Kur'an-ı Kerim - Kavram 202:
faziletli kılmak, fazilet, fazl,
Kavram Bilgisi
Kavram Adı:
faziletli kılmak, fazilet, fazl,
Kavram No: 202
Kısa Açıklama: 202 İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 62
Bu Kavramın Geçtiği Ayetler
Bakara Suresi - Ayet 47
Türkçe Meal: Ey İsrâîloğulları 197 ! Hatırlayın nimetimi ki nimet verdim üzerinize; ve doğrusu ben faziletli 202 kıldım sizleri âlemler 203 * üzerine.
Arapça: 54|2|47|يبني اسريل اذكروا نعمتي التي انعمت عليكم واني فضلتكم علي العلمين
Bakara Suresi - Ayet 64
Türkçe Meal: Sonra sırt çevirdiniz * bunun ardından; öyle ki eğer olmasaydı fazlı 202 Allah'ın sizlere; ve rahmeti 271 O’nun; mutlak olurdunuz hüsrana uğrayanlardan.
Arapça: 71|2|64|ثم توليتم من بعد ذلك فلولا فضل الله عليكم ورحمته لكنتم من الخسرين
Âl-i İmrân Suresi - Ayet 73
Türkçe Meal: "Ve iman 47 etmeyin kimse dışında (ki) tabi oldu sizin dininize 122 "; de ki: "Doğrusu kılavuz 192 Allah'ın kılavuzlamasıdır 192 "; ki verilir birine misli 870 sizlere verilenin * ya da hac 376 ederler sizlere Rabbinizin 4 indinde/katında; de ki: "Doğrusu fazl 202 Allah'ın elindedir; verir onu dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir 297 ; Alîm’dir 8 ."
Arapça: 366|3|73|ولا تومنوا الا لمن تبع دينكم قل ان الهدي هدي الله ان يوتي احد مثل ما اوتيتم او يحاجوكم عند ربكم قل ان الفضل بيد الله يوتيه من يشا والله وسع عليم
Âl-i İmrân Suresi - Ayet 170
Türkçe Meal: Ferahlayanlardır Allah'ın onlara fazlından 202 verdiğine; ve müjdelerler 473 kendilerine asla ulaşmamış arkalarından kimseleri ki yoktur bir korku onlara (diye); ve onlar hüzünlenmezler (diye).
Arapça: 463|3|170|فرحين بما اتيهم الله من فضله ويستبشرون بالذين لم يلحقوا بهم من خلفهم الا خوف عليهم ولا هم يحزنون
Âl-i İmrân Suresi - Ayet 171
Türkçe Meal: Müjdelerler 473 Allah’tan bir nimeti ve fazlı 202 ; ve ki Allah zayi * etmez müminlerin 27 ecrini (diye).
Arapça: 464|3|171|يستبشرون بنعمه من الله وفضل وان الله لا يضيع اجر المومنين
Âl-i İmrân Suresi - Ayet 174
Türkçe Meal: Öyle ki geri döndüler bir nimetle Allah’tan ve bir fazl 202 ile; asla temas etmiyordu onlara bir kötülük; ve tabi oldular Allah'ın rızasına; ve Allah Zûl Fadlîl Azîm'dir 286 .
Arapça: 467|3|174|فانقلبوا بنعمه من الله وفضل لم يمسسهم سو واتبعوا رضون الله والله ذو فضل عظيم
Âl-i İmrân Suresi - Ayet 180
Türkçe Meal: Ve sanmasın kimseler (ki) cimrilik ederler Allah’ın onlara verdiğine kendi fazlından 202 (ki) o hayırdır onlara; evet! o (cimrilik ettikleri) şerdir onlara; kıyamet günü 148 takılacak boyunlarına onların kendisiyle cimrilik ettikleri; ve Allah’adır göklerin 162 ve yerin mirası; ve Allah yaptıklarınıza haberdardır.
Arapça: 473|3|180|ولا يحسبن الذين يبخلون بما اتيهم الله من فضله هو خيرا لهم بل هو شر لهم سيطوقون ما بخلوا به يوم القيمه ولله ميرث السموت والارض والله بما تعملون خبير
Nisâ Suresi - Ayet 32
Türkçe Meal: Ve temenni * etmeyin fazlalıklı kıldığına Allah'ın kendisiyle bir kısmınızı bir kısma karşı; erkekleredir bir nasip kazandıklarından; ve kadınlaradır bir nasip kazandıklarından; ve sorun/sual edin Allah’a fazlından/lütfundan 202 O’nun; doğrusu Allah oldu her bir şeye bir Alîm 8 .
Arapça: 525|4|32|ولا تتمنوا ما فضل الله به بعضكم علي بعض للرجال نصيب مما اكتسبوا وللنسا نصيب مما اكتسبن وسلوا الله من فضله ان الله كان بكل شي عليما
Nisâ Suresi - Ayet 37
Türkçe Meal: Kimseler (ki) cimrilik/pintilik ederler; ve emrederler insanlara cimriliği/pintiliği; ve gizlerler verdiğini onlara Allah'ın kendi fazlından 202 ; ve hazırladık kâfirler 25 için yıpratan/çöktüren bir azap.
Arapça: 530|4|37|الذين يبخلون ويامرون الناس بالبخل ويكتمون ما اتيهم الله من فضله واعتدنا للكفرين عذابا مهينا
Nisâ Suresi - Ayet 54
Türkçe Meal: Ya da haset mi ederler insanlara, Allah'ın onlara verdiğine karşı kendi fazlından 202 ; öyle ki muhakkak verdik İbrahim ailesine/taraftarlarına kitap ve hikmet 303 * ; ve verdik onlara büyük bir mülk ** .
Arapça: 547|4|54|ام يحسدون الناس علي ما اتيهم الله من فضله فقد اتينا ال ابرهيم الكتب والحكمه واتينهم ملكا عظيما
Nisâ Suresi - Ayet 70
Türkçe Meal: İşte bu; fazldır 202 Allah’tan; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Alîm (olarak) 8 .
Arapça: 563|4|70|ذلك الفضل من الله وكفي بالله عليما
Nisâ Suresi - Ayet 73
Türkçe Meal: Ve mutlak ki eğer isabet etse sizlere bir fazl 202 Allah’tan; muhakkak der (o kimse) -sanki asla olmaz * sizin aranızda ve onun arasında bir sevgi/dostluk-: "Ah! Keşke ben olsaydım onlarla beraber; öyle ki başarsaydım büyük bir başarı."
Arapça: 566|4|73|ولين اصبكم فضل من الله ليقولن كان لم تكن بينكم وبينه موده يليتني كنت معهم فافوز فوزا عظيما
Nisâ Suresi - Ayet 113
Türkçe Meal: Şayet olmasa (-ydı) fazlı 202 Allah'ın senin üzerine; ve (de) rahmeti 271 ; mutlak niyetlenmişti bir tayfa onlardan ki dalalete 128 düşürürler seni; ve dalalete 128 düşürür değillerdir kendi nefisleri 201 dışında; ve zarar verir değillerdir sana hiçbir şeyde; ve indirdi Allah sana kitabı * ve hikmeti 303 ; ve öğretti sana asla olmazsın bilir; ve oldu fazlı 202 Allah'ın senin üzerine bir büyük ** (şey).
Arapça: 606|4|113|ولولا فضل الله عليك ورحمته لهمت طايفه منهم ان يضلوك وما يضلون الا انفسهم وما يضرونك من شي وانزل الله عليك الكتب والحكمه وعلمك ما لم تكن تعلم وكان فضل الله عليك عظيما
Nisâ Suresi - Ayet 173
Türkçe Meal: Öyle ki iman 47 etmiş ve sâlihâtı 18 yapmış kimselere gelince; öyle ki tamamlanır ecirleri 820 ; ve ziyade eder/artırır (Allah) fazlından 202 ; ve geri durmuş ve büyüklenmiş kimselere gelince; öyle ki azap eder (Allah) onlara bir elim/acıklı (azapla); ve bulamazlar kendilerine Allah'ın astından bir veli 28 ; ve ne de bir yardımcı.
Arapça: 666|4|173|فاما الذين امنوا وعملوا الصلحت فيوفيهم اجورهم ويزيدهم من فضله واما الذين استنكفوا واستكبروا فيعذبهم عذابا اليما ولا يجدون لهم من دون الله وليا ولا نصيرا
Nisâ Suresi - Ayet 175
Türkçe Meal: Öyle ki Allah’a iman 47 etmiş ve O'na yapışmış kimselere gelince; öyle ki sokacak (Allah) onları kendinden bir rahmete 271 ve bir fazilete 202 ; ve kılavuzlar 192 onları kendisine; dosdoğru bir yola.
Arapça: 668|4|175|فاما الذين امنوا بالله واعتصموا به فسيدخلهم في رحمه منه وفضل ويهديهم اليه صرطا مستقيما
Mâide Suresi - Ayet 2
Türkçe Meal: Ey iman 47 etmiş kimseler! Halel getirmeyin * Allah'ın şiarlarına 312 ; ve ne de haram aya 34 ; ve ne de hediyeye 338 ; ve ne de gerdanlara ** ; ve ne de haram eve 535 gelenlere (ki) bakınırlar bir fazilete 202 Rablerinden 4 ve bir rızaya; ve sonlandırdığınız zaman ihramı 534 öyle ki avlanın; cürüm işletmesin sizlere bir kavme (olan) nefret/kin ki engellediler sizleri haram mescitten 158 ki (o durumda) sınırı aşarsınız; ve yardımlaşın erdem ve takva 21 üzerine; ve yardımlaşmayın günah üzerine; ve sınırı aşmayın; ve takvalı 21 olun Allah’a; doğrusu Allah Şedîd'tir 536 akabinde *** .
Arapça: 671|5|2|يايها الذين امنوا لا تحلوا شعير الله ولا الشهر الحرام ولا الهدي ولا القليد ولا امين البيت الحرام يبتغون فضلا من ربهم ورضونا واذا حللتم فاصطادوا ولا يجرمنكم شنان قوم ان صدوكم عن المسجد الحرام ان تعتدوا وتعاونوا علي البر والتقوي ولا تعاونوا علي الاثم والعدون واتقوا الله ان الله شديد العقاب
Mâide Suresi - Ayet 54
Türkçe Meal: Ey iman 47 etmiş kimseler! Kim dönerse sizlerden dininden 122 ; öyle ki yakında getirecek Allah bir kavmi/toplumu; sever (Allah) onları; ve sever onlar O’nu (Allah'ı); kibar/alçak gönüllüdürler müminlere 27 karşı; azametlidirler * kâfirlere 25 karşı; cihat 356 ederler Allah yolunda 336 ; ve korkmazlar ayıplama (-sından) bir ayıplayanın; işte bu; bir fazlıdır 202 Allah'ın; verir dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir 297 ; Alîm’dir 8 .
Arapça: 723|5|54|يايها الذين امنوا من يرتد منكم عن دينه فسوف ياتي الله بقوم يحبهم ويحبونه اذله علي المومنين اعزه علي الكفرين يجهدون في سبيل الله ولا يخافون لومه لايم ذلك فضل الله يوتيه من يشا والله وسع عليم
En'âm Suresi - Ayet 16
Türkçe Meal: Kim çevrilip savılır ondan * o gün; öyle ki muhakkak rahmet 271 etti (Allah) ona; ve işte budur apaçık fazl 202 .
Arapça: 805|6|16|من يصرف عنه يوميذ فقد رحمه وذلك الفوز المبين
En'âm Suresi - Ayet 86
Türkçe Meal: Ve İsmâîl’i; ve Elyesâ’ı; ve Yûnus’u; ve Lût’u; ve hepsini faziletli 202 kıldık alemler 203 üzerine.
Arapça: 875|6|86|واسمعيل واليسع ويونس ولوطا وكلا فضلنا علي العلمين
A'râf Suresi - Ayet 39
Türkçe Meal: Ve dedi onların ilkleri onların sonrakilerine: "Öyle ki olmuş değildir üzerimize sizlerin hiçbir fazlı 202 ; öyle ki tadın azabı kazanır olduğunuzla."
Arapça: 993|7|39|وقالت اوليهم لاخريهم فما كان لكم علينا من فضل فذوقوا العذاب بما كنتم تكسبون
A'râf Suresi - Ayet 140
Türkçe Meal: Dedi (Mûsâ): "Allah'tan başkasını mı ararım sizlere bir ilâh (olarak); ve O (Allah) faziletlendirdi 202 sizleri alemlere 203 karşı?"
Arapça: 1094|7|140|قال اغير الله ابغيكم الها وهو فضلكم علي العلمين
Tevbe Suresi - Ayet 28
Türkçe Meal: Ey iman 47 etmiş kimseler! Ancak ki müşrikler 36 bir necestir 760 ; öyle ki yaklaşamazlar haram mescite 158 sonrasında bu yılları * ; ve eğer korktunuzsa bir yoksulluk (olmasından); öyle ki yakında zengin edecek sizleri Allah kendi fazlından 202 eğer dilerse; doğrusu Allah bir Alîm’dir 8 ; bir Hakîm’dir 9 .
Arapça: 1263|9|28|يايها الذين امنوا انما المشركون نجس فلا يقربوا المسجد الحرام بعد عامهم هذا وان خفتم عيله فسوف يغنيكم الله من فضله ان شا ان الله عليم حكيم
Tevbe Suresi - Ayet 59
Türkçe Meal: Ve şayet ki razı olsaydılar verdiğine onlara Allah'ın ve resûlünün 700 ; ve deselerdi: "Hesaplayandır/düşünendir bizleri Allah; verecek bizlere Allah fazlından 202 ; ve resûlü (de); doğrusu bizler Allah'a karşı rağbet 767 edenleriz."
Arapça: 1294|9|59|ولو انهم رضوا ما اتيهم الله ورسوله وقالوا حسبنا الله سيوتينا الله من فضله ورسوله انا الي الله رغبون
Tevbe Suresi - Ayet 74
Türkçe Meal: Ant içerler Allah'a, demiş değillerdir (diye); ve muhakkak dediler küfür 422 kelimesini/söylemini; ve kâfirlik 25 ettiler İslam’ları 218 sonrasında; ve yeltendiler asla nail * olamaz olduklarına; değillerdi öç alırlar dışında ki ganileştirir ** onları Allah ve resûlü 700 fazlından 202 ; öyle ki eğer tevbe 33 ederlerse olur onlara hayır; ve eğer dönerlerse azap eder onlara Allah elim/acıklı bir azapla dünyada ve ahirette; ve olmaz onlara yerde hiçbir bir veli 28 ve ne de bir yardım eden.
Arapça: 1309|9|74|يحلفون بالله ما قالوا ولقد قالوا كلمه الكفر وكفروا بعد اسلمهم وهموا بما لم ينالوا وما نقموا الا ان اغنيهم الله ورسوله من فضله فان يتوبوا يك خيرا لهم وان يتولوا يعذبهم الله عذابا اليما في الدنيا والاخره وما لهم في الارض من ولي ولا نصير
Tevbe Suresi - Ayet 75
Türkçe Meal: Ve onlardan kimi ahit * verdi Allah'a; muhakkak ki eğer verirse ** bizlere fazlından 202 mutlak sadaka 39 veririz; ve mutlak oluruz sâlihlerden 217 (diye).
Arapça: 1310|9|75|ومنهم من عهد الله لين اتينا من فضله لنصدقن ولنكونن من الصلحين
Tevbe Suresi - Ayet 76
Türkçe Meal: Öyle ki ne zaman verdi * onlara fazlından 202 pintilik/cimrilik ettiler onunla ** ; ve döndüler; ve onlar dirençlidirler/aykırıdırlar.
Arapça: 1311|9|76|فلما اتيهم من فضله بخلوا به وتولوا وهم معرضون
Yunus Suresi - Ayet 58
Türkçe Meal: De ki: "Allah'ın fazlıyla 202 ve rahmetiyledir 271 "; öyle ki işte bununla * ; öyle ki ferahlasınlar; o ** bir hayırdır topladıklarından.
Arapça: 1420|10|58|قل بفضل الله وبرحمته فبذلك فليفرحوا هو خير مما يجمعون
Yunus Suresi - Ayet 60
Türkçe Meal: Ve nedir zanları 314 kimselerin (ki) iftira 402 atarlar Allah'a karşı kıyamet günü yalanını 873 ?; doğrusu Allah mutlak sahibidir bir fazl 202 insanlara karşı; velakin/fakat çoğu onların şükretmezler 43 .
Arapça: 1422|10|60|وما ظن الذين يفترون علي الله الكذب يوم القيمه ان الله لذو فضل علي الناس ولكن اكثرهم لا يشكرون
Yunus Suresi - Ayet 107
Türkçe Meal: Ve eğer temas ettirse sana Allah bir zararı; öyle ki olmaz kâşif * ona ** O’nun *** dışında; ve eğer dilerse **** sana bir hayrı; öyle ki olmaz reddeden ***** fazlını 202 O’nun *** ; isabet ettirir **** onu ****** kullarından 46 dilediği kimseye; ve O **** Gafûr’dur 20 ; Rahîm’dir 2 .
Arapça: 1469|10|107|وان يمسسك الله بضر فلا كاشف له الا هو وان يردك بخير فلا راد لفضله يصيب به من يشا من عباده وهو الغفور الرحيم
Hûd Suresi - Ayet 3
Türkçe Meal: Ve ki istiğfar 396 dileyin Rabbinizden 4 ; sonra tevbe 33 edin O'na; metalandırır 54 sizleri güzel bir meta 54 (-yla) belirli bir ecele kadar; ve verir her bir fazl 202 sahibine fazlını 202 onun; ve eğer yüz çevirirseniz; öyle ki ben * korkarım üzerinize (olan) büyük bir günün azabına (karşı).
