artırabileceğine atıf vardır. 4’ten daha fazla yönlü melekler yaratıldığına bir işaret vardır.

Yüce Allah evrenin yaratılışını işaret ettikten hemen sonra melekleri işaret ettiğine göre bu meleklerin tüm evrende olmaları ve evrenin yapıtaşları olmaları çok büyük olasılıktır.

 

Sicimler (string) Allah’ın 35:1'de zikrettiği melekleridir.

Bu konuyu anlamak için evrenin neden yapıldığını anlamamız gereklidir. 

 

M-teorisi (Süperstring teorisi-Süpersicim teorisi)

M-teorisi şu an için evrenimizin neden yapıldığını ve işleyişini açıklayabilen tek teoridir. Kendisinden önce ortaya atılan 5 superstring teorisinin hepsini kapsayan yeni sürüm bir teoridir. Bu teorinin özü evreni oluşturan atom altı parçacıkların ve evrendeki kuvvetlerin (yer çekimi, zayıf nükleer güç, kuvvetli nükleer güç ve elektromanyetik kuvvet) sicim (string) denilen çok ama çok küçük (10-33 cm) uzunlukta titreşen enerji yapılarından oluştuğudur. Bir sicimin titreşmesi bir müzik aletinin tellerine benzetilebilir. Aynı telin farklı titreşimleri nasıl farklı notalar ve sesler üretiyorsa, bir sicimin titreşimi de farklı atom altı parçacıkları ve kuvvetleri oluşturur. Bu sicimin uzunluğunun yaklaşık 10-33 cm olduğunu belirtmiştik. Acaba bu küçüklüğü kafamızda nasıl canlandırabiliriz? Atom çekirdeği eğer Güneş sistemimiz (Pluton’un Güneş çevresinde döndüğü yörünge) kadar olsaydı, bir sicimin boyu bir ağaç kadar olurdur. İnanılmaz küçük. Bu sicimler o kadar küçüktür ki hiçbir parçacık hızlandırıcının (CERN dahil) görebileceği bir uzunluk değildir. CERN 10-19 cm mesafedeki yapıları ancak görebiliyor. Maalesef sicimleri görmek için gereken hızlandırıcıyı yapmak şu an için insanlığın yapabileceklerin çok ötesindedir.

Evrenimizdeki her şey ama her şey işte bu inanılmaz küçük sicimlerden yapılmıştır. Yüce Allah Kuran’da evrendeki en küçük şeyin sicim olduğunu 4:49, 4:77 ve 17:71 ayetlerinde işaret etmiştir. Bu konu hakkında detaylı inceleme için lütfen tıklayınız. Ayrıca Yüce Allah 51:7 ayetinde evreni çok sıkı şekilde ördüğünü de belirtmiştir. Yine 51:49 ayetinde M-teorisindeki süpersimetriye çok açık bir işaret vardır. 

M-teorisine göre evrenimizde 11 boyut (yön, dimension) vardır. Zaman boyutu zamanın başlaması ile oluşan bir boyuttur (yöndür) (Zamanda ileri-geri gitmek). Kalan 10 boyut ise uzaysal boyuttur. Fakat biz sadece 4 boyutu algılayabiliyoruz. Sağ-sol, ön-arka ve yukarı-aşağı. Zaman boyutunda ise geçmiş-gelecek. Kalan 7 boyut nerede? Biz bu yönleri algılayamıyoruz. Algılamamızda mümkün değil. Çünkü bu 7 yön o kadar küçük ki, bir sicim uzunluğunda birbiri üzerine kıvrılmış şekilde. Bunu şu şekilde anlatabiliriz. Çok uzaktaki bir telefon teline baktığımızı düşünelim. Telefon teli sanki tek yönlü (boyutlu) gibi görünecektir bize. Sadece sağ-sol. Fakat tele çok yaklaşıp yakından baktığımızda aslında 3 boyutlu bir yuvarlak tel olduğunu görürüz. İşte bu 7 boyut o kadar küçüktür ki biz bunları uzaktan göremeyiz. Fakat string seviyesi kadar küçüldüğümüzde bu 7 boyutu görebiliriz.

Yukarıda bahsedilen sicimler bu 7 boyutta ve artı olarak 3 algıladığımız boyutta ve bir de zaman boyutunda titreşir. Yani diğer bir deyiş ile 11 boyutludur (yönlüdür).

Evet. Yüce Allah’ın evrenin yapıtaşı yaptığı 11 yönlü-boyutlu-kanatlı melekleri şimdi çok net anlıyoruz. Bu 11 yönlü-kanatlı melekler evrendeki her şeyi ama her şeyi oluştururlar. Elinize baktığınızda deri-kas tabakası, damarları ve kemikleri görürüz. Bunlar hücrelerden oluşmuştur. Hücreler de atomlardan oluşmuştur her şey gibi. Atomlar da atom altı parçacıklardan oluşmuştur. Onlar da 11 yönlü sicimlerden. Güneş’imiz de ve galaksiler de. Güneş’ten çıkan ve 8 dakikada bize oluşan bir foton da 11 kanatlı meleklerden oluşmuştur.

Aşağıdaki resimde 11 boyutta (zaman boyutu dahil) titreşen sicimin sadece 7 boyutta titreşmeleri resmedilmiştir. 7 boyutun 3 boyuta indirgenmiş halini görmektesiniz. Buna Calibu Yau denir. 

Calabi yau 7d sicim teorisi kanatli melekler

 

Aşağıdaki videoda tüm evrenimizi oluşturan 11 kanatlı meleklerin hareketleri canlandırılmıştır. Zaman boyutu dahil olarak toplam 11 boyut-yön-kanat sahibidirler. 

ikiser ucer dorder kanatli melekler evrenin yaratilisi M teorisi supersicim teorisi

 

M-teorisi neden bu kadar revaçta?

Sicimler henüz fiziksel olarak tespit edilemese de M-teorisi kapsamında yapılan matematiksel hesaplamalar evrenin işleyişi ile tam bir uyum içindedir. Örneğin M-teorisi kara delikleri tam olarak açıklayabilmektedir. Karanlık enerji, karanlık madde ve Big Bang'i tam olarak açıklamaktadır. Hatta Big Bang öncesine açıklık getirebilmektedir. Bu teorinin Tanrı tarafından insanlığa bir hediye olduğunu düşünen fizikçiler bile vardır. Matematik olarak evrenle tam bir uyum içindedir.  

 

Peki; ayette anlatılan 2, 3, 4 ve daha fazla kanatlı diğer melekler nerede?

Ayete belirtilen (mesna vesulase verubaa) (ikişer ve üçer ve dörder) gruplaşma vezinine göre 11 kanatlı meleklerden daha az kanata (yöne-boyut-dimension) sahip melekler de olmalıdır. Kanat sayısı en az 2 olmalıdır. Yüce Allah’ın ayetinden 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 kanatlı meleklerin de olduğunu anlaşılır. Bu melekleri araştırmaya Yüce Allah’ın ayette belirtiği evreni yarışından-fıtıklaştırmasından başlamak gereklidir. Şimdi evrenin yaratışının Planck zamanlarına dönelim. Bir Planck zamanı 5,39106 × 10⁻⁴⁴ saniyedir.

Evrenin ilk saniyesini araştıran araştırıcılar çok yeni bir keşif yaptılar. Buna ‘Vanishing dimensions theory’ deniyor. Evren sıfır noktasından başladı. Başladığı anda tüm boyutlar mevcut değildi. Evren ilk Planck zamanlarında uzay olarak tek yönlü-boyutlu (1D) idi. Zaman da yeni oluştuğu için bir de zaman yönü vardı. Yani evrenin ilk Planck zamanlarındaki sicim (melek) 2 kanatlıydı (1 kanat zaman yönü, diğer kanat tek uzay boyutu). Bir sicime (meleğe) yeterli enerji verildiğinde tüm evreni oluşturacak kadar sicimlere ayrılabilir. Bu özellik kapalı (closed string) ve açık uçlu (open string) sicimlerde matematiksel olarak tespit edilebiliyor.

Evren zaman boyutunda ilk Planck zamanları kadar ilerledikçe evren ışık hızından daha hızlı genişlerden yeni boyutlar evrene eklendi. 2 kanatlı sicim melekleri 3. boyutun oluşması ile 3 kanatlı melekler oldular, 4. boyutun oluşması ile 4 kanatlı melekler oldular. Kanat sayısı 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11’e kadar arttı. Ayette belirtildiği gibi Yüce Allah dilediği kadar artırdı.  Evrenin genişlemesinin devam etmesi ile evren toplam 11 uzay-zaman boyutuna ulaştı.

 

Evrenin ilk zamanlarında tek uzay boyutlu (ayrıca tek zaman boyutu) olduğunun deneysel kanıtı var mı?

Evet var. Yakın zamanda ‘Vanishing dimensions theory’’sini destekleyen bir deney sonucu açıklandı. Yerçekimi dalgalarının sadece 3 boyutlu uzayda oluşabileceği gösterildi. Yerçekimi 1 ve 2 boyutlu uzayda oluşamıyordu. Bu da evrenin ilk zamanlarında yerçekiminin ayrı bir kuvvet olarak oluşamadığını, sonradan ayrıştığını (3. boyutun oluşması ile) desteklemektedir.

 

35:1 ayeti modern bilimin ışığında artık çok nettir. Yüce Allah evreni yokken yararken-fıtıklaştırırken (Big Bang) ilk önce zaman boyutu ve tek uzay boyutunu oluşturmuş. Burada evrenin ilk sicimini (meleğini) 2 kanatlı yapmış ve o meleğe inanılmaz bir enerji yüklemiştir. 2 kanatlı resul melek Yüce Allah’tan aldığı görevi (programı) uygulamaya başlamış; başka 2 kanatlı sicimlere çoğalmış ve evrendeki boyutlar arttıkça sırası ile 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 kanatlı melek grupları oluşmuştur. Ve en sonunda 10 kanatlı melek grupları 11 kanatlı melekler halini almış ve 11 kanatlı melekler evrene hâkim olmuş, evrendeki her şeyin yaratılmasına ve var olmasına vesile olmuşlardır.

 

11 kanatlı meleklerden daha fazla kanata sahip melekler var mıdır?

Evet cevabı daha olası görülmekte. M-teorisine göre hiperuzay dediğimiz evrenimiz üstünde B-branes (Dirichlet membrane) denilen zarlar vardır. Bunları çok boyutlu olabilir (0-Branes, 1-Branes, 2-Branes, 3-Branes, 4-Branes…).  Bu durumda sicim meleklerinin boyutları da artacaktır.

 

Evrenin yaratılışında ve işleyişinde çok yönlü-boyutlu sicimlerin (enerji iplikcikleri) işaret edilmesi büyük bir mucizedir. Evreni veya evrenleri çok boyutlu olarak yaratan Yüce Allah çok yücedir.  

En doğrusunu Allah bilir.