Kur'an Mucizeleri
Kur'an Mucizeleri Kur'an Mucizeleri Kur'an'ın en yeni bilimsel mucizeleri
Makaleler

Neden Reşat'ın Sözde Yetkilendirilmiş İngilizce Kur'an Meali Okunmaz

Argüman özeti: Reşat Halife’nin Authorized English Version adıyla sunduğu çeviri, “versiyon” adı altında sözde ilâhî onay iddiası taşır. Oysa Arapça metinle karşılaştırıldığında çok sayıda anlam kayması ve bazı yerlerde hiç çevrilmemiş / yeniden yazılmış ifadeler vardır.

أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلَافًا كَثِيرًا

Öyle ki derinlemesine tartıp ele almazlar mı / düşünüp taşınmazlar mı Kur’ân’ı; ve eğer olmasaydı Allah’ın indinden / katından; mutlak bulurlardı onda çokça ihtilâf. (en-Nisâ 4:82)

Sonuç: Hatalı bir çeviri Yüce Allah’a isnat edilemez. Kur’ân ihtilâfsızdır; hatâlı bir İngilizce “yetkilendirilmiş versiyon” ise Allah’ın kelâmı veya O’nun onayladığı bir metin olamaz — olsa olsa beşerî bir çeviridir. Aşağıdaki tablo, Corpus Arapça karşılaştırmasıyla sure 1–14’teki güçlü anlam kaymalarını gösterir.

Yalnız güçlü kaymalar listelenmiştir. Sınıflandırma Corpus kelime düzeyinde karşılaştırmaya dayanır.

2 — Bakara

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
2:11في الأرضDo not commit evilDo not corrupt on earth — place dropped.Yeryüzünde bozgunculuk → yer düşmüş; hüküm yersizleşmiş.
2:19من الصواعق…fingers in their ears, to evade deathFrom thunderbolts / lightning (in fear of death).Yıldırım/saika korkusu yok; sadece ölümden kaçış kalmış.
2:58سجداenter the gate humblyProstrating / in sujud.Secde → “tevazu/humbly”.
2:58قولوا حطةtreat the people nicelySay “Hitta” (put down [our sins] / relief).Hitta sözü → “insanlara nazik davranın”; konu değişmiş.
2:62الصابئينconvertsSabians (a named community).Sabiîler → “dönmeler/converts”.
2:102فلا تكفرshall not abuse such knowledgeDo not disbelieve / do not be ungrateful.Küfür etme → “bilgiyi kötüye kullanma”.
2:189تأتوا البيوت من ظهورها / من أبوابهاbeat around the bush / being straightforwardDo not enter houses from their backs; enter by their doors.Ev–kapı metaforu silinmiş; “lafı dolandırma”ya çevrilmiş.
2:286إصرا … ما لا طاقة لنا به … وارحمناPardon us and forgive usBurden/covenant + what we cannot bear + and have mercy on us.İsar/yük, güç yetmez, rahmet — sıkışmış veya düşmüş.

3 — Âl-i İmrân

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
3:15خالدين فيها(gardens, spouses, pleasure — no eternality)Abiding therein forever — omitted.Orada ebedî kalma yok → süre anlamı kaymış.
3:17والمستغفرين بالأسحارmeditators at dawnThose who seek forgiveness at dawn.Seher istiğfarı → “meditasyon”.
3:23ليحكم بينهمapply it to their own livesThat it may judge between them.Aralarında hüküm → kişisel uygulama.
3:79والحكمscripture and prophethoodScripture, wisdom/judgment, and prophethood (middle term dropped).Hüküm/hikmet halkası eksik → üçlü bozulmuş.
3:108ظلماhardshipWrongdoing / injustice.Zulüm → “zorluk/hardship”.

4 — Nisâ

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
4:1الأرحامregard the parentsThe wombs / kinship ties.Akrabalık/rahimler → “ebeveyn”; hedef kaymış.
4:3ما ملكت أيمانكمor with what you already haveWhat your right hands possess (legal category).Sağ elin sahip oldukları → “eldenkiler/mevcut”.
4:9قولا سديداbe equitableSpeak a firm/right word.Sağlam söz → genel “adil olun”.
4:23في حجوركم(stepdaughters described without care clause)Who are in your care / under your guardianship.Himaye/kucak şartı düşmüş.
4:32مما اكتسبوا / اكتسبنcertain qualitiesFrom what they have earned.Kazanç payı → “nitelikler”.
4:154سجداEnter the gate humblyProstrating (same shift as 2:58).Secde → humbly (tekrar).
4:171روح منهa revelation from HimA spirit from Him.Ruh → “vahiy/revelation”.

5 — Mâide

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
5:5وطعامكم حل لهم(only: their food lawful for you)And your food is lawful for them — symmetry cut.Sizin yemeğiniz onlara helal — ikinci taraf yok.
5:38فاقطعوا أيديهماmark their handsCut off their hands (classical legal sense).Kesme → “işaretle/mark”; ceza anlamı değişmiş.
5:69الصابئونconvertsSabians (as in 2:62).Sabiî → converts (tekrar).

6 — En‘âm

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
6:5أنباء ما كانوا به يستهزءونconsequences of their heedlessnessNews of what they used to mock — clause rewritten.Alay ettikleri şeyin haberi → gafletin sonucu.
6:92أم القرىthe most important communityMother of towns (Makkah).Ümmü’l-kurâ → “en önemli cemaat”.

7 — A‘râf

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
7:4قائلونwide awakeResting at midday / taking a nap.Öğle uykusu/istinahat → “uyanık”.
7:33ما لم ينزل به سلطاناpowerless idolsThat for which He sent down no authority.İndirilmemiş yetki → “güçsüz putlar”.
7:54استوى على العرشassumed all authorityThen established Himself upon the Throne.Arş üzerine istivâ → soyut “yetki”.
7:161حطة / سجداtreat amicably / humblySame shift pattern as 2:58.Hitta + secde → nazik/tevazu (tekrar).
7:172من ظهورهم(descendants of Adam only)From their backs/loins — omitted.Sırtlarından çıkarma tasviri düşmüş.
7:189تغشاها(jumps to pregnancy)When he covered her (intimacy) — omitted.Örtme/cima atlanmış; doğrudan hamilelik.
7:205تضرعا وخيفةpublicly, privately, and quietlyHumbly and in fear (then quietly, mornings and evenings).Yalvarış+korku → uydurma “açıkça/gizlice”.

8 — Enfâl

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
8:1أصلحوا ذات بينكمexhort one another to be righteousSet right what is between you (reconcile).Arayı düzeltin → “birbirinizi salaha teşvik”.
8:5بالحقto fulfill a specific planIn truth / with the truth.Hak ile → “özel plan”.
8:17بلاء حسناearn a lot of creditA fair / beautiful trial from Him.Güzel imtihan → “kredi/puan kazanma”.
8:24يحول بين المرء وقلبهGOD is closer to you than your heartGod comes between a person and his heart.Kul–kalp arasına girme → “kalpten yakın”.
8:35مكاء وتصديةmockery and … crowding them outWhistling and clapping.Islık+alkış → alay/kalabalık.
8:42ولو تواعدتم لاختلفتم في الميعادHad you planned it this way, you could not have done itHad you appointed a meeting, you would have disagreed about the time.Randevu anlaşmazlığı → “planlasaydınız yapamazdınız”.
8:47بطراgrudginglyInsolently / with arrogant pride.Şımarıklık → “isteksizce”.
8:60رباط الخيلall the equipment you can mobilizePrepared horses / cavalry tether.At bağı/süvari → genel “teçhizat”.
8:67حتى يثخن في الأرضunless he participates in the fightingUntil he has thoroughly subdued [the enemy] in the land.Yerde ağırlık salmak → sadece “savaşa katılmak”.
8:71فأمكن منهمHe made them the losersSo He gave you power over them.Onlara imkân/güç → “onları kaybettirdi”.

9 — et-Tevbe

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
9:1براءةAn ultimatum is herein issuedDissociation / disavowal (barāʾah), not primarily “ultimatum”.Berâet (uzaklaşma/ilânsız reddiye) → “ültimatom”.
9:29عَن يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَwillingly or unwillingly“By hand” (in submission) while they are humbled — not free choice both ways.elden/zilletle → “ister istemez / isteyerek veya istemeyerek”.
9:34الْأَحْبَارَ وَالرُّهْبَانَreligious leaders and preachersRabbis/scholars and monks (ruhbān), not “preachers”.Ahbâr + ruhbân (keşişler) → “vaizler/preachers”.
9:74وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُواthey gave up what they never hadThey resolved/intended what they did not attain (plot/reach).Eldemedikleri şeyi kastettiler → “hiç sahip olmadıkları şeyden vazgeçtiler”.
9:97الْأَعْرَابُThe ArabsBedouin Arabs (al-aʿrāb), not Arabs in general.A‘râb (bedevî Araplar) → tüm “Araplar”.
9:107ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًاabuse the masjid by practicing idol worship, dividing…For harm, disbelief, and division — not specifically “idol worship”.Zarar + küfür + ayrılık → “putperestlik uygulamaları”.
9:112السَّائِحُونَthe meditatorsTravelers / wanderers (or fasters in some tafsīr) — not “meditators”.Sâihûn → “meditasyon yapanlar” (3:17–41 çizgisi).

10 — Yûnus

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
10:3ثُمَّ اسْتَوَىٰ عَلَى الْعَرْشِthen assumed all authorityThen established Himself upon the Throne — العرش omitted as Throne.Arş üzerine istivâ → soyut “tüm yetki” (7:54, 13:2 ile aynı).
10:64لَا تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللَّهِThis is GOD’s unchangeable law“Words of God” (kalimāt) → generic “law”.Allah’ın kelimeleri → “değişmez kanun”.
10:87وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةًturn your homes into synagoguesMake your houses a qiblah (direction of prayer) — not “synagogues”.Kıble → “sinagog”.
10:100الرِّجْسَa curseRijs = filth / abomination / spiritual uncleanness.Rics (pislik/lanet kokusu) → salt “curse”.

11 — Hûd

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
11:7وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِHis (earthly) domain was completely covered with waterHis Throne was upon the water — not terrestrial “domain”.Arşı su üzerindeydi → “dünyevi egemenlik suyla kaplı”.
11:40وَفَارَ التَّنُّورُthe atmosphere boiled overThe oven/furnace (al-tannūr) overflowed — not “atmosphere”.Tennûr taştı → “atmosfer kaynadı”.
11:44عَلَى الْجُودِيِّrested on the hills of JudeaRested on al-Jūdī — not “Judea”.Cûdî → “Judea tepeleri” (coğrafî hata).

13 — er-Ra‘d

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
13:2ثُمَّ اسْتَوَىٰ عَلَى الْعَرْشِthen assumed all authoritySame Throne → “authority” rewrite as 10:3 / 7:54.Arş → “yetki”.
13:28تَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللَّهِhearts rejoice in remembering GODHearts find rest / are reassured — not “rejoice” (farah).İtminân (huzur) → “sevinç/rejoice”.
13:41نَأْتِي الْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَاevery day on earth, brings them closer to the endWe come to the land reducing it from its borders — geographic reduction, not “time running out”.Yerin kenarlarından eksilmesi → “her gün sona yaklaşıyor”.

14 — İbrâhîm

RefArapçaKhalifa (EN)Anlam kayması (EN)Anlam kayması (TR)
14:22مَا أَنَا بِمُصْرِخِكُمْ وَمَا أَنتُم بِمُصْرِخِيَّMy complaining cannot help you, nor can your complaining help meI am not your rescuer/crier-helper — not “complaining”.Musrikh (yardıma yetişen) → “şikâyet/complaining”.
14:31لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَالٌneither trade, nor nepotismNo sale and no intimate friendship (khilāl) — not “nepotism”.Hilâl/dostluk bağı → “torpil/nepotism”.

En doğrusunu Allah bilir.