Arapça: 1474|11|3|وان استغفروا ربكم ثم توبوا اليه يمتعكم متعا حسنا الي اجل مسمي ويوت كل ذي فضل فضله وان تولوا فاني اخاف عليكم عذاب يوم كبير
Yusuf Suresi - Ayet 38
Türkçe Meal: "Ve tabi oldum * babalarım/atalarım ** İbrahim'in ve İshâk'ın ve Yakûb'un milletine 301 ; olmuş değildir bizlere ki şirk 71 koşarız Allah'a hiçbir şeyi; işte bu; bir fazlındandır 202 Allah'ın üzerimize *** ve insanların üzerine *** ; velakin/fakat insanların ekserisi/çoğu şükretmezler 43 ."
Arapça: 1632|12|38|واتبعت مله اباي ابرهيم واسحق ويعقوب ما كان لنا ان نشرك بالله من شي ذلك من فضل الله علينا وعلي الناس ولكن اكثر الناس لا يشكرون
Ra'd Suresi - Ayet 4
Türkçe Meal: Ve yerdedir * komşu kıtalar ** ; ve cennetler *** üzümlerden; ve ekin; ve hurmalar; budaklılar **** ve olmaksızın ***** budaklılar; sulanır tek bir suyla 950 ; ve faziletlendiririz 202 bir kısmını onun yemede ****** bir kısım üzerine; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler 237 bir kavme/topluma (ki) aklederler 562 .
Arapça: 1709|13|4|وفي الارض قطع متجورت وجنت من اعنب وزرع ونخيل صنوان وغير صنوان يسقي بما وحد ونفضل بعضها علي بعض في الاكل ان في ذلك لايت لقوم يعقلون
Nahl Suresi - Ayet 14
Türkçe Meal: Ve O’dur * ki boyun eğdirendir bahrı 236 ; yemeniz için ondan ** taze bir et; ve çıkarmanız için ondan ** bir takı (ki) kuşanırsınız/giyersiniz onu; ve görürsün gemiyi (ki) yarıp ilerleyenlerdir onda *** ; aramanız için O'nun **** fazlından 202 ; ve belki sizler şükredersiniz 43 .
Arapça: 1913|16|14|وهو الذي سخر البحر لتاكلوا منه لحما طريا وتستخرجوا منه حليه تلبسونها وتري الفلك مواخر فيه ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
Nahl Suresi - Ayet 71
Türkçe Meal: Ve Allah faziletli 202 kıldı bir kısmınızı bir kısma karşı rızıkta; öyle ki kimseler * (ki) faziletli 202 kılındılar değillerdir geri döndürmeyle rızıklarını sağ ellerinin malik olduklarına 77 karşı; öyle ki onlar onda ** aynı seviyede (olsun); öyle ki Allah'ın nimetine 757 mi nankörlük * ederler?
Arapça: 1970|16|71|والله فضل بعضكم علي بعض في الرزق فما الذين فضلوا برادي رزقهم علي ما ملكت ايمنهم فهم فيه سوا افبنعمه الله يجحدون
İsrâ Suresi - Ayet 12
Türkçe Meal: Ve yaptık geceyi ve gündüzü iki ayet 287 ; öyle ki sildik 1040 ayetini 287 gecenin ve yaptık 1040 ayetini 287 gündüzün bir gördüren * ; bakınıp aranmanız içindir Rabbinizin 4 bir fazlını 202 ; ve bilmeniz içindir adedini senelerin ve hesabı; ve her bir şeyi (ki) tefsîl ettik 651 onu bir tefsîl 651 (olarak).
Arapça: 2039|17|12|وجعلنا اليل والنهار ايتين فمحونا ايه اليل وجعلنا ايه النهار مبصره لتبتغوا فضلا من ربكم ولتعلموا عدد السنين والحساب وكل شي فصلنه تفصيلا
İsrâ Suresi - Ayet 21
Türkçe Meal: Bak nasıl faziletlendik 202 bir kısmını onların * bir kısım üzerine ** ; ve mutlak ki ahiret daha büyüktür bir derece (olarak) ve daha büyüktür bir fazilet 202 (olarak).
Arapça: 2048|17|21|انظر كيف فضلنا بعضهم علي بعض وللاخره اكبر درجت واكبر تفضيلا
İsrâ Suresi - Ayet 55
Türkçe Meal: Ve (senin) Rabbin 4 daha iyi bilendir kimseyi 436 göklerdeki 162 ve yerdeki; ve ant olsun faziletlendirdik 202 nebilerin 132 bir kısmını bir kısım üzerine * ; ve verdik Dâvud’a bir zebur 477 .
Arapça: 2082|17|55|وربك اعلم بمن في السموت والارض ولقد فضلنا بعض النبين علي بعض واتينا داود زبورا
İsrâ Suresi - Ayet 66
Türkçe Meal: Rabbiniz 4 ki ilerletendir sizlere gemileri bahrda 236 ; aranıp bakınmanız için fazlından 202 O’nun * ; doğrusu O ** oldu sizlere bir rahîm 2 .
Arapça: 2093|17|66|ربكم الذي يزجي لكم الفلك في البحر لتبتغوا من فضله انه كان بكم رحيما
İsrâ Suresi - Ayet 70
Türkçe Meal: Ve ant olsun keremleştirdik * Âdemoğullarını 692 ; ve taşıdık onları ** karada ve bahrda 236 ; ve rızıklandırdık onları ** iyilerden; ve faziletli 202 kıldık yarattığımız kimseden çoğu *** üzerine bir fazilet 202 (-le).
Arapça: 2097|17|70|ولقد كرمنا بني ادم وحملنهم في البر والبحر ورزقنهم من الطيبت وفضلنهم علي كثير ممن خلقنا تفضيلا
İsrâ Suresi - Ayet 87
Türkçe Meal: Ancak bir rahmettir 271 (senin) Rabbinden 4 ; doğrusu fazlı 202 O’nun * oldu (senin) üzerine bir kebîr 502 .
Arapça: 2114|17|87|الا رحمه من ربك ان فضله كان عليك كبيرا
Mü'minûn Suresi - Ayet 24
Türkçe Meal: Öyle ki dedi melesi 364 -(ki) onun * kavminden/toplumundan kâfirlik 25 etmiş kimselerdir-: "Değildir bu ** sizlerin misali 870 bir beşer 432 dışında; arzular ** ki faziletli 202 olsun üzerinize; ve şayet dileseydi Allah mutlak indirirdi melekleri 48 ; işitmiş değiliz bunu *** evvelki babalarımızda/atalarımızda."
Arapça: 2695|23|24|فقال الملوا الذين كفروا من قومه ما هذا الا بشر مثلكم يريد ان يتفضل عليكم ولو شا الله لانزل مليكه ما سمعنا بهذا في اباينا الاولين
Nûr Suresi - Ayet 10
Türkçe Meal: Ve şayet olmasaydı * fazlı 202 Allah'ın üzerinize ve rahmeti 271 O’nun ** ; ve ki Allah bir Tevvâb'tır 191 ; bir Hakîm’dir 9 .
Arapça: 2799|24|10|ولولا فضل الله عليكم ورحمته وان الله تواب حكيم
Nûr Suresi - Ayet 14
Türkçe Meal: Ve şayet olmasaydı fazlı 202 Allah'ın üzerinize; ve rahmeti 271 O’nun * dünyada ve ahirette; mutlak temas ederdi sizlere taşıp akın ettiğinizde kendisinde azîm ** bir azap.
Arapça: 2803|24|14|ولولا فضل الله عليكم ورحمته في الدنيا والاخره لمسكم في ما افضتم فيه عذاب عظيم
Nûr Suresi - Ayet 20
Türkçe Meal: Ve şayet olmasaydı fazlı 202 Allah'ın üzerinize; ve rahmeti 271 O’nun * ; ve ki Allah bir Raûf’tur 15 ; bir Rahîm’dir 2 .
Arapça: 2809|24|20|ولولا فضل الله عليكم ورحمته وان الله روف رحيم
Nûr Suresi - Ayet 21
Türkçe Meal: Ey iman 47 etmiş kimseler! Tabi olmayın adımlarına şeytânın 29 ; ve kim tabi olur adımlarına şeytânın 29 öyle ki doğrusu o * emreder fahşayı 81 ve münkeri 82 ; ve şayet olmasaydı fazlı 202 Allah'ın üzerinize ve rahmeti 271 O’nun ** ; saflaşır değildi sizden hiç biriniz ebediyen; velakin/fakat Allah saflaştırır dilediği kimseyi; ve Allah bir Semî’dir 41 ; bir Alîm’dir 8 .
Arapça: 2810|24|21|يايها الذين امنوا لا تتبعوا خطوت الشيطن ومن يتبع خطوت الشيطن فانه يامر بالفحشا والمنكر ولولا فضل الله عليكم ورحمته ما زكي منكم من احد ابدا ولكن الله يزكي من يشا والله سميع عليم
Nûr Suresi - Ayet 22
Türkçe Meal: Ve yemin etmesinler * fazilet 202 sahipleri sizlerden ve genişlik ** (sahipleri) ki verirler yakınlık 130 sahiplerine ve miskinlere 113 ve Allah yolundaki 336 muhâcirlere 716 ; ve affetsinler ve hoş görsünler; sevmez misiniz ki mağfiret 319 eder Allah sizlere? Ve Allah bir Gafûr’dur 20 ; bir Rahîm’dir 2 .
Arapça: 2811|24|22|ولا ياتل اولوا الفضل منكم والسعه ان يوتوا اولي القربي والمسكين والمهجرين في سبيل الله وليعفوا وليصفحوا الا تحبون ان يغفر الله لكم والله غفور رحيم
Nûr Suresi - Ayet 32
Türkçe Meal: Ve nikâhlayın bekârları * sizlerden ** ve sâlihleri 217 kullarınızdan 1196 *** ve kadın kölelerinizden **** ; eğer olduysalar fukara ganiyy ***** eder onları Allah kendi fazlından 202 ; ve Allah bir Vâsi’dir 297 ; bir Alîm’dir 8 .
Arapça: 2821|24|32|وانكحوا الايمي منكم والصلحين من عبادكم وامايكم ان يكونوا فقرا يغنهم الله من فضله والله وسع عليم
Nûr Suresi - Ayet 33
Türkçe Meal: Ve geri dursun * kimseler (ki) bulamazlar bir nikâh ta ki ganiyleştirir ** onları Allah kendi fazlından 202 ve kimseler (ki) bakınırlar kitaba/yazıta 1197 malik olduğundan sağ ellerinizin 77 ; öyle ki kitaplaştırın/yazıtlaştırın 1197 onlara *** eğer bildiyseniz **** onlarda bir hayır ***** ; ve verin onlara *** Allah'ın malından 1198 ki verendir sizlere; ve kerhenleştirmeyin 697 ****** feteyâtınızı 1199 biğâʾiye 1200 -eğer ******* arzu ettilerse muhsanât 492 olmayı- bakınmanız ******** için dünya hayatının arzına/sunumuna; ve kim kerhenleştirir 697 onları ******** öyle ki doğrusu Allah sonrasında (bu) kerhenleştirme bir Gafûr’dur 20 ; bir Rahîm’dir 2 .
Arapça: 2822|24|33|وليستعفف الذين لا يجدون نكاحا حتي يغنيهم الله من فضله والذين يبتغون الكتب مما ملكت ايمنكم فكاتبوهم ان علمتم فيهم خيرا واتوهم من مال الله الذي اتيكم ولا تكرهوا فتيتكم علي البغا ان اردن تحصنا لتبتغوا عرض الحيوه الدنيا ومن يكرههن فان الله من بعد اكرههن غفور رحيم
Nûr Suresi - Ayet 38
Türkçe Meal: Cezalandırması 63 içindir Allah'ın onları yaptıklarının daha güzeli (-yle); ve ziyade etmesi * (içindir) onlara kendi fazlından 202 ; ve Allah rızıklandırır dilediği kimseyi olmaksızın bir hesap.
Arapça: 2827|24|38|ليجزيهم الله احسن ما عملوا ويزيدهم من فضله والله يرزق من يشا بغير حساب
Neml Suresi - Ayet 15
Türkçe Meal: Ve ant olsun verdik Dâvud'a ve Süleymân'a bir ilim; ve (ikisi) dedi: "Hamd 3 Allah’adır ki faziletli 202 kılandır bizleri birçoğu üzerine mümin 27 kullarından 907 ."
Arapça: 3172|27|15|ولقد اتينا داود وسليمن علما وقالا الحمد لله الذي فضلنا علي كثير من عباده المومنين
Neml Suresi - Ayet 16
Türkçe Meal: Ve varis * oldu Süleymân Dâvud'a; ve dedi ** : "Ey insanlar! Öğretildik konuşmasını *** kuşun; ve verildik her bir şeyden; doğrusu bu (ki) mutlak ki odur mubîn 1194 fazl 202 ."
Arapça: 3173|27|16|وورث سليمن داود وقال يايها الناس علمنا منطق الطير واوتينا من كل شي ان هذا لهو الفضل المبين
Neml Suresi - Ayet 73
Türkçe Meal: Ve doğrusu (senin) Rabbin 4 mutlak sahibidir bir fazl 202 insanlar üzerine; velakin/fakat ekserisi * onların ** şükretmezler 43 .
Arapça: 3230|27|73|وان ربك لذو فضل علي الناس ولكن اكثرهم لا يشكرون
Kasas Suresi - Ayet 73
Türkçe Meal: Ve rahmetinden 271 (ki) yaptı sizlere geceyi 171 ve gündüzü 170 sükûnet bulmanız için onda * ; ve aramanız için O'nun ** fazlından 202 ; ve belki sizler şükredersiniz 43 .
Arapça: 3323|28|73|ومن رحمته جعل لكم اليل والنهار لتسكنوا فيه ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
Rûm Suresi - Ayet 23
Türkçe Meal: Ve ayetlerindendir 237 O’nun * uyumanız geceyle; ve gündüz ve bakınmanız ** fazlından 202 O’nun * ; doğrusu bundadır mutlak ayetler 237 işitir bir kavme/topluma.
Arapça: 3430|30|23|ومن ايته منامكم باليل والنهار وابتغاوكم من فضله ان في ذلك لايت لقوم يسمعون
Rûm Suresi - Ayet 45
Türkçe Meal: Cezalandırması 63 içindir kimseleri (ki) iman 47 ettiler ve yaptılar sâlihât 18 ; fazlındandır 202 O’nun * ; doğrusu O ** sevmez kâfirleri 25 .
Arapça: 3452|30|45|ليجزي الذين امنوا وعملوا الصلحت من فضله انه لا يحب الكفرين
Rûm Suresi - Ayet 46
Türkçe Meal: Ve ayetlerindendir 237 O’nun * ki gönderir rüzgârları 1001 müjdeleyenler (olarak); ve tattırması içindir sizlere kendi rahmetinden 271 ; ve akması içindir geminin emriyle O’nun * ; ve bakınmanız ** içindir fazlından 202 O’nun * ; ve belki sizler şükredersiniz 43 .
Arapça: 3453|30|46|ومن ايته ان يرسل الرياح مبشرت وليذيقكم من رحمته ولتجري الفلك بامره ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
Ahzâb Suresi - Ayet 47
Türkçe Meal: Ve müjdele * müminleri 27 ki onlaradır Allah’tan bir büyük bir fazl 202 .
Arapça: 3578|33|47|وبشر المومنين بان لهم من الله فضلا كبيرا
Sebe' Suresi - Ayet 10
Türkçe Meal: Ve ant olsun verdik Dâvud'a bizden bir fazl 202 ; ey dağlar! Dönün * onunla ** beraber *** ; ve kuş 1136 **** ; ve yumuşattık 1336 ona ***** demiri.
Arapça: 3614|34|10|ولقد اتينا داود منا فضلا يجبال اوبي معه والطير والنا له الحديد
Fâtır Suresi - Ayet 12
Türkçe Meal: Ve aynı seviyelenir * değildir iki bahr 236 ; şu ** (ki) bir lezzetli, bir tatlı, bir kolay yutulan içimi onun; ve şu *** (ki) bir tuzlu, bir acıdır; ve her birinden yersiniz taze et; ve çıkarırsınız bir süs **** (ki) takınırsınız onu; ve görürsün gemiyi onda ***** yarıp gidenler (olarak); aranmanız için O’nun ****** fazlından 202 ; ve belki sizler şükredersiniz 43 .
Arapça: 3670|35|12|وما يستوي البحران هذا عذب فرات سايغ شرابه وهذا ملح اجاج ومن كل تاكلون لحما طريا وتستخرجون حليه تلبسونها وتري الفلك فيه مواخر لتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
Fâtır Suresi - Ayet 30
Türkçe Meal: Tamamlaması içindir * onlara ecirlerini 820 ve ziyade etmesi içindir * kendi fazlından 202 ; doğrusu O ** bir Gafûr’dur 20 ; bir Şekûr’dur 1346 .
Arapça: 3688|35|30|ليوفيهم اجورهم ويزيدهم من فضله انه غفور شكور
Fâtır Suresi - Ayet 32
Türkçe Meal: Sonra varis 1347 ettik kitabı * kimselere (ki) saflaştırdık ** kullarımızdan 907 ; öyle ki onlardandır *** bir zalim 257 kendi nefsine 201 ; ve onlardandır *** bir iktisatlı **** ; ve onlardandır *** bir sâbık 775 hayırlarla Allah'ın izniyle; işte budur (ki) o ***** kebîr ****** fazldır 202 .
Arapça: 3690|35|32|ثم اورثنا الكتب الذين اصطفينا من عبادنا فمنهم ظالم لنفسه ومنهم مقتصد ومنهم سابق بالخيرت باذن الله ذلك هو الفضل الكبير
Duhân Suresi - Ayet 57
Türkçe Meal: Bir fazıldır 202 (senin) Rabbinden 4 ; işte bu; o (ki) aziz * fevzdir 768 .
Arapça: 4469|44|57|فضلا من ربك ذلك هو الفوز العظيم