Yüce Allah 4:53 ve 4:124 ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

546|4|53|أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا

Em lehum nasibun minel mulki fe izen la yu'tunen nase nakira.

Yoksa onlar için mi bir nasip mülkten? Öyle olsaydı vermezlerdi insanlara bir sicimin titreşmesi kadar.

617|4|124|وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا

Ve men ya'mel mines salihati min zekerin ev unsa ve huve mu'minun fe ulaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune nakira.

Ve her kim yaparsa güzel işler erkekten veya dişiden ve o inanırsa, işte öyle kimseler girerler cennete ve haksızlığa uğratılmazlar bir sicimin titreşmesi kadar.

 

4:53 ayetinin detaylandırılması;

# Kelime Anlam Kök

1

em

yoksa

 

2

lehum

onlar için mi?

 

3

nesibun

bir nasip

نصب

4

mine

-ten

 

5

l-mulki

mülk-

ملك

6

feizen

öyle olsaydı

 

7

la

   

8

yu'tune

vermezlerdi

اتي

9

n-nase

insanlara

نوس

10

nekiran

bir sicimin titreşmesi kadar

نقر

 

4:124 ayetinin detaylandırılması;

# Kelime Anlam Kök

1

ve men

ve her kim

 

2

yea'mel

yaparsa

عمل

3

mine

   

4

s-salihati

güzel işler

صلح

5

min

   

6

zekerin

erkekten

ذكر

7

ev

veya

 

8

unsa

dişiden

انث

9

ve huve

ve o

 

10

mu'minun

inanırsa

امن

11

feulaike

işte öyle kimseler

 

12

yedhulune

girerler

دخل

13

l-cennete

cennete

جنن

14

ve la

   

15

yuzlemune

ve haksızlığa uğratılmazlar

ظلم

16

nekiran

bir sicimin titreşmesi kadar

نقر

 

(نَقِيرًا) nekiran kelimesi kökü (نقر) parmak şıklatma ile ortaya çıkan hafif ses (A slight sound that is heard in consequences of striking the thumb against the middle finger), vurarak bir ses çıkarmak (making a sound: originally striking which is the cause of sound), davul sesi (drumbeat), bir telli çalgı aletinin teline vurularak çıkarılan ses (pluck (ing) a string), hurma çekirdeğinin üstündeki küçük kabartı (A little spot on the back of a date-stone) anlamındadır. Lane's Lexicon, page 2899 (of 3039) ve Hans Wehr 4th ed., page 1161 (of 1303)

(نَقِيرًا) ‘nekiran’ kelimesinin ‘parmak şıklatma ile ortaya çıkan hafif ses’ anlamını Araplar çok değersiz-önemsiz şeyler için kullanırlar. Örneğin; ‘Benimle bir parmak şıklatması kadar ilgilenmedi’ derler. Burada anlam ‘hiç ilgilenmedi’ anlamı verir. Yine ‘hurma çekirdeğinin üstündeki küçük kabartı’ anlamı alındığında benzer bir anlam ortaya çıkar.

Aşağıdaki resimde hurma çekirdeğinin üstündeki küçük kabartı (nakir) gösterilmiştir. 

nakir zerre kadar haksizlik yapilmaz hurma cekirdeginin ustundeki tomurcuk

 

Ancak 4:53 ve 4:124 ayetleri müteşâbih ayetlerdir. Birden çok anlamları olan ve gelecekte bazı anlamları ortaya çıkacak ayetlerdir.

Yüce Allah 4:124 ayetinde hiç kimseye hiç bir haksızlık yapmayacağını buyurmaktadır. Bu bir ayettir. Büyük bir tespittir. Bu ayettleri (نَقِيرًا) ‘nekiran’ kelimesinin ‘parmak şıklatma ile ortaya çıkan hafif ses’ ve ‘hurma çekirdeğinin üstündeki küçük kabartı’ anlamları ışığında anlayabiliriz. Doğrudur. Hem de %100. Binlerce yıldır insanlar bu şekilde anlamışlardır. 

Ancak ayette muhteşem bir bilimsel delil de mevcuttur.

Bu bilimsel delili anlamak için evrenimiz neden oluşmuş, evrenimizin en küçük yapı taşı nedir bunları inceleyelim.

1900’lu yılların başında evrenimizin en küçük yapı taşının atomlar olduğu düşünüldü. Daha sonra yapılan araştırmalar atomların gerçekten var olduğunu gösterdi. Ancak modern bilim ilerledikçe atomlardan daha küçük parçacıkların olduğu ortaya çıktı. Atomun bir çekirdeğinin olduğu, çekirdeğinin etrafında elektronların döndüğü gösterildi. Daha sonra atom çekirdeğinin içinde proton ve nötronların oldukları tespit edildi. Proton ve nötronların da kuarklardan oluştuğu görüldü. Hatta elektronların 3 alt parçacıktan oluştuğu gösterildi.

Parçacık fizikçileri son yıllarda oldukça fazla sayıda parçacık keşfettiler. Bunlara Higgs bozonu da dahildir. CERN’deki büyük hızlandırıcıda yapılan çarpıştırma deneyleri ile küçük parçacıklar tespit edilebiliyor.

Ancak evrenin neyden yapıldığını, evrenin kumaşının ne olduğunu deneysel olarak tespit etmekten çok çok uzağız halen. Evreni çok çok büyük bir lego oyuncağı olarak düşünün. Bu oyuncak küçük lego parçalarından oluşacaktır. İşte fizikçiler evrenin en küçük lego parçasını, lego yapısını arıyorlar.

Çok yakın zamanda sicim teorisi (‘string theory’) olarak bilinen bir teori ortaya atıldı. Bu teoriye göre evrenin en küçük yapı taşı bir parçacık değil, bir sicimdi, bir iplikti. Teoriye göre; bu sicimler 1.616x10-35 metre uzunluktadır. Bu bir Planck uzunluğuna eşittir ve evrende hiçbir şey bu uzunluktan daha küçük olamaz. Bu sicimlerden daha küçük hiçbir şey yoktur evrende. Bu sicimler enerji içerirler. Tek boyutta titreşerek atom altı parçacıkları oluştururlar. Titreşim şekillerine göre farklı atom altı parçacıkları oluşur. Telli bir müzik aletinin tellerinin titreşimi ile farklı notalar nasıl ortaya çıkıyor ise sicimlerin titreşimi ile farklı atom altı parçacıklar oluşur. Evrenimizi ve tabii ki bizi de bu titreşen sicimler-ipler oluşturur. Aslında evren bu iplerin oluşturduğu bir titreşim, bir vibrasyon ve bir müziktir

Aşağıda evrenin en küçük yapısı olan bir sicimin-ipin titreşimi anime edilmiştir. Titreşim ile atom altı parçacıklar oluşuyor. 

sicimler titresim nakir haksizlik edilmez onlara zerre kadar bir sicim titresimi kadar  

Sicim teorisi matematiksel olarak evrenimizi açıklayabilen en iyi teoridir. Büyük patlama ‘Big Bang’ öncesi ile ilgili matematiksel veriler içerir; karadelikler, karanlık enerji, karanlık madde gibi açıklanması çok zor olan kavramları matematiksel olarak açıklamaktadır.

Çok ilginçtir ki Kuran’da sicim teorisinin doğru olduğuna yönelik birçok işaret mevcuttur. Bunları en alttaki linklerde bulabilirsiniz.

Ama bunlardan en önemlilerinden bir tanesi Yüce Allah’ın evrendeki en küçük şeyin ipler-sicimler olduğunu  işaret ettiği şu ayetlerdir.

Yüce Allah 4:49, 4:77 ve 17:71 ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

542|4|49|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

E lem tera ilallezine yuzekkune enfusehum. Belillahu yuzekki men yeşau ve la yuzlemune fetila.

Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, (fateel) iplik kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.

570|4|77|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا

E lem tera ilallezine kile lehum kuffu eydiyekum, ve ekimus salate ve atuz zekat, fe lemma kutibe aleyhimul kıtalu iza ferikun minhum yahşevnen nase ke haşyetillahi ev eşedde haşyeh, ve kalu rabbena lime ketebte aleynal kıtal, lev la ahhartena ila ecelin karib. Kul metaud dunya kalil, vel ahıratu hayrun li menitteka ve la tuzlemune fetila.

Kendilerine; 'Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin' denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi hatta daha da şiddetli bir korkuyla korkuya kapılıyorlar ve: 'Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?' dediler. De ki: 'Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz (fateel) iplik kadar bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.'

2098|17|71|يَوْمَ نَدْعُوا۟ كُلَّ أُنَاسٍۭ بِإِمَٰمِهِمْ فَمَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَقْرَءُونَ كِتَٰبَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

Yevme ned'u kulle unasin bi imamihim, fe men utiye kitabehu bi yeminihi fe ulaike yakreune kitabehum ve la yuzlemune fetila.

Her insan grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir (fateel) iplik kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.

 

Bu 3 ayette Yüce Allah hiç kimsenin haksızlığa uğratılmayacağını bildirmektedir. Ama bunu bildirirken çok önemli bir kelime kullanmaktadır. Bu kelime fateel  (فَتِيلً ) kelimesidir. Ayetteki fateel  (فَتِيلً ) kelimesi string (sicim), wick (fitil), twisted (bükülmüş-kıvrık), entwined, woven (örülmüş, dokunmuş) anlamlarındadır.

Bu 3 ayette evrendeki en küçük şeyin bir iplik olduğunu, bir sicim olduğunu görüyoruz. Şimdi 35:13 ayetindeki (نَقِيرًا) ‘nekiran’ kelimesinin ‘bir telli çalgı aletinin teline vurularak çıkarılan ses (pluck (ing) a string)’ anlamı düşünüldüğünde taşlar yerine oturur. Ayetten Yüce Allah’ın evrendeki en küçük şey olan bir sicimin bir titreşimi, bir vibrasyonu kadar bile kimseye haksızlık yapmayacağını anlarız. Bir iplik-sicim evrendeki en küçük şeydir, onun titreşmesi de evrendeki en küçük atom altı parçacığını oluşturur.

Yüce Allah hiç kimseye bir sicimin titreşmesi kadar bile haksızlık yapmaz ki bu evrendeki en küçük şeydir. Henüz moderm bilim bunu deneysel olarak kanıtlayamıyor. Çünkü bir sicimi tespit etmek için Güneş Sistemi büyüklüğünde bir parçacık hızlandırıcıya ihtiyacımız var.

Tam da evrenlerin yaratıcısı olan Yüce Allah’a yakışır bir ders. 

Sicim teorisi ve Kuran'daki işaretler. 

Kuran’da yüce Allah evrendeki en küçük yapının sicim (kıvrılmış-fitil, ‘string’) olduğunu işaret etmektedir.

Evrenin ipliksi yapılar (sicimler) ile örülmüş-dokunmuş olduğunu Kuran 1400 yıl önceden bize haber vermektedir.

Süper-Simetri (M-Teorisi, Süper-Sicim Teorisi) ve Kuran

Bir atomdan daha küçük olanlar: Sicimler. Atomun ağırlığı varken sicimlerin ağırlığı yoktur.  

Allah’ın bölünemez, parçalanamaz ipi: Sicim (Süper sicim teorisi, M-teorisi)

En doğrusunu Allah bilir